esas ile cümle

esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.Isto é a base de tudo nas ciências sociais, a base da religião, a base da guerra.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.이는 모든 사회과학의 근간입니다. 종교나 전쟁의 근간이기도 하죠.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.Na tym opierają się wszystkie nauki społeczne, religie i wojny.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.Questo è il fondamento di tutte le scienze sociali, il fondamento delle religioni, il fondamento della guerra.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.Tämä on sosiologian kivijalka, alusta uskonnolle, perusta sodalle.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.To je základem všech sociálních věd, základem náboženství, základem práva.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.Toto je základ všetkých spoločenských vied, základ náboženstva, základ vojny.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.Αυτό είναι το θεμέλιο όλων των κοινωνικών επιστημών, το θεμέλιο των θρησκειών, το θεμέλιο του πολέμου.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.Това е основата за всички социални науки, основата на религията, основата на войната.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.Це підґрунтя для всіх соціологічних наук, підґрунтя для релігії, до війни.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.Это в фундаменте всех социальных наук, фундаменте религии, фундаменте войны.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.זה יסוד כל מדעי החברה, יסודה של הדת, יסודו של החוק.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.وهذا هو أساس كافة العلوم الاجتماعية، أساس الدين، أساس الحرب.
Bu bütün sosyal bilimlerin esası, dinlerin esası, savaşların esası.宗教の基盤 そして戦争の基盤です
Bu da ekonominin esas üretkenliği.Це - наявне виробництво економіки.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Abbiamo dimostrato che la narrazione ha delle linee guida, non regole facili e stringenti.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.A to iba ďalej potvrdilo, že rozprávanie príbehu má smernice, nie tvrdé, pevné pravidlá.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Daran wurde deutlich, dass Geschichtenerzählen zwar Richtlinien, aber keine starren Regeln hat.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Dit toonde aan dat er richtlijnen zijn voor verhalenvertellen, geen harde, snelle regels.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.E serviu apenas para provar que a narrativa de histórias tem diretrizes, em vez de regras rígidas, severas.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.És ez csak bebizonyította, hogy a mesemondásnak irányelvei vannak, nem szigorú szabályai.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Et ça prouvait tout simplement que la narration a des lignes directrices, pas des règles rigides.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.그것은 단지 스토리텔링이 가이드 라인이나 지켜야 할 규칙같은 것이 있다는 것을 증명하게 했습니다.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Och det bevisar bara att historieberättande har riktlinjer, inte fasta regler.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Og det beviste bare, at fortællinger har retningslinjer, ikke hårde, faste regler.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Şi s-a dovedit că povestirea are linii directoare, nu reguli solide şi grele.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Udowodniło to, że historie rządzą się swoimi prawami, nie twardymi zasadami.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Ukázalo se, že vyprávění příběhů má určitá vodítka, ne pevná a jasná pravidla.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Và điều đó chúng tỏ việc kể chuyện thực sự có phương cách, không khó, những quy tắc gọn.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Y eso demostró que la narración tiene algunas pautas, pero no sigue reglas fáciles y estrictas.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Это доказывает то, что повествование имеет принципы, но не жёсткие незыблемые правила.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.וזה רק הוכיח שלאמנות הסיפור יש קווים מנחים, לא חוקים קשוחים ונוקשים.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.وكان ذلك فقط لإثبات أن رواية القصص لديها توجيهات، وليس قواعد سريعة وصارمة.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.決められたルールはなく 方向性があるだけだと証明しました 他に分かってきた基礎的なことは
Bu dalda amaç, hastalık esaslarının belirlenmesidir.점에서도 그녀는 특이했습니다.
Bu dalda amaç, hastalık esaslarının belirlenmesidir.l'étude des modèles dans la maladie.
Bu dalda amaç, hastalık esaslarının belirlenmesidir.lĩnh vực mới nổi về dịch tễ học, công trình nghiên cứu về cấu trúc bệnh tật.
Bu dalda amaç, hastalık esaslarının belirlenmesidir.lo studio dei modelli di processo della malattia.
Bu dalda amaç, hastalık esaslarının belirlenmesidir.חקר של תבניות במחלות.
Bu dalda amaç, hastalık esaslarının belirlenmesidir.دراسة نمطية المرض.
Bu dalda amaç, hastalık esaslarının belirlenmesidir.しかし他の科学者と同じようにアリスは
Bu da zaten Ay'ı göstermemin esas sebebidir.Szóval tartsd észben, hogy minden, amit látsz, az égnek ezen a kis részeén található.
Bu, doğru değil. Esasen olan şu:Αυτό δεν είναι αλήθεια.
Bu durumda aktifin esas defter değeri 100 lira oluyor.Assim que era o valor original para a posse. E eles puderam fazer isso.
Bu durumda, R2'de iki aynı doğrultuda vektörümüz olduğunda, esasen açıklıkları bu çizgiye düşüyor.V tomto případě, když máme dva kolineární vektory v R2 jejich obal se zredukuje do této přímky.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.E é aí que as coisas ficam interessantes, quando começarmos a fazer crowd source dessa informação.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.E qui diventa interessante, quando si raccoglieranno tutte queste informazioni.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.És akkor lesznek igazán érdekesek, mikor mindezeket az információkat egybegyűjtjük.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.Et c'est là que ça devient intéressant, quand on commence externaliser ces informations de façon ouverte.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.Het wordt pas interessant als we al die informatie beginnen te crowd-sourcen.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.Hier wird es interessant, wenn wir dann anfangen, diese Informationen zu crowdsourcen.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.In takrat postane zanimivo, ko bomo začeli s crowdsourcingom teh informacij.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.I robi cię ciekawie kiedy zaczynamy gromadzić te informacje.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.그 때가 바로 이 기술이 주목을 받고 이 정보를 크라우드소싱하기 시작하는 때입니다.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.Și acum devine interesant, când începem să punem informația la comun.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.Y se pone interesante cuando empezamos a producir colectivamente esa información.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.Τότε θα γίνει ενδιαφέρον, όταν θ' αρχίσουμε να πληθοπορίζουμε αυτές τις πληροφορίες.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.И ето тогава става интересно, когато започнем да събираме от хората тази информация.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.И станет ещё интереснее, когда мы начнём распределять обработку этой информации.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.ושם זה נהיה מעניין, כאשר נתחיל לעשות מיקור המונים עם כל המידע הזה,

İlgili Sayfalar