Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalAcceptera villkorligtinvitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalAcceptér betingetinvitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalAccepter sous conditioninvitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalAccetta con riservainvitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalAceitar cond. invitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalAceptar cond. invitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposal[Akceptovať s podm.] invitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalAkceptuj warunkiinvitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalAnnehmen unter Vorbehaltinvitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposal[Elfogadás (nem végleges)]
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposal[Hyväksy ehdoin] @ item event or to- do submit counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposal[Pogojno sprejmi]
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalPřijmout podm. invitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalVoorwaardelijk acceptereninvitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposal[Αποδοχή υπό όρους]
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposal[Приемане]
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalПрийняти умов. invitation counter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposal[Принять с условиями]
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposalהתקבלcounter proposal
Koşullu Kabul Etinvitation counter proposal[条件付きで承諾]
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.(78:2) трупы рабов Твоих отдали на съедение птицам небесным, тела святых Твоих – зверям земным;
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Dali mŕtve telá tvojich služobníkov za pokrm nebeským vtákom, telá tvojich svätých zemskej zveri.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Dali so hlapcev tvojih trupla ptičem nebeškim, meso svetnikov tvojih zverinam zemlje.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Dali těla mrtvá služebníků tvých za pokrm ptákům nebeským, těla svatých tvých šelmám zemským.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Dali trupy sług twoich na pokarm ptastwu powietrznemu, ciała świętych twoich bestyjom ziemskim.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.De har gitt dine tjeneres lik til føde for himmelens fugler, dine helliges kjøtt til ville dyr.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.de har givet Himlens Fugle dine Tjeneres Lig til Æde, Jordens vilde Dyr dine frommes Kød;
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.De hava givit dina tjänares kroppar till mat åt himmelens fåglar, dina frommas kött åt markens djur.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.He antoivat sinun palvelijaisi ruumiit taivaan linnuille ruuaksi, maan pedoille sinun hurskaittesi lihan.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.저희가 주의 종들의 시체를 공중의 새에게 밥으로 주며 주의 성도들의 육체를 땅 짐승에게 주며
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Szolgáid holttestét az ég madarainak adták eledelül, szenteid húsát a föld vadjainak.
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.Мъртвите тела на слугите Ти дадоха за ястие на небесните птици, Месата на светиите Ти на земните зверове,
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.נתנו את נבלת עבדיך מאכל לעוף השמים בשר חסידיך לחיתו ארץ׃
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.دفعوا جثث عبيدك طعاما لطيور السماء. لحم اتقيائك لوحوش الارض
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.把 你 僕 人 的 屍 首 、 交 與 天 空 的 飛 鳥 為 食 、 把 你 聖 民 的 肉 、 交 與 地 上 的 野 獸
Kullarının ölülerini yem olarak yırtıcı kuşlara, Sadık kullarının etini yabanıl hayvanlara verdiler.把 你 僕人 的 屍首 、 交與 天空 的 飛鳥為 食 、 把 你 聖民 的 肉 、 交與 地上 的 野獸
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Aşa că o mare parte din carnea din Londra venea din nord-vest, din Scotland şi Wales.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Begitu banyak daging di London yang datang dari daerah barat laut, dari Skotlandia dan Wales.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Dus veel van Londens vlees kwam uit het noordwesten, uit Schotland en Wales.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Gran parte de la carne de Londres llegaba del noroeste, de Escocia y de Gales.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.런던으로 들어오는 육류의 대부분은 북서쪽 지방, 스코틀랜드와 웨일즈에서 옵니다.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Londonba a legtöbb hús északnyugatról, Skóciából és Walesből érkezett.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Muita da carne de Londres vinha de noroeste, da Escócia e de Gales.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Phần lớn thịt động vật của London tới từ vùng tây bắc, từ Scotland và xứ Wales.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Proto hodně londýnského masa přicházelo ze severozápadu, ze Skotska a Walesu.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Så meget af Londons kød kom til byen fra nordvest, fra Skotland og Wales.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.So kam das meiste Fleisch in London aus dem Nordwesten an, aus Schottland und Wales.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Una gran parte della carne di Londra arrivava dal nord-ovest, dalla Scozia e dal Galles.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Une grande partie de la viande de Londres venait du nord-ouest, d'Ecosse et du Pays de Galles.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Μεγάλες ποσότητες κρέατος για το Λονδίνο ερχόταν από τα βορειοδυτικά, τη Σκωτία και την Ουαλία.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Отже багато лондонського м'яса потрапляло з північного заходу, з Шотландії та Уельса.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.Толкова много от лондонското месо идвало от северозапад, от Шотландия и Уелс.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.וכמובן בילינסגייט, שוק הדגים המפורסם של לונדון, פעל במקום הזה עד אמצע שנות ה-80 של המאה הקודמת.
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.كمية كبيرة من لحوم لندن كانت تأتي من الشمال الغربي. من اسكتلاندا و ويلز
Londra'daki etin büyük çoğunluğu kuzeybatıdan, İskoçya ve Galler'den geliyordu.北西から入ってきていました スコットランドやウェールズから 都市の北西部に入ってきましたので
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››Da ne bodi ona, prosim, kako mrtvo dete, čigar meso je napol trhlo, ko pride iz telesa matere svoje.
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››essa non sia come il bambino nato morto, la cui carne è gia mezzo consumata quando esce dal seno della madre»
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››Jangan biarkan dia menjadi seperti bayi yang lahir sudah mati, dengan dagingnya setengah busuk.
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››그로 살이 반이나 썩고 죽어서 모태에서 나온 자같이 되게 마옵소서
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››Laat haar toch niet zijn als een doodgeborene, van wie het vlees al half is weggerot bij de geboorte."