Ana içeriğe geç
Sözlük

esasi ile cümle

esasi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Biz parça başı esasına göre çalışırız.We work on a piecework basis.
Biletler, performansın yapıldığı gecede ilk gelene, ilk hizmet esasına göre ücretsizdir.Tickets are free on a first-come, first-serve basis on the night of the performance.
Esasında ben dürüst bir insanım.Basically, I am an honest person.
Her ideoloji esasında bir din gibidir. Her din de bir ideoloji.Every ideology is basically like a religion. Every religion is also an ideology.
9 kray (bölgeler): esasında oblastlara benzemektedir.9 krais (territories): essentially the same as oblasts.
“Demokratik seçim usulünün beş mühim esası”, Tasvir, 5 Mayıs, sahife 3. Maksudi, S. (1946).“Demokratik seçim usulünün beş mühim esası”, Tasvir, 5 Mayıs, sahife 3.
Lingual tüberküller gelişmiş ve işlevseldir yani çiğneme esasında yardımcı görev görürler.The lingual cusps are well developed and functional, which means the cusps assist during chewing.
Esasında azınlıkta bulundukları için de, hiçbir güçleri kalmayarak ağırlıklarını kaybetmişlerdir.Manes resemble little fat deformed men, and have no will of their own.
Birinci İnönü Muharebesinden sonra Teşkilat-ı Esasiye (İlk Anayasa) ilan edilmiştir.The surah has been so designated after the word al-qadr in the first verse.
Musa, Sina dağında Yahudiliğin esâsı olan 10 Emir'i alır.Moses receives the 10 commandments from God on Mount Sinai.
Gönüllülük esasına dayanan oluşumda, yöneticiler bir ücret almamaktadır.If subjects do not obey, leaders have no power.
Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri yerel çoğunluk esasına göre yapılmaktadır.The election for Chief Minister takes place as a majority vote in the States Assembly.
“Demokrasi ve Müsavat esası”, Tasvir, 30 Aralık, sahife 3. Maksudi, S. (1946).“Demokrasi ve Müsavat esası”, Tasvir, 30 Aralık, sahife 3.
Bu program, esasında kütüphanelerden oluşmuş bir yapıdır.The information here comes from those libraries.
Senato üyeleri gizli oyla dolaylı oy kullanma esasına göre seçilirler.Members of the Senate are elected on the basis of indirect suffrage by secret ballot.
Türkiye'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda kabul edilmiştir.The law was welcomed by the Indian community in Athens.
Özel isimlerin yazılışında soyadı esası ve eski söyleyiş tarzı uygulandı.Despite the spelling difference, the new name and the old are pronounced identically.
Kısas ilkesi temelde bir şahsın işlediği suça eşdeğer şekilde cezalandırılması esasına dayanır.In other words, the prisoner in question must be only partially accountable for his actions.
Onlar sermayeci kültürün iktisadi erdemlerini insanlığın esasiyel niteliklerinden saymışlardır.We encounter here statements of universal power about the human condition.
Her tur verilen konu İngiliz Parlamenter Sistemi esasına dayanarak tartışılır.All debates in the competition are held using the British Parliamentary debate format.
Tahviller iskonto esasına dayalı olarak satılmaktadır.The seller is under extreme compulsion to sell.
Bu yöntem kümedeki yıldızların uzayda ortak bir hareket paylaştığı esasına dayanır.This relies on the fact that the stars of a cluster share a common motion through space.
Esası, bir müzik parçasının tekrarlanan nakaratıdır.Reprise is the repetition of a passage in music.
Ayrıca sivil itaatsizlik esasına dayalı direniş de giderek yayılmıştır.Physical resistance to fascism also continued.
Ne var ki, folklor esasında halk kültürünün tamamını kapsar.Hopkins found recognition in popular culture almost immediately.
Esasında Harran şehri Haçlılar için hiç çekici değildi.Of course no Hmong person was stupid enough to betray the family.
Bu uyum esasının gerçekleştirilmesi çalışma psikolojisinin başlıca hedefi olmaktadır.Avoiding this fate is Scientology's basic goal.
Fiil çekimleri dilin esasını meydana getirir.Its function is to move the tongue caudally.
Ama bunlar esasında iki değişik moleküler yapı. .But these are fundamentally two different molecular structures.
Esasında şehir bize yaklaştı.The city actually approached us.
Karikatürler esasında kısa hikayelerdir.Cartoons are basically short stories.
Fakat hep sanıyordum ki ilerleme kaydetmek için, esasında tüm beyni kopyalamam gerekiyor.But I'd always assumed that to make progress, I'd essentially have to replicate a whole brain.
Ve "iyi huylu" esasinda "zararsız" anlamına gelir. İyi huylu tümör.Benign tumor.
Esasında konut sorununa göz atmak için Afrika'ya gitmiştik.We went to Africa originally to look at the housing issue.
Esasında, buna dair en heyecanlı şeylerden biri de birçok alanı kapsayan bir çalışma oluşudur.One of the most exciting things about this is that, indeed, it involves multidisciplinary work.
Esasında, bu birimde göstereceğim problem aklınızı alacak.In fact, in this unit I will show you a problem that will blow your mind.
Fiber optik kablo ile veri göndermenin esası oldukça basittir.The essence of how they send information through a fiber optical cable is very simple.
Esasında defalarca, durmadan hep aynı karbonu yiyordum.I literally was eating the same carbon over and over again.
Esasında, çok basit bir şey olmuştu.Essentially it had done something very simple.
Esasında ortada hiçbir öğrenme eğrisi olmazdı.There'd be virtually no learning curve.
Zihin eğitiminin esası budur.So this is the principal of mind training.
Esasında her türlü bilişim teknolojisinin iki katından daha fazlasını sevk ediyoruz.We actually ship more than twice as much of every form of information technology.
Tamamen düzler ve esasında sahte birer karakterler.They're completely flat, and they're basically cardboard characters.
Ortada iyi ya da kötü giden bir şey yok esasında.There isn't anything that's going well or anything that's going wrong
Esasında bu TED in modelidir.This is practically the model of TED.
Esasında kendinizi temsilen... ...bir cenazedesin.And you in essence have a funeral that you get to be present for.
Neden bize esasında ne yapacağını anlatmıyorsun?Tell us what you're actually going to do, all right?
Onları esasında köleleri sahibinin tarafından işletilen taş ocaklarının taşıma sistemi.They are basically the transport system on a quarry run by a slaveholder.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Well the reason, I think, essentially is, again, back to the civilization-state.
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi. (Gülüşmeler)And she said, "Well, it is pretty, but, you know, our color, really, it is green." And -- (Laughter)
Esasında bilimsel bir deney ortaya koymak durumundayız.We have to come up with a scientific experiment.
O esasında 20 dolar daha fazla kazandı, ama bunu (kazanmış olduğuna) katmadı.He actually made 20 dollars more than that, but he didn't count it.
Biz teknolojiye organizasyonel esasımız olarak ihtiyaç duyuyoruz.We need technology as a core organizational principle.
Yani, esasında ticari sekste epey yüksek prezervatif kullanım oranları gerçekleştirebiliyoruz.So essentially, you're able to achieve quite high rates of condom use in commercial sex.
Esasında, 100 kile üretmek için 250 saatten, 40 saate, sonra 15 sonra 5 saate.Basically, you go from 250 hours to produce 100 bushels, to 40, to 15, to five.
Esasında bunlar R 3'ün doğuray vektörleridir.These are actually the basis vectors in R3.
Esasında, Birleşik Devletler, Avrupa ve Japonya'dan oluşuyor.It's mainly like, the United States, Europe, and Japan.
Esasında güzel ve saygı duyulan bir iş yapmış oluyoruz.So you basically do a beautiful, respectful job.
Ama şimdi işin esasına gelelim.But let's get to the meat and potatoes.
Esasında, yaşamımızda yedeğe bırakıyoruz istediklerimize ulaşmayı.Basically, we substitute, in our lives, access to the things we want.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod