et ile cümle
et kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kaplana nişan aldım ve ateş ettim fakat onu ıskaladım.I aimed at the tiger and fired, but missed him.
Geride kalmak yerine terk etmeyi seçtim.I chose to leave instead of staying behind.
Mutlu insanların ne kadar nadir olduğunu fark ettim.I realized how rare happy people were.
Aldırış etmem.I don't mind.
Gitmeye niyet ettim fakat unuttum.I intended to go, but forgot to.
Ne yapacağımı belirlemeden önce etraflıca düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to mull things over before I decide what to do.
Karımla konuşup yeni bir halı almamaya ikna ettim.I talked my wife out of buying a new carpet.
Ben günahımı itiraf ettim.I confessed my sin.
Dün bisikleti tamir ettim.I fixed the bike yesterday.
Dün arabayı tamir ettim.I fixed the car yesterday.
Dün Tony'yi ziyaret ettim.I visited Tony yesterday.
Ben dün kahvaltı etmeden evden çıktım.I left home without having breakfast yesterday.
Dün bir rapor teslim ettim.I turned in a paper yesterday.
Dün işten atılan diğer üç işçiyi tazmin etmek zorunda kaldım.I had to make up for three other employees, who were laid off yesterday.
Dün bisikletimi tamir ettirdim.I had my bicycle fixed yesterday.
Dün ona yardım ettim.I helped him yesterday.
Dün onu ziyaret ettim.I paid him a visit yesterday.
Dün babama yardım ettim.I helped my father yesterday.
Bütün sabah çalışmaya devam ettim.I continued to work all morning.
İşimi bitirmek için gayret ettim.I made an effort to finish my work.
Bir çocuk gibi davranılmaya itiraz ettim.I objected to being treated like a child.
Ben bir çocukken Seiko Matsuda gibi bir yıldız olmayı hayal ettim.When I was a kid, I dreamed of becoming a star like Seiko Matsuda.
Polise telefon etmeyi görev edindim.I took it upon myself to telephone the police.
Bagajımı talep ettim.I claimed my baggage.
Dişçide dişlerimi muayene ettirdim.I had my teeth examined at the dentist's.
Saatteki zamanı kontrol ettim.I checked the time on the clock.
Saatimi John'a tamir ettireceğim.I am going to have my watch repaired by John.
Saatimi tamir ettirdim.I had my watch fixed.
Gelişmeleri takip etmek için üç çeşit gazete okurum.I read three kinds of newspapers in order to keep abreast with the times.
Bisikletimi tamir ettirdim.I got my bicycle repaired.
Bisikletimi tamir ettirmeliyim.I must have my bicycle repaired.
Birkaç gün içinde arabanı tamir ettirmeliyim.I must have my car fixed in a few days.
Öyle bir şeyi yapabilip yapamayacağımı merak ettim.I wondered if I could do such a thing.
Duygularımı ifade etmede iyi değilim.I'm not good at expressing my feelings.
Eşyamı avukata teslim ettim.I entrusted my property to the lawyer.
Bisikletimi erkek kardeşime tamir ettirdim.I had my bicycle fixed by my brother.
Arabamda seyahat etmeyi tercih ederim.I prefer to travel in my car.
Arabamda seyahat etmeyi severim.I like going on trips in my car.
Arabamı satarak iyi bir kazanç elde ettim.I made a good profit by selling my car.
İstifa etmeye niyetim yok.I have no intention of resigning.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmalıyım.I must work hard to make up for lost time.
Kaybolan zamanı telafi ettim.I made up for lost time.
Arabamı tamir ettirmeliyim.I must have my car repaired.
Kabul edip etmeyeceğimi ya da reddedip etmeyeceğimi bilmiyorum.I don't know whether to accept or refuse.
Ben suşi sipariş ettim ve John tempura.I ordered sushi, and John tempura.
Tam olarak düşündükten sonra teklifi kabul ettim.I accepted the offer after due consideration.
New York'u ilk kez ziyaret ettim.I visited New York for the first time.
Sıcaktan etkilendim.I was affected by the heat.
Ben tanıtım için onunla rekabet etmek zorunda kaldım.I had to compete with him for promotion.
Onun ağladığını fark ettiğimde yemek yemeye başladım.I had hardly started to eat when I noticed that she was crying.
Ben yeni bir ev inşa ettim.I built a new house.
Dünyanın her yerine seyahat etmek istiyorum.I want to travel all over the world.
Öğrencilerimi daha çok çalışmaları için telkin ettim.I inspired my students to work harder.
Matsushima'yı ziyaret etmeden önce on yıl Sendai'de yaşadım.I had lived in Sendai for ten years before I visited Matsushima.
Geçen hafta tapınağı ziyaret etmeye niyetlenmiştim.I had intended to visit the temple last week.
Öğretmenimin söylediği her şeyi dikkatlice not ettim.I carefully took down everything that my teacher said.
Zaten Amerika'yı ziyaret ettim.I have already visited America.
Oğluma kapıyı tamir ettirdim.I got my son to repair the door.
Ben hızlı koşmak için gayret ettim.I tried to run fast.
Ben kitabı okumaya devam ettim.I went on to read the book.