Ama esas uğraştığım şeyVarsinainen työni on enimmäkseen kivunhoitopalvelua
Ama esas uğraştığım şeyאבל מה שאני באמת בדרך-כלל עושה
Ama esas uğraştığım şeyولكن في واقع الامر اكثر ما اقوم بعمله هو
Ama esas uğraştığım şeyパロ・アルトのスタンフォードにあるパッカード児童病院の
Ama esas uğraştığım şey但事實上我最做得最多嘅
Ama farkettim ki, bizi eğlendiren tek şey dokunmaktır. Dokunsal tatminimizdir esas olan.Ma ho scoperto che il tatto č l'unica cosa che mi soddisfa.
Ama şimdi işin esasına gelelim.Ale teď k tomu hlavnímu.
Ama şimdi işin esasına gelelim.Ale teraz dojdźmy do sedna sprawy.
Ama şimdi işin esasına gelelim.Bueno ahora si vamos a lo importante.
Ama şimdi işin esasına gelelim.자 이제 본론으로 들어갑시다
Ama şimdi işin esasına gelelim.Låt oss titta på det viktiga.
Ama şimdi işin esasına gelelim.Maar laten we nu even concreet worden.
Ama şimdi işin esasına gelelim.Mari kita gunakan daging dan kentang
Ama şimdi işin esasına gelelim.Mas vamos passar à parte interessante.
Ama şimdi işin esasına gelelim.では、3次元での表面をどう定義するのでしょうか?
Ama, yine de sorunun esasında ikinci dereceden bir denklem çözümü var, yani karakteristik denklemin çözümü. -אבל העיקר של הבעיה הזו היה לפתור משוואה ריבועית, שהייתה המשוואה האופיינית שלנו.
Ama, yine de sorunun esasında ikinci dereceden bir denklem çözümü var, yani karakteristik denklemin çözümü. -ولكن في الحقيقة أصل هذه المسألة كان في حل المعادلة التربيعية ، وهي التي كانت معادلتنا المميزة.
Ama, yine de sorunun esasında ikinci dereceden bir denklem çözümü var, yani karakteristik denklemin çözümü. -この特性方程式です。 先のビデオを見ると
Ama z skorunun esas anlamı, ortalamada kaç standart sapma uzakta olduğunuzdur. -Ale z-skóre doslova znamená, kolik standardních odchylek jste vzdáleni od střední hodnoty.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.Đừng quên nhưng nguyên tắc cơ bản: gọi tên, làm nhục và bỏ tù.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.Glem ikke de vigtigste principper: benævne, skamme og sætte bag tremmer.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.핵심 원리를 잊지 마세요. 명명하기, 수치심 주기, 감옥에 가두기.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.Não se esqueçam dos princípios fundamentais: denunciar, envergonhar e encarcerar.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.Non dimenticate i principi chiave: denunciare, umiliare e mandare in prigione.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.No se olviden de los principios claves: nombrar, avergonzar y encarcelar.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.N'oubliez pas les principes clés : donner des noms, faire honte et mettre en prison.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.Nu uitaţi principiile cheie: denunţarea, condamnarea şi întemniţarea.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.Pamiętamy podstawowe zasady: pozyskiwanie nazwisk, dowodów i osadzanie w więzieniu.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.Vergeet de basisprincipes niet: benoemen, beschamen en gevangen zetten.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.Wieder die Schlüsselprinzipien: Namen nennen, anprangern, einsperren lassen.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.Не забувайте про головні принципи: викриття, ганьба та ув'язнення.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.Не забывайте ключевые принципы: называть, изобличать и сажать.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.אל תשכחו את העקרונות המרכזיים: שמות, הוקעה וכליאה.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.لا تنسى المبادئ الرئيسية: التسمية والتشهير، والحبس.
Anahtar esasları unutmayın: açığa çıkarma ve tutuklatma.名前をさらし 汚し 刑務所に送り込むこと 裁判手続きが進んでいるので
Ancak birçokları gibi onlar da onun esas nedenlerini yanlış anlıyorlar.Aber wie zu viele andere auch missverstehen sie die grundlegenden Ursachen.
Ancak birçokları gibi onlar da onun esas nedenlerini yanlış anlıyorlar.다른 이들이 너무도 흔히 그렇듯 기본적인 원인에 대한 이해를 못 하고 있을 뿐이지요.
Ancak birçokları gibi onlar da onun esas nedenlerini yanlış anlıyorlar.Но, как и многие другие, они неправильно понимают его основные причины.
Ancak birçokları gibi onlar da onun esas nedenlerini yanlış anlıyorlar.Утім, як і багато інших, вони неправильно розуміють його основні причини.
Ancak birçokları gibi onlar da onun esas nedenlerini yanlış anlıyorlar.אך בדומה ליותר מדי אחרים, הם לא מבינים את הסיבות הבסיסיות לכך.
Ancak birçokları gibi onlar da onun esas nedenlerini yanlış anlıyorlar.ولكن مثل العديد من الآخرين، أنهم يسيئون فهم أسبابه الأساسية.
Ancak birçokları gibi onlar da onun esas nedenlerini yanlış anlıyorlar.その基本的な原因を誤解しています 技術が先行してしまっていて
Ancak bu müfredattaki esas önemli eksik... ...yeni bir iş kurmak için hiçbir araç sağlanmamasıdır.매우 중요했는데 흥미로운 점은 이런 커리큘럼에 정작 창업을 위한 툴은 빠져 있었다는 거예요
Ancak bu müfredattaki esas önemli eksik... ...yeni bir iş kurmak için hiçbir araç sağlanmamasıdır.لنمو الشركات الكبرى، لكن المثير هو ما تم إغفاله حيث لا توجد أدوات يقدمها المنهج لتأسيس المشاريع الجديدة.
Ancak bu müfredattaki esas önemli eksik... ...yeni bir iş kurmak için hiçbir araç sağlanmamasıdır.スタートアップに必要なツールがなかったことです 100年間気が付かなかったことは
Ancak esasında bazı hücreler o kadar sıklıkta bölünmemektedır. ve bazı hücreler de çok daha sık bölünür.현실에서 어떤 세포는 느리게 복제되고 어떤 세포는 빠르게 복제가 이루어집니다
Ancak esasında bazı hücreler o kadar sıklıkta bölünmemektedır. ve bazı hücreler de çok daha sık bölünür.W rzeczywistości niektóre komórki nie dzielą się tak często, a inne dzielą się znacznie częściej.
Ancak esasında bazı hücreler o kadar sıklıkta bölünmemektedır. ve bazı hücreler de çok daha sık bölünür.במציאות יש תאים שאינם מתחלקים בשכיחות כזו. ואחרים מתחלקים בשכיחות הרכבה יותר גדולה.
Ancak esasında bazı hücreler o kadar sıklıkta bölünmemektedır. ve bazı hücreler de çok daha sık bölünür.لكن في الحقيقة هنناك خلايا لاتتكاثر بهذا المعدل مطلقا وبعض الخلايا الآخرى تتناسخ بمرات أكثر بكثير
Ancak esas sorumuzda "küçüktür" işareti var.하지만 지금은 절댓값이 2와 2분의 1보다 작은 상황을 얘기하고 있으니
Ancak esas sorumuzda "küçüktür" işareti var. Az önce x'te yaptığımızı tekrar edelim. -Ale řešíme situaci pro "méně než", takže udělejme, co jsme schopni vyřešit, když se jedná o pouhé "x".
Ancak esas sorumuzda "küçüktür" işareti var. Az önce x'te yaptığımızı tekrar edelim. -Dar noi avem de-a face cu "mai mic decat" deci hai sa aplicam ceea ce am invatat cand era vorba doar despre x.
Ancak esas sorumuzda "küçüktür" işareti var. Az önce x'te yaptığımızı tekrar edelim. -My ale riešime situáciu s "menej ako" takže urobme to, čo sme schopní spraviť, keď sa jedná iba o x.
Ancak esas sorumuzda "küçüktür" işareti var. Az önce x'te yaptığımızı tekrar edelim. -Vi skal dog se på mindre end, så lad os se, hvad vi kan finde ud af, når det er x.
Ancak esas sorumuzda "küçüktür" işareti var.Mamy tu jednak znak mniejszości.
Ancak esas sorumuzda "küçüktür" işareti var.لكن الآن نحن نتعامل مع حالة الاصغر من
Ancak esas sorumuzda "küçüktür" işareti var.では、xに関して
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Došlo mi, že jsem se s těmi odpověďmi ztotožnila, a že to změnilo jádro mé osobnosti.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Een deel van mij vervreemdde van mezelf.
Anladım ki, bu cevapları içselleştirmiştim ve bu, esas beni ben yapan şeyi değiştirmişti.Então entendi que tinha internalizado estas respostas e que isso mudou quem eu era a um nível mais essencial.