O erken kalkmadı.He did not get up early.
Erken bir başlangıcı tavsiye etti.He advised an early start.
O, yatmaya erken gitti.He went to bed early.
O yatmaya erken gitmeye başladı.He started to go to bed early.
O çok erken vardı.He arrived too early.
O erken uyanır.He wakes up early.
O, erken gelmek için bana söz verdi.He promised me to come early.
O, erken kalkmaya çalıştı.He tried to get up early.
O, erken kalkmaya alışkındır.He is used to getting up early.
Sabah erken kalkmaya inanıyordu.He believed in getting up early in the morning.
Yorgun olduğu için her zamankinden daha erken döndü.Since he was tired, he turned in earlier than usual.
Yarın erken kalkmak zorunda kalacak.He will have to get up early tomorrow.
Onlardan hangisi senin erkek kardeşindir?Which of them is your brother?
O kadar erken kalkamayacaklar.They won't be able to get up so early.
Onlar sabah erken kalkarlar mı?Do they get up early in the morning?
O, erkek bir çocuk doğurdu.She gave birth to a baby boy.
Onun yeteneği erken çiçek açtı.Her talent blossomed early.
Ya siz ya da erkek kardeşiniz hatalı.Either you or your brother is wrong.
Kalkmak için vakit çok erken.It is too early to get up.
Piyano hocam kötü hava nedeniyle erkenden eve gitmemi tavsiye etti.Because of the bad weather, my piano teacher suggested that I go home early.
Biz erken bir başlangıç yaptık.We got an early start.
Daha erken gelmeliydim.I should have come earlier.
Sue uçakla geliyorsa o çok erken varmalı.If Sue is coming by air, she ought to arrive very soon.
Kalkmak için vakit hâlâ çok erken.It's still too early to get up.
Ben çok erken yatarım.I go to bed very early.
O iş için daha çok erkek atamak zorunda kaldım.I have to assign more men to that work.
Bill erkek kardeşini hayvanat bahçesine götürdü.Bill took his brother to the zoo.
Erken gidelim, değil mi?Let's go early, shall we?
Başlangıçta onu senin erkek kardeşin sandım.At first, I took him for your brother.
Niçin bu kadar erken kalktın?Why did you get up so early?
Tom'un erkek kardeşinin sahip olduğundan daha az parası var.Tom has less money than his brother does.
Tom sabah erken ayrılmayı umuyordu fakat o uyuyakaldı.Tom expected to leave early in the morning, but he overslept.
Tom dün eve erken geldi.Tom came home early yesterday.
Tom yarın erken kahvaltı yapacak.Tom will have breakfast early tomorrow.
Ne seni buraya bu kadar erken getirdi?What made you come here so early?
Kapıyı açtım ve yan yana duran iki erkek çocuk gördüm.I opened the door and saw two boys standing side by side.
Kapının yanında bir erkek çocuk var.There is a boy near the door.
Kapının yanında duran genç benim erkek kardeşimdir.The boy standing by the door is my brother.
Çoğu erkek çocukları babalarına benzer.Most boys take after their fathers.
Birçok erkek çocuk bilgisayar oyunları sever.Most boys like computer games.
Çoğu insan erkekleri sadece onların başarıları ya da iyi şansıyla değerlendirir.Most people judge men only by their success or their good fortune.
Çoğu ülkede kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Women live longer than men in most countries.
Bu yaşlı adamlar erkek giysileri üretiyor.Those old people manufacture men's clothes.
Erkek kardeşim ve ben odayı paylaştık.My brother and I shared the room.
Odada iskambil oynayan dört erkek vardı.In the room there were four boys, who were playing cards.
Erkek çocuğu sınav esnasında kopya çekmekle suçlandı.The boy was accused of cheating during the exam.
Çocuk erkek kardeşimle aynı yaşta.The boy is the same age as my brother.
Erkek çocuk köprüden düştü.The boy fell from the bridge.
Erkek çocuğu sanki bir kızmış gibi konuşuyor.The boy talks as if he were a girl.
Parti altı kız ve dört erkekten oluşuyordu.The party was composed of six girls and four boys.
Afedersiniz, fakat erkek ayakkabıları bölümü nerede?Excuse me, but where is the men's shoe department?
Jane'in yeni bir erkek arkadaşı var gibi görünüyor.Jane seems to have a new boyfriend.
Jane erken evlendi.Jane married young.
Hem erkekleri hem de kadınları tehdit eden tehlikeler vardır.There are dangers that threaten both men and women.
Bu, erkek çocuktur.This is the boy.
Bu mağaza erkek giyimi sunmaktadır.This shop carries men's clothing.
Bu bisiklet erkek kardeşime aittir.This bicycle belongs to my brother.
Bu bisiklet erkek kardeşim tarafından kullanılır.This bike is used by my brother.
Gelecek sefer daha erken geleceğim.I will come earlier next time.
Buradaki her erkek çocuğunun bir kız arkadaşı var.Every boy here has a girlfriend.