Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Aşadar poate că întrebarea adevărată e, știţi, mă uit la viaţă şi spun că sunt două lecţii principale.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Entonces tal vez la pregunta realmente es ¿Saben? yo veo la vida y digo que hay dos lecciones principales.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.제 삶을 보고 말하건데, 삶에는 크게 두가지 큰 레슨이 있다는 것입니다.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Quindi probabilmente la vera domanda è, sapete, guardo alla vita e dico che ci sono 2 lezioni fondamentali.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Takže možná skutečná otázka je, víte, dívám se na život a říkám, že jsou tu dvě hlavní úlohy.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Takže možno skutočná otázka je, viete, pozerám sa na život a hovorím, že sú tu dve hlavné úlohy.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Talvez a verdadeira questão seja, eu olho para a vida e digo que há duas lições mestras.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Tehát lehet, hogy az igazi kérdés, az életben szerintem két fő tanulság van.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Vậy có lẽ câu hỏi thực sự là, bạn biết đó, tôi nhìn vào cuộc sống và nhận ra hai bài học lớn.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Vielleicht ist die wirkliche Frage -- ich schaue auf das Leben und sage: Es gibt zwei große Lektionen.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Το πραγματικό ερώτημα είναι, ξέρετε, κοιτάω τη ζωή και λέω ότι υπάρχουν δύο βασικά μαθήματα.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Отже, може, справжнє питання в тому, знаєте, я дивлюсь на життя й кажу, що є два головні уроки.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Така че, може би въпросът е, в живота, смятам, има два основни урока.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.אתם יודעים, אני מסתכל על החיים ואומר שישנם שני שיעורים עיקריים.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.تعرفون ، أنا أنظر للحياة وأقول هناك درسان رئيسيين.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.人生を見ていると 2つ大きな教訓があって 1つは達成の科学
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.A TED és a mi jelentőségünk valójában az, hogy megtanítja a valódi odafigyelést.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Consider că esenţa a ce facem noi şi esenţa TED e de a învăţa să ascultăm, de a avea dorinţa să ascultăm.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Ik denk dat onze relevantie en die van TED erin bestaat om dit te omarmen en om te leren om te luisteren.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.I myślę, że ważnym jest zarówno dla nas, jak i dla TED'a, aby nauczyć się uważnie słuchać.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Jag tror att vår och TEDs relevans handlar om att ta till vara på det och i grund och botten lära att lyssna.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.이것은 바로 본질적으로 경청하는 방법을 배우고 포용하는 것이야 말로 우리와 TED가 함께 지향하는 중요한 점이라고 생각합니다.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Y creo que nuestra relevancia y la de TED es en realidad lograrlo y aprender a escuchar, esencialmente.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Я думаю, наша задача и задача TED заключается в том, чтобы охватить всё это и в сущности научиться слушать.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.ואני חושב שהרלוונטיות שלנו ושל TED היא באמת בלהכיל את זה וללמוד איך להקשיב, בעיקרון.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.وأنا أظن أننا نحن و"تيد" لنا صلة وثيقة لتبني هذه الفكرة وتعلم كيفية الاستماع، بشكل أساسي.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.それを受入れ どのように聞くかを学ぶことが 重要でしょう 私たちは聞き取り方を学ぶ必要があるのです
Bence bunların esası bu.Acho que é disso que se trata.
Bence bunların esası bu.A myslím, že o tom to celé je.
Bence bunların esası bu.Cred că despre asta e vorba în mare parte.
Bence bunların esası bu.Daar gaat dit volgens mij om.
Bence bunların esası bu.És azt hiszem, ez az, ami igazán lényeges számunkra.
Bence bunların esası bu.Et je pense que c'est ce dont il est vraiment question.
Bence bunların esası bu.Ich denke, darum geht es hier besonders.
Bence bunların esası bu.Jak sądzę, to właśnie o to w tym wszystkim chodzi.
Bence bunların esası bu.저는 이사례가 이러한 토론에 적합한 좋은 예라고 생각합니다.
Bence bunların esası bu.Penso che questo sia un po' il tema del mio discorso.
Bence bunların esası bu.Và tôi nghĩ đó là chủ đề chính của chương này.
Bence bunların esası bu.Y yo creo que eso es de lo que se trata esto.
Bence bunların esası bu.Και νομίζω ότι περί αυτού πρόκειται.
Bence bunların esası bu.Мисля, че до голяма степен за това става въпрос.
Bence bunların esası bu.Я думаю, именно об этом в основном и шла речь.
Bence bunların esası bu.ואני חושב שזה בדיוק זה.
Bence bunların esası bu.واعتقد ان ذاك هو نفس ما عليه هذا .
Bence bunların esası bu.最後の点です 皆さんグリーンバンドをお持ちだと思います
Bence esas soru, ne tür bir ürüne sahip olduğunuz ile başlar.Creo que la pregunta en verdad comienza con el tipo de producto que tengo.
Bence esas soru, ne tür bir ürüne sahip olduğunuz ile başlar.이때 우선 따져볼 것은 제품의 유형입니다
Bence esas soru, ne tür bir ürüne sahip olduğunuz ile başlar.Uważam, że najpierw właściwym pytaniem jest to: jakim rodzajem produktu dysponuję?
Bence esas soru, ne tür bir ürüne sahip olduğunuz ile başlar.На мою думку, справжні питання для початку - який тип продукту я маю?
Bence esas soru, ne tür bir ürüne sahip olduğunuz ile başlar.أعتقد أن الأسئلة الحقيقية تبدأ بنوع المنتج لدي.
Bence esas soru, ne tür bir ürüne sahip olduğunuz ile başlar.ビットでできたバーチャルな商品なのか それともリアルな商品なのか
Ben de aslında Belfast'te, tüm hareketin esas yaşandığı yerde okula gittim.Aşa că, până la urmă, am mers la şcoală în Belfast, acolo unde se petrecea toată acţiunea.
Ben de aslında Belfast'te, tüm hareketin esas yaşandığı yerde okula gittim.Belfastban jártam iskolába, ahol az események nagy része történt.
Ben de aslında Belfast'te, tüm hareketin esas yaşandığı yerde okula gittim.Così sono andato a scuola a Belfast, che era dove tutto succedeva
Ben de aslında Belfast'te, tüm hareketin esas yaşandığı yerde okula gittim.Dan saya bersekolah di Belfast, di mana semua peristiwa itu terjadi.
Ben de aslında Belfast'te, tüm hareketin esas yaşandığı yerde okula gittim.Ich ging nämlich in Belfast zur Schule, wo die Dinge ziemlich wild waren.
Ben de aslında Belfast'te, tüm hareketin esas yaşandığı yerde okula gittim.Ik ging dus naar school in Belfast, waar van alles gebeurde.
Ben de aslında Belfast'te, tüm hareketin esas yaşandığı yerde okula gittim.Já jsem vlastně chodil do školy v Belfastu, kde se to všechno dělo.
Ben de aslında Belfast'te, tüm hareketin esas yaşandığı yerde okula gittim.결국 전 벨파스트에 있는 학교에 갔습니다. 여기서 모든 것이 시작되었습니다.
Ben de aslında Belfast'te, tüm hareketin esas yaşandığı yerde okula gittim.Nên tôi đã fải chuyển đến Belfast để đi học nơi mà mọi thứ tiếp theo xảy ra.