Ve bu da, esasında Richard'ın söylediği derin şey:또한 그것은 리처드 (Richard) 가 말하는 싱오한 것이죠.
Ve bu da, esasında Richard'ın söylediği derin şey:Und das ist das Tiefgründige über das Richard spricht:
Ve bu da, esasında Richard'ın söylediği derin şey:Và vì thế, nó là điều sâu sắc mà Richard nói về:
Ve bu da, esasında Richard'ın söylediği derin şey:Więc to co mówi Richard jest niezwykle głębokie.
Ve bu da, esasında Richard'ın söylediği derin şey:Και έτσι, είναι το βαθύ πράγμα για το οποίο Ρισταρντ μιλά:
Ve bu da, esasında Richard'ın söylediği derin şey:И така, това е мъдростта, за която Ричърд говори:
Ve bu da, esasında Richard'ın söylediği derin şey::וכך, זה הדבר העמוק שריצ'ארד דיבר עליו
Ve bu da, esasında Richard'ın söylediği derin şey:ولذا، فأنه شئ عميق أن تحدث ريتشارد حول:
Ve bu da, esasında Richard'ın söylediği derin şey:何かを理解するためには、少しだけ理解すればいいのです
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi."Čo?" odvetila:
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.E ela: "Bem, é bonito mas, sabes, a nossa cor, realmente, é o verde."
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.E lei "Beh... è carino, ma in realtà il nostro colore è il verde".
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.És azt mondta:
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.Et elle a dit "Bon, c'est joli, mais tu sais, notre couleur en fait c'est le vert".
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi. (Gülüşmeler)A ona powiedziała, "Cóż, jest ładnie, ale wiesz ten kolor tak naprawdę jest zielony." I -- (Śmiech)
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi. (Gülüşmeler)Og hun sagde, "Altså, det er pænt, men ser du, vores farve er egentlig grøn." Og -- (Latter)
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi. (Gülüşmeler)Y ella dijo, "Bueno, está muy bonita, pero sabes que nuestro color, realmente, es el verde." Y -- (Risa).
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.Iar ea a spus "Ei bine, este frumos, dar ştii - culoarea noastră este verdele".
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.그녀가 "음, 예쁘긴 한데 보다시피 칠해진 색깔은, 사실, 초록색인걸요" 라고 하였습니다. 그리고 --
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.Und sie sagte:
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.Zij: "Het is wel mooi, maar onze kleur is eigenlijk groen."
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.И она ответила: "Ну, оно-то красиво, но, знаешь, наш цвет на самом деле — это зелёный".
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.והיא אמרה: "טוב, זה יפה, אבל את יודעת, הצבע שלנו הוא, למען האמת, ירוק." ו-
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.وقد قالت، " حسناً، إنه جميل، لكنك تعرفي أن لوننا حقاً هو الاخضر." و--
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi.(笑い)
Ve esasında en heyecan verici olan şuydu ki,Dan yang sebenarnya paling menarik,
Ve esasında en heyecan verici olan şuydu ki,E la cosa più esaltante
Ve esasında en heyecan verici olan şuydu ki,가장 흥미진진했던 것은,
Ve esasında en heyecan verici olan şuydu ki,,ומה שבאמת היה מאוד מרגש
Ve esasında en heyecan verici olan şuydu ki,والشئ الأكثر إثارة،
Ve esasında en heyecan verici olan şuydu ki,リチャード・ワーマンは私より20年も前に気づいていたのですが、
Ve esasında o bozuk bir harita olan kartogram yaptı앨리사는 통계지도를 제작했습니다. 이 지도는 뒤틀려있는데요
Ve esasında o bozuk bir harita olan kartogram yaptıSie erstellte ein Kartogramm, eine verfremdete Landkarte, basierend darauf, was amerikanische
Ve esasında o bozuk bir harita olan kartogram yaptıוהיא הכינה קרטוגרמה, שבעיקרון זאת מפה מעוותת
Ve esasında o bozuk bir harita olan kartogram yaptıوقد قامت برسم هذه الصورة البيانية المتخيلة، وهي أساسيا خريطة مشوهة
Ve esasında o bozuk bir harita olan kartogram yaptıアメリカのニュース番組が
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.A mobilitásunk lényegében arra való, hogy megszerezzük, amire szükségünk van.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.A v zásadě používáme pohyb, abychom získali přístup, který potřebujeme.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Básicamente usamos la movilidad para conseguir el acceso que necesitamos.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Door mobiliteit krijgen we de benodigde toegang.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.E sostanzialmente stiamo usando la mobilità per accedere ai nostri bisogni.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Et en gros nous utilisons la mobilité pour avoir l'accès dont nous avons besoin.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.I stort sätt använder vi rörlighet för att få tillgång till de saker vi behöver.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.원하는 것을 얻기 위하여 이동성을 이용하는 것입니다.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Pada dasarnya untuk mendapat akses yang kita perlukan.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Používame mobilitu na získavanie potrebného prístupu.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Şi practic ne folosim de mobilitate ca să obținem accesul necesar.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Und meistens sind wir dabei mobil unterwegs.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Usamos a mobilidade para obter o acesso de que precisamos.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Và chúng ta căn bản là sử dụng sự chuyển động để đến những nơi chúng ta cần.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Właściwie używamy mobilności, aby mieć dostęp do tego, czego potrzebujemy.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Και ουσιαστικά χρησιμοποιούμε κίνηση για να αποκτήσουμε πρόσβαση.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.По большому счету, мы используем мобильность, чтобы получить доступ к тому, что нам нужно.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.По суті ми використовуємо мобільність, щоб отримати необхідне.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.Така в общи линии използваме мобилността за да осигурим нещата, от които се нуждаем.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.ואנחנו בעיקרון משתמשים בניידות כדי לקבל גישה למה שאנחנו צריכים.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.فنحن نتجول لكي نصل الى حاجياتنا
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.人口密度の高い地域になると
Ve esasında yiyecek de olmadığı anlamına geliyor기본적인 먹이조차 없죠.
Ve esasında yiyecek de olmadığı anlamına geliyor Yani burası gerçek bir çöl,Asta înseamnă că nu vine nimic la suprafață și practic nu există hrană pentru pinguini.