et ile cümle
et kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Cuma gününe kadar telefon etmeyi unutma, Tamam mı?Be sure to telephone by Friday, OK?
Et bugünlerde pahalı.Beef is expensive nowadays.
Yolculuk etmek bugünlerde kolaydır.Travelling is easy these days.
Et bugünlerde çok pahalı.Meat is very expensive nowadays.
Gelecekte ne olacağını tahmin etmek mümkün değil.There is no telling what will happen in the near future.
Bu güzel günlerden bir gün o sadece hak ettiğini alacak.One of these fine days he will get his just deserts.
Bir gün seni ziyaret etmek istiyorum.I would like to call on you one of these days.
Bu günlerden birinde seni ziyaret etmeyi düşünüyorum.I'm thinking of visiting you one of these days.
Acil bir işten dolayı randevumu iptal ettim.I canceled my appointment because of urgent business.
Şaşkınlık beni konuşmamdan mahrum etti.Astonishment deprived me of speech.
Benim için sürpriz oldu, onlar eti çiğ yediler.To my surprise, they ate the meat raw.
Heyecan azalınca,tartışma devam etti.When the excitement died down, the discussion resumed.
Profesör New York'tan bazı yeni kitaplar sipariş etti.The professor ordered some new books from New York.
Profesör çalışmalarımda beni teşvik etti.The professor encouraged me in my studies.
Öğretmenler öğrencilerini motive etmeye çalışıyorlar.The teachers are trying to motivate their students.
Öğretmen, öğrencilerini iyi yapmaya teşvik etti.The teacher exhorted his pupils to do well.
Öğretmen öğrencilerin talebini kabul etti.The teacher gave way to the students' demand.
Bir öğretmen hata yapan bir öğrenci ile asla alay etmemelidir.A teacher should never make fun of a pupil who makes a mistake.
Bir öğretmen olmaya niyet ettim.I intended to have been a teacher.
Kilise, tepenin eteklerinde.The church is at the foot of the hill.
Çok üzgünüm ama 27 şubattaki randevumuzu iptal etmek zorundayım.I am very sorry, but I must cancel our appointment for February 27.
Kyoto'yu ziyaret etmelisiniz.You should visit Kyoto.
Kyoto ziyaret etmeye değer.Kyoto is worth visiting.
Kyoto bir kez ziyaret etmeye değer.Kyoto is worth visiting once.
Kyoto'dan bahsetmişken, sen hiç Kinkakuji tapınağını ziyaret ettin mi?Speaking of Kyoto, have you ever visited the Kinkakuji Temple?
Onlar balık ve et satarlar.They sell fish and meat.
Onlar balık ve et satıyorlar.They sell fish and meat.
Bir balık kuyruğunu hareket ettirerek yüzmektedir.A fish swims by moving its tail.
Balığın ve etin besin değerleri yüksek ama ikincisi öncekine göre daha pahalıdır.Fish and meat are both nourishing, but the latter is more expensive than the former.
Hem balık hem de et besleyici fakat sonraki öncekinden daha pahalı.Fish and meat are both nourishing, but the latter is more expensive than the former.
Sadece balık değil aynı zamanda et de ye.Eat not only fish, but also meat.
Geçen yaz babamın doğduğu yeri ziyaret ettim.I visited my father's hometown last summer.
Geçen Yaz İtalya'ya seyahat ettim.Last summer I traveled to Italy.
Geçen yaz Paris'i ziyaret ettiğimi asla unutmayacağım.I'll never forget visiting Paris last summer.
Geçen yaz ziyaret ettiğim köy, Nagano bölgesi'ndeki küçük bir köydü.The village which I visited last summer was a small one in Nagano Prefecture.
Biraz süt ilave et.Add a little milk.
Dana ve kuzu eti arasında herhangi bir tercihin var mı?Have you got any preference between beef and lamb?
Cankurtaran başkalarına yardım etmek hiç hazırdır.The lifeguard is ever ready to help others.
Ani bir hastalık onu randevusunu iptal etmeye zorladı.A sudden illness forced her to cancel her appointment.
Acele et ve trenine yetişeceksin.Hurry, and you will catch the train.
Acele et ki vaktinde okula varabilesin.Hurry up, and you'll be in time for school.
Acele et. Okula geç kalacaksın.Hurry up. You'll be late for school.
Acele et yoksa treni kaçırırsın.Hurry up, or you will miss the train.
Acele et, yoksa son treni kaçıracaksın.Hurry up, or you will be late for the last train.
Acele etmeye gerek yok gibi görünüyor.There seems no need to hurry.
Acele etmemize gerek yoktu.We needn't have hurried.
Acele etmek zorunda değilsiniz.You don't have to hurry.
Acele et, yoksa okula geç kalacaksın.Hurry up, or you'll be late for school.
Acele et; yoksa geç kalacaksın.Hurry up, or you will be late.
Acele etmezsen trene yetişemeyeceksin.You will miss the train if you don't hurry.
Acele et, yoksa otobüsü kaçıracaksın.Hurry up, or you'll miss the bus.
Acele et yoksa uçağını kaçıracaksın?Hurry up, or you'll miss your plane.
Acele et, ve treni yakalayabileceksin.Hurry up, and you will be able to catch the train.
Acele et, ve treni yakalayacaksınız.Hurry up, and you'll catch the train.
Acele et, ve zamanında okulda olacaksın.Hurry up, and you will be in time for school.
Acele et, otobüse zamanında yetişeceksin.Hurry up, and you will be in time for the bus.
Acele et, yoksa treni kaçıracaksın.Hurry up, or you'll miss the train.
Acele et, yoksa geç kalacaksın.Hurry up, or you'll be late.
Acele et yoksa otobüsü kaçıracaksın.Hurry up, or you will miss the bus.
Acele etmelisin yoksa ekspresi kaçıracaksın.You must hurry up, or you will miss the express.