Ana içeriğe geç
Sözlük

esas ile cümle

esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Esas branşın nedir?What's your major?
Esas branş olarak hangi konuyu seçtin?What subject do you major in?
Araştırma müdürü, departmana yeni bir ürünü test etmede esaslı bir iş yaptırdı.The research director had the department do a thorough job in testing the new product.
Esas branşım orta çağ Avrupa tarihidir.My major is medieval European history.
Bu, esas itibariyle, bilimin sırrıdır.This, in essence, is the secret of science.
Matematik bütün bilimler için esas niteliği taşır.Mathematics is basic to all sciences.
Erken kalkmak iyi sağlık için esastır.To keep early hours is fundamental to good health.
Japonlar esas olarak pirinçle beslenirler.The Japanese live mainly on rice.
Onun esas ilgisi tarihtedir.His main interest is in history.
Esas sorun, katılıp katılmayacağı.Whether she agrees or not is the question.
Fizik esas doğa bilimidir.Physics is the basic physical science.
Biz parça başı esasına göre çalışırız.We work on a piecework basis.
Jüpiter esas olarak hidrojen ve helyumdan oluşan bir gezegendir.Jupiter is a planet principally composed of hydrogen and helium.
Bu hastalık esas olarak merkezi sinir sistemini etkiler.This disease affects mainly on the central nervous system.
Martılar esas olarak kıyı kuşlarıdır.Seagulls are mainly coastal birds.
O, esastır.That is essential.
Zamanlama esastır!Timing is fundamental!
Tom esas konudan ayrıldı.Tom wandered off.
Bizim esas sorunumuz çözümsüz kalır.Our main problem remains unsolved.
Anlayış esastır.Understanding is essential.
Maddenin esas olarak hiçlikten oluşmaktadır.Matter is composed chiefly of nothing.
Esas şey doğruyu söylemektir.The main thing is to tell the truth.
Aymara kültüründe birinin ebeveynlerine saygı göstermek esastır.In the Aymara culture, respecting one's parents is fundamental.
Güneş ışığı D vitamininin esas kaynağıdır.Sunshine is the main source of vitamin D.
Bu esasen yanlış.This is fundamentally wrong.
Biletler, performansın yapıldığı gecede ilk gelene, ilk hizmet esasına göre ücretsizdir.Tickets are free on a first-come, first-serve basis on the night of the performance.
Benim esas dersane öğretmenim Bayan Jackson.My homeroom teacher is Mrs. Jackson.
Bay Jackson bizim esas dersane öğretmenimiz.Mr. Jackson is our homeroom teacher.
Bu kutlama ülkemizin kültürünün esas parçasıdır.This celebration is an intrinsic part of the culture of our country.
Bu esasen haksız.That's fundamentally unfair.
Kahkaha iyi bir ilişkide esastır.Laughter is essential in a good relationship.
Benzetme esasen doğrudur.The analogy is essentially correct.
Önerilen kanun esasen kusurludur.The proposed law is fundamentally flawed.
Kitabın dayanağı esasen kusurludur.The premise of the book is fundamentally flawed.
Esasında ben dürüst bir insanım.Basically, I am an honest person.
Her ideoloji esasında bir din gibidir. Her din de bir ideoloji.Every ideology is basically like a religion. Every religion is also an ideology.
ABD'de satılan çoğunluk, esasen aromalı biradır.The majority sold in the US, are essentially flavored beer.
9 kray (bölgeler): esasında oblastlara benzemektedir.9 krais (territories): essentially the same as oblasts.
Elçiliğin esas görevi Avrupa'ya gitmekti.The ultimate mission for the embassy was to go on to Europe.
Esasen Finler tarafından göğe, Gök Tanrısına ve baş tanrıya verilen isimdir.Originally the name given by the Finns to the sky, the sky-god, and the supreme god.
Esas fiziki anlamı ilk olarak Maxwell tarafından onun 1871 kitabın da açıklığa kavuşturuldu.The underlying physical meaning was perhaps first clarified by Maxwell in his 1871 textbook.
Dolayısıyla, bu antlaşma esas itibarıyla bugün de geçerli olması gereken bir belgedir."Therefore, this treaty, to all intents and purposes, should today be a valid document".
Esasen kendi kendine yeterli olan Finlandiya, çok sınırlı tarım ticareti yapmaktadır.Essentially self-sufficient, Finland engaged in very limited agricultural trade.
1970’lerden beri ABD, İsrail’in esas müttefiki oldu.Since about 1970, the United States has become the principal ally of Israel.
Bu etki sonradan manyetizma olarak isimlendirildi ve esaslı olarak ilk kez 17. yüzyılda incelendi.This effect was later called magnetism, which was first rigorously studied in the 17th century.
Yıldızlar birbirleri üzerinde büyük bir etkiye sahip değildirler ve esasen ayrı ayrı gelişirler.The stars have no major effect on each other, and essentially evolve separately.
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).The main problems are deafness (in 14%) and cognitive impairment (in 10%).
Tipik olarak bir esas anahtar üretilir ve bazı güvenli yöntemler kullanılarak değiş tokuş edilir.Typically a master key is generated and exchanged using some secure method.
Esas barış anlaşması 21 Kasım 1902 yılında Amerikan savaş gemisi Wisconsin üzerinde imzalandı.The definitive peace treaty was signed on the American battleship Wisconsin on November 21, 1902.
Ponyo'nun yapımı Mayıs 2006'da başladı ama esas animasyonları aynı yılın Ekimi'nde başladı.Production of Ponyo began in May 2006, while key animation of Ponyo began in October of that year.
Esasen burada Poe'nun iki mezarı bulunmaktadır: İlk mezarı ve 1875'te dikilen anıtın bulunduğu yer.Poe actually has two graves on this site: his original grave and a monument added in 1875.
Dokuz Işık görüşünün esasları gayet özet olarak bunlardır.Thus we may assume that in all nine shots were fired.
Aarhus'taki ve Jylland merkezindeki komünist direniş grupları esasen etkisizleştirildi.The communist resistance groups in Aarhus and across central Jutland were essentially neutralized.
Ağrı daha az yaygın olarak, esasen başın arka ya da üst kısmında meyana gelebilir.Less commonly pain may occur primarily in the back or top of the head.
Bayrak maçı, esasen bayrak yakalama oyununun profesyonel güreş versiyonudur.The flag match is essentially the professional wrestling version of capture the flag.
Bölümün sonunda Jack ve Diğerleri, tekneyle esas adaya doğru hareket ederler.At the end of the episode, Jack and the Others travel back to the main island on a boat.
“Demokratik seçim usulünün beş mühim esası”, Tasvir, 5 Mayıs, sahife 3. Maksudi, S. (1946).“Demokratik seçim usulünün beş mühim esası”, Tasvir, 5 Mayıs, sahife 3.
Karl, Diğerleri'nin esas adada yaşadıklarını; Hydra'ya çalışmak için gittiklerini söyler.Karl reveals that the Others work on the Hydra island, but live on the main island.
Eski şehir Gazze'nin merkezinin esas kısmını oluşturur.The Old City forms the main part of Gaza's nucleus.
Atanma süresi ve yemin şeklinin esasları belirtilmiştir.Naar jeg betænker Tid og Stund (As I consider time and day).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod