İnsanların yeni fikirlerden neden korktuklarını anlayamıyorum. Ben eskilerinden korkarım.I can't understand why people are frightened of new ideas. I'm frightened of the old ones.
Bu eski posta pullarını nasıl elde ettiniz?How did you obtain these old postage stamps?
Bankanın yanında eski bir arkadaşa rastladım.I ran across an old friend near the bank.
Kyoto eski tapınakları ile ünlüdür.Kyoto is famous for its old temples.
Kyoto, Japonya'nın eski başkentiydi.Kyoto was the former capital of Japan.
Kyoto'nun çekiciliği eski tapınaklarının güzelliğinden oluşur.The charm of Kyoto consists of the beauty of its old temples.
Kyoto'da bir sürü eski tapınaklar var.There are many old temples in Kyoto.
Kyoto'da hem eski hem de modern yapıları görebilirsiniz.In Kyoto, you can see both old and modern buildings.
Geçen yıl iki çift koşu ayakkabısı eskittim.I wore out two pairs of jogging shoes last year.
Ben eski bir arkadaşa rastladım.I ran into an old friend.
Eski arkadaşımla buluşmak çok hoştu.Meeting my old friend was very pleasant.
Eski arkadaşlar bana uğradı.Old friends called on me.
Eski arkadaşım evime uğradı.My old friend dropped in at my house.
Eski arkadaşım bana yazdı, yurt dışından dönüşü ile ilgili bilgi verdi.My old friend wrote to me, informing me of his return from abroad.
Eski arkadaşlar resepsiyona davet edildi.Old friends were invited to the reception.
Miyazaki eskisi gibi değil.Miyazaki is not what it used to be.
Eski arkadaşlarımdan biri uzun süredir ilk defa beni ziyaret etti.An old friend of mine dropped in on me for the first time in ages.
Tepenin üstündeki eski kilise on ikinci yüzyıla kadar uzanmaktadır.The old church on the hill dates back to the twelfth century.
Tepedeki o kilise çok eskidir.That church on the hill is very old.
Tepenin üstünde duran ev çok eski.The house which stands on the hill is very old.
Kasabada eski bir sinema salonu var.There's an old movie theater in town.
Eski güzel günler geçti, asla dönmeyecek.The good old days have gone, never to return.
Eski güzel günler hakkında konuşmak istiyorum.I like to talk about the good old days.
Kabuki eski bir Japon sanatıdır.Kabuki is an old Japanese art.
Eve giderken, eski bir arkadaşıma rastladım.On my way home, I came across an old friend.
Uzaktan bakıldığında, büyük kaya eski bir kale gibi görünüyor.Seen from a distance, the big rock looks like an old castle.
İstasyonun dışında eski bir arkadaşıma rastladım.I ran into an old friend of mine outside the station.
İstasyona giderken eski bir sınıf arkadaşıma rastladım.I ran into an old classmate of mine on my way to the station.
İstasyonda benim eski öğretmenime rastladım.I ran into my old teacher at the station.
İstasyonda eski bir arkadaşımla karşılaştım.I met with an old friend of mine at the station.
Eskisinden çok daha uzunsun.You are much taller than you used to be.
Eskisi kadar zengin değilim.I'm not as rich as I was.
Burada eski bir tapınak vardı.There used to be an old temple here.
Eski arabamı elden çıkardım.I parted with my old car.
Bu resmi görünce, ben hep eski günleri düşünürüm.When I see this picture, I always think of the old days.
Londra'da eski bir öğrencimle karşılaştım.I met an old student of mine in London.
Romalılar eski İngilizleri medenileştirmeye çalıştı.The Romans tried to civilize the ancient Britons.
Roma eski bir şehirdir.Rome is an old city.
Linda şimdi çok dans etmiyor fakat eskiden çok dans ettiğini biliyorum.Linda does not dance much now, but I know she used to a lot.
Mary şimdi fazla dans etmiyor, ama eskiden çok dans ettiğini biliyorum.Mary doesn't dance much now, but I know she used to a lot.
Tamamen şans eseri, havaalanında benim eski arkadaşımla karşılaştım.Quite by chance, I met my old friend at the airport.
Bir İran kedisi hakkında eski bir hikaye var.There is an old story about a Persian cat.
Futbol eski bir oyundur.Football is an old game.
Hollywood eskisi gibi değil.Hollywood isn't what it used to be.
Otobüste eski bir arkadaşa rastladım.I bumped into an old friend on the bus.
Eski planı ikincisine tercih ederim.I prefer the former plan to the latter.
Bir sürü eski arkadaşıma rastladım.I met my old friends by the dozens.
Ben New York'ta iken, tesadüfen eski arkadaşımla karşılaştım.When I was in New York, I happened to meet my old friend.
Nancy dün eski bir arkadaşına rastladı.Nancy ran across an old friend of hers yesterday.
Çünkü ben eski bir dil öğrencisiyim.Because I am a student of old language.
Ne kadar pahalı olursa olsun o eski saati alacağım.I'll buy that old clock, however expensive it is.
Tony kirli eski ayakkabılarına baktı.Tony looked down at his dirty old shoes.
Tony, bir nehir ve eski bir köprü görebiliyordu.Tony could see a river and an old bridge.
Bilakis, büyükbabam eskisinden daha mutlu görünüyor.If anything, my grandfather seems happier than before.
Bilakis, benim yeni işim eski işimden daha zor.If anything, my new job is harder than my old one.
Anlaşılan o eski püskü daire boş.Apparently that shabby flat is vacant.
Sonunda eski arabamızdan kurtulduk.We finally got rid of our old car.
Niçin öylesine eski bir arabayı istiyorsun?What do you want such an old car for?
Televizyonda eski bir film izledim.I watched an old movie on TV.
Bir sürü eski kutunun arkasında bir şey gördü.He saw something behind a lot of old boxes.