eteği ile cümle

eteği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom annesinin eteğinin arkasına saklandı.Tom hid behind his mother's skirts.
Bu bir etek değil. Bu bir İskoç eteği.It's not a skirt. It's a kilt.
Eteğinin rengini beğeniyorum.I like the color of your skirt.
Mary eteği denedi, ama ona uymadı.Mary tried the skirt on, but it didn't fit her.
Geçen hafta giydiğim o siyah eteği bulmaya çalışıyorum.I'm trying to find that black skirt I wore last week.
Tom bugün bir iskoç eteği giyiyor.Tom is wearing a kilt today.
Tom sosyal medyadan bir süreliğine elini eteğini çekti.Tom is going on a social media detox.
Tom insanlardan elini eteğini çekmeye başladı.Tom started to avoid people.
Bu dönemden sonra Van şehri Erek Dağının eteğinde yeniden kurulur.After the meal, they resume their trek down the mountain.
Licancabur'un eteğinde bulunur.View of Licancabur.
Yöre halkı tarafından Küçük Dağ olarak adlandıran dağın eteğinde kurulmuştur.It was built on a small hill as its name suggests.
Sultan Dağları'nın batı eteği Beyşehir gölü'nün başlangıç sahasıdır.West slopes of Sultan Mountains are part of the Lake Beyşehir drainage basin.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.I saw her skirts whisk, and he went after her.
"Koç ve Atlar" adımları eteğinde durdu ve Sayın göreHe stopped at the foot of the "Coach and Horses" steps, and, according to Mr.
Dudak parlatıcımı sürmeyi ve eteğimi giymeyi gerçekten istiyordum ama yapmamaya karar verdim.I really wanted to wear my shiny lip gloss and my girly skirt, but I decided not to.
Eteğimi kaldıran ilk çocuktu.He's the first boy to flip my skirt.
Ve senin eteğinde benim tüm servetlerini dünya çapında, lordum yatıyordu Ve seni takip edeceğiz.And all my fortunes at thy foot I'll lay And follow thee, my lord, throughout the world.
Tepenin eteginde cok jkala balik bir yasam alani.Very high-density living on the side of a hill.
Eteğim kırışsın istemiyorum.I don't want to crease my skirt
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moses led the people out of the camp to meet God; and they stood at the lower part of the mountain.
Samuel dönüp gitmeye davranınca, Saul onun cüppesinin eteğini tuttu. Cüppe yırtıldı.As Samuel turned about to go away, Saul grabbed the skirt of his robe, and it tore.
Ama sonradan Saulun eteğinden bir parça kestiği için kendini suçlu buldu.It happened afterward, that David's heart struck him, because he had cut off Saul's skirt.
İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu ve o anda kanaması kesildi.came behind him, and touched the fringe of his cloak, and immediately the flow of her blood stopped.
Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı.When she saw it, she took it for a sheet of water, and (pulling up her skirts) uncovered her legs.
Sarayın eyvanını görünce, zemininde engin ve duru su olduğunu zannedip eteğini yukarı çekti.When she saw it, she took it for a sheet of water, and (pulling up her skirts) uncovered her legs.
Ona: "Köşke gir" dendi; salonu görünce, onu derin bir su zannetti, eteğini çekti.It was said to her, 'Enter the pavilion.'
Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti.But when she saw it, she supposed it was a spreading water, and she bared her legs.
Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini çekti.Then when she saw it,, he deemed it a pool and bared her shanks.
Ona "köşke gir!" dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini çekti.It was said to her, “Go inside the palace.”
Bölgenin %20'sinden fazlası kaya, dağ eteğindeki taş ve çakıldan oluşmaktadır.Over 20% of the territory is rock, scree and gravel.
Bugünkü Vladikavkaz'ın güneyinde, Kazbek Dağı'nın doğu eteğinde yer almaktadır.It is at the east base of Mount Kazbek, south of present-day Vladikavkaz.
Zırh eteği Bands to protect the front waist and hips, attached to cuirass.Faulds Bands to protect the front waist and hips, attached to cuirass.
Livy'ye [1] göre Palatine Tepesi yakınlarındaki Aventine Tepesi'nin eteğinde bir tapınağı vardı.According to Livy[2] she had a temple at the foot of the Aventine Hill near to the Palatine Hill.
Genellikle İskoç eteğinin tartanı ile uyumludur.It usually matches the tartan of the kilt.
Vladislav, hayatının çoğunu Skopska Crna Gora dağının eteğindeki bir manastırda geçirdi.Vladislav spent most of his life in a monastery at the foot of the mountain Skopska Crna Gora.
Dağın güney yamacının eteğinde "Ailama" adında bir dağcılık kampı bulunmaktadır.[1]There is a mountaineering camp named "Ailama" at the base of the mountain's southern slope.[1]
Xhubleta, Arnavut kadınları tarafından giyilen dalgalı, çan şeklinde bir halk eteğidir.The xhubleta is an undulating, bell-shaped folk skirt, worn by Albanian women.
Oluşum süreci bakımından, bunlar da dağ eteği (piedmont) ovalarına benzerler.Dort wo sie am dicksten ist, ragt sie als Hochgebirgsmassiv auf (Isostasie).
Fustat'ta el-Mukattam dağının eteğinde bulunan İmam-ı Şafii hatiresine gömülmüştür.Er steht auf dem Hauptkamm des Lausitzer Gebirges, dessen Teil das Zittauer Gebirge ist.
Ciona intestinalis, bir deniz eteği.Abteikirche Inneres Mittelschiff, südl.
Köy adını,eteğinde kurulduğu dağdan almaktadır.Die Siedlung ist nach dem Berg benannt, auf dem sie liegt.
Bu eteği mi satın alacaksın?Tu achètes cette jupe ?
Eteğim bu kadar kısa olduğu için mi bana kızgınsın?Es-tu énervé contre moi parce que ma jupe es si courte ?
Kelime anlamı dağ yamacı, dağ eteğidir.CIME signifie la cime, le sommet d'une montagne.
Bu dönemden sonra Van şehri Erek Dağının eteğinde yeniden kurulur.En remontant directement la montagne depuis ce point.
O eteği seviyorum.Me gusta esa falda.
O bir İskoç eteği giyiyor.Lleva una falda escocesa.
Bu dönemden sonra Van şehri Erek Dağının eteğinde yeniden kurulur.Remontando directamente la montaña desde este punto.
Büyük Kafkas Sıradağlarının eteğinde yer alır.A capotavola siede il Cappellaio Matto.
Yerleşim, kuzeyinde uzanan Uğurlu dağı eteğinde kurulmuştur.È appostato sulla sua roccia preferita al di fuori del campo.
Eteğim çok uzun.У меня слишком длинная юбка.
Bu dünyada en zor şey bir kızın eteğini kaldırmaktır.В этом мире самая трудная вещь - это поднять юбку у девушки.
Ben dünya işlerinden elimi eteğimi çekmişim...Меня не интересует материальная выгода.
Oluşum süreci bakımından, bunlar da dağ eteği (piedmont) ovalarına benzerler.Горыня — подобный горе́, громадный, несокрушимый; также — живущий в горах.
Köy, Murat dağının eteğinde olduğundan daha sonra Muratlı adını almıştır.Гора, на которой встретили войско Пугачева, впоследствии была названа Поклонной.
Kilise bir dağ eteğine kurulmuştur.Церковь сооружена на высоком холме.
Batı Torosların eteğinde 800–1200 m yükseklikte yer almaktadır.На высоте от 1000 до 2600 метров обитает японский сероу.
Öncelikle, her şeyden elini eteğini çekmek gerekliydi.И прежде всего — потому что пришлось стричься наголо..
Bu dönemden sonra Van şehri Erek Dağının eteğinde yeniden kurulur.С тех пор этот склеп возвышается на склоне горы.
Mansart; tepesi az meyilli ve eteği daha dik açılı bir çatı tipidir.Мле́чник, или Млечный путь — грот с необычным потолком.
İlgili Sayfalar