et ile cümle
et kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tamir etmek için radyoyu parçalara ayırdım.I took the radio apart to repair it.
Develer genellikle çölde seyahat etmek için kullanılır.Camels are often used to travel in the desert.
Aslanlar et ile beslenirler.Lions feed on flesh.
Aslan ölü zürafanın etini kopardı.The lion ripped the flesh from the dead giraffe.
Aslan kafesinden dışarı çıkmak için mücadele etti.The lion struggled to get out of his cage.
Daha fazla çaba sarf et.Make more efforts.
Bir şey oldukça etkileyici değilse,onu hatırlamam.Unless it's something fairly impressive, I won't remember it.
Olgun yansımadan sonra, onların teklifini kabul etmeye karar verdim.After mature reflection, I've decided to accept their offer.
Çok iyi yapıyorsun. Devam et.You are doing very well. Keep it up.
Sen gerçekten beni rezil ettin.You really made me lose face.
Avrupa civarında seyahat ettim.I traveled about Europe.
Avrupa'ya giden bir arkadaşı yolcu etmek için havaalanına gittim.I've just been to the airport to see off a friend who was leaving for Europe.
Avrupa'da Paris'i ziyaret ettim.I visited Paris in Europe.
Avrupada iken Roma'yı ziyaret etti.While in Europe, she visited Rome.
Kitabı bana vermesi için sonunda onu ikna ettim.I finally talked her into lending me the book.
İyi müziği takdir etmek hiç de zor değildir.It is not so difficult to appreciate good music.
İyi kahveyi kötü kahveden ayırt etmek için dilini eğitmelisin.You must educate your tongue to distinguish good coffee from bad.
Acele etmeyin.Take your time.
Acele etme. Alışveriş yapmak için bütün öğleden sonramız var.Take your time. We have all afternoon to shop.
Onun babası dün akşam hastanede vefat etti.His father passed away last night in the hospital.
Bayan Young onu habersizce ziyaret etmeme aldırış etmedi.Mrs. Young didn't mind my dropping in on her unexpectedly.
Ben okulu terk etmek zorunda bırakıldım.I was compelled to leave school.
Tam olmanı hayal ettiğim insan tipisin.You're just the kind of person I imagined you'd be.
Anlam sonunda kafama dank etti.The meaning dawned upon me at last.
Eğer zayıflamak istiyorsan ne yediğine dikkat etmek zorundasın.If you want to lose weight, you'll have to be careful about what you eat.
Daha akıllıca hareket etmelisin.You must act more wisely.
O, bana daha yavaş konuşmamı rica etti.He asked me to speak more slowly.
O doğal olarak daveti kabul etti.She naturally accepted the invitation.
Tabii ki onun destek teklifini kabul ettim.Of course I accepted his offer of support.
Mıknatısların, tabii ki, etrafında bir manyetik alanı vardır.The magnets, of course, have a magnetic field around them.
Kesinlikle. Devam et.By all means. Go ahead.
Eğer sana yardım etmek iseseydi, her şeyden önce sana gelebilirdi.If he would help you, he might come to you at once.
Eğer o gelmezse ne olacağını tahmin etmek mümkün değil.There is no telling what would happen if she doesn't show up.
Arabanı buraya park etseydin cezalandırılırdın.If you had parked your car here, you would have been fined.
Eğer meşgul değilseniz, sizi öğle yemeğine davet etmek isterim.I'd like to invite you to lunch, if you're not busy.
Eğer partiye gideceksen lütfen beni de dahil et.If you are going to have a party, please count me in.
Bana yardım etmeseydin başarısız olurdum.If you had not helped me, I would have failed.
Eğer bir diyetteysen kahvaltıyı atlamanın sana yardım etmeyeceğini unutma.Don't forget that, if you are on a diet, skipping breakfast will not help you.
Biraz daha dikkat etmeliydim.I should have paid a little more attention.
Etrafıma biraz daha bakınmayı düşünüyorum.I think I'll look around a little more.
Biraz daha sığır eti ister misiniz?Would you like some more beef?
Daha fazla çaba sarf etseydin, giriş sınavını geçerdin.If you had made more effort, you would have passed the entrance examination.
Ev ödevini teslim ettin mi?Have you handed in your homework?
Bankalar yakında kapanacağı için acele etsen iyi olur.You had better hurry because the banks will close soon.
Onu yapmaya devam et.Stick to it!
Nara'yı tekrar ziyaret edersem, onu dört kez ziyaret etmiş olacağım.If I visit Nara again, I will have visited it four times.
Tekrar denemesi için onu teşvik etmelisin.You must encourage him to try again.
İngiltere'yi bir kez daha ziyaret etmek için can atıyorum.I am anxious to visit Britain once again.
Size tekrar hizmet etmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to serving you again.
Biraz daha gayret et ve zirveye ulaşacaksın.Make one more effort and you will reach the summit.
Meg'i partiye davet etmeye ne dersin?How about inviting Meg to the party?
Meg Ken'in planını kabul etti.Meg agreed to Ken's plan.
Sizinle e-posta ile sohbet etmek istiyorum.I would like to chat with you by e-mail.
Hizmetçi her bir misafiri anons etti.The maid announced each guest.
Mary hastalığına rağmen çalışmaya devam etti.Mary kept on working in spite of her illness.
Mary gördüğü kazayı ifade etmedi.Mary didn't refer to the accident she had seen.
Mary şimdi fazla dans etmiyor, ama eskiden çok dans ettiğini biliyorum.Mary doesn't dance much now, but I know she used to a lot.
Mary parayı çaldığını inkar etti.Mary denied having stolen the money.
Mary bu eteği dün aldı.It was yesterday that Mary bought this skirt.
Mary bu eteği ne zaman aldı?When was it that Mary bought this skirt?