İçim eriyor kederden, Sözün uyarınca güçlendir beni!Душата ми се топи от тъга; Укрепи ме според словото Ти.
İçim eriyor kederden, Sözün uyarınca güçlendir beni!דלפה נפשי מתוגה קימני כדברך׃
İçim eriyor kederden, Sözün uyarınca güçlendir beni!قطرت نفسي من الحزن. اقمني حسب كلامك.
İçim eriyor kederden, Sözün uyarınca güçlendir beni!我 的 心 因 愁 苦 而 消 化 . 求 你 照 你 的 話 使 我 堅 立
İçim eriyor kederden, Sözün uyarınca güçlendir beni!我的心 因 愁苦 而 消化 . 求你 照 你 的 話使 我 堅立
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.Concluzia este ca frontierele dintre internet si telefoanele mobile incep sa dispara.
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.El resultado es que las barreras, dado lo del internet con el celular, están desapareciendo.
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.En résumé, les limites sont en train de disparaître à cause d'Internet et des téléphones portables.
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.아래쪽 라인에 표현된 것은 "범주"입니다. 왜냐하면 인터넷과 휴대전화는 서로 녹아들고 있기 때문에 저렇게 표현해 보았어요.
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.Morale della favola è che i confini, grazie ad internet e ai cellulari, stanno scomparendo.
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.Rzecz w tym, że w wyniku konwergencji Internetu i telefonii komórkowej granice się zacierają.
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.Tóm lại đó là do đường ranh giới, vì internet của di động đang yếu dần
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.Unterm Strich heißt das, dass die Grenzen durch die Kombination von Internet und Handy verschwinden.
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.Waar het op neerkomt is dat de grenzen, door de combinatie 'internet-mobieltje', versmelten.
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.В крайна сметка границите, заради Интернет + мобилен телефон, се топят.
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.Суть в том, что границы тают из за телефонов с Интернетом
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.השורה התחתונה היא, שהגבולות, בגלל האינטרנט פלוס טלפון סלולארי, נמסים.
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.بيت القصيد في كل ذلك هو الحدود لأن الانترنت والهاتف الخلوي ينصهران
İşin temeline inince şu sınırlar ve kısıtlamalar internet ve telefonun birlikte kullanımı ile eriyor artık.境界が次第になくなっていることです T-モバイルのすばらしいところは
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.Arktyka topnieje, a zeszłoroczny laureat TED Prize mówił, że wszyscy stajemy się grubi.
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.Bắc Cực đang tan chảy, và theo như chủ nhân giải TED Prize trước nói, chúng ta đang béo dần lên.
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.le pôle nord est en train de fondre, et comme l'a dit le dernier lauréat du prix TED, nous devenons tous gros.
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.Polul Nord se topeşte, şi, după cum a spus ultimul câştigător TED, cu toţii devenim obezi.
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.Severní pól taje, a loňský vítěz TED Prize řekl, že všichni tloustneme.
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.북극은 녹아내리고 있고, 그리고 마지막 TED Prize 수상자가 말했던 것 처럼, 우리 모두는 뚱뚱해지고 있잖아요.
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.Арктика тает, и, по словам последнего обладателя премии TED, мы все становимся толстыми.
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.הקוטב הצפוני נמס, וממש כמו שאמר זוכה TED Prize האחרון, אנחנו הולכים ומשמינים.
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.القطب الشمالي يذوب وكما قال اخر فائز بجائزة تيد, جميعنا نزداد سمنة.
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.前回のTED Prize受賞者は だれもが肥満だと言う (笑)
Kuzey Kutbu eriyor, ve son TED Prize kazananın da dediği gibi, hepimiz şişmanlıyoruz.北極啲冰都融埋 先頭嘅TED獲獎得主仲話 我地會越來越肥添。
Ölüm, hızlıca gerçekleşen tek bir olay değil. Hayat yavaş yavaş sona eriyor.La morte non si presenta come un singolo rapido evento ma un lento calo di sipario.
Ölüm, hızlıca gerçekleşen tek bir olay değil. Hayat yavaş yavaş sona eriyor.La muerte no llega con un rápido y singular evento sino en un lento apagarse.
Ölüm, hızlıca gerçekleşen tek bir olay değil. Hayat yavaş yavaş sona eriyor.Смъртта идва не като внезапно събитие, а като бавен залез.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.내 생명은 슬픔으로 보내며 나의 해는 탄식으로 보냄이여 내 기력이 나의 죄악으로 약하며 나의 뼈가 쇠하도소이다
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Könyörülj rajtam, Uram, mert szorongattatom; elsenyved a búbánat miatt szemem, lelkem, testem.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Smiluj se nade mnou, Hospodine, nebo jsem ssoužen, tak že usvadla zámutkem tvář má, duše má, i život můj.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Thi mit Liv svinder hen i Sorg, mine År i Suk, min Kraft er brudt for min Brødes Skyld, mine Ben hentæres.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Vær mig nådig, Herre! for jeg er i trengsel; borttæret av sorg er mitt øie, min sjel og mitt legeme.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Var mig nådig, HERRE, ty jag är i nöd; av sorg är mitt öga förmörkat, ja, min själ såväl som min kropp.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Zmiluj sa nado mnou, Hospodine, lebo mi je úzko; moje oko zomdlelo od trápenia, moja duša i celé moje telo.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Zmiłuj się nademną, Panie! bom jest uciśniony; wywiędła od żałości twarz moja; także i dusza moja i żywot mój.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.כי כלו ביגון חיי ושנותי באנחה כשל בעוני כחי ועצמי עששו׃
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.لان حياتي قد فنيت بالحزن وسنيني بالتنهد. ضعفت بشقاوتي قوّتي وبليت عظامي.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.我 的 生 命 為 愁 苦 所 消 耗 . 我 的 年 歲 為 歎 息 所 曠 廢 . 我 的 力 量 因 我 的 罪 孽 衰 敗 . 我 的 骨 頭 也 枯 乾
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.我的 生命 為 愁苦 所 消耗 . 我 的 年歲為歎 息 所 曠廢 . 我 的 力量 因我 的 罪孽 衰敗 . 我 的 骨頭 也 枯乾
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.Då, du grät vid min axel, så kändes det inte så bra. Som om mina ben smälte eller nåt.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.그때 너 나한테 기대서 우는데 기분이 좀 그렇더라 그, 내 뼈가 막 녹는 것 같고.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.Waktu itu, kau menangis di bahuku.. Itu tidak terasa sangat baik, seperti tulangku meleleh atau sesuatu.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.Τότε έκλαψες στον ώμο μου. Δεν αισθάνθηκα και πολύ καλά, σαν τα κόκκαλα μου να λιώναν ή κάτι τέτοιο.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.حينذاك, بكيتي على كتفي هذا لم يكن شعورا جيدا جدا وكأن عظامي تنصهر أو شئ من ذلك القبيل
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.そう思ったんだ まるで骨が溶けてしまいそうでさ じゃ ホントにもう行くよ
On sene süren bir savaş şu anda sona eriyor.10년간의 전쟁은 막을 내리고 있습니다.
On sene süren bir savaş şu anda sona eriyor.Una década de guerra está terminando.
On sene süren bir savaş şu anda sona eriyor.(拍手)
Ötekiler sadece dans ediyorlar. Ta ki ortamdaki bütün enerji tükenene kadar. Ve oyun sona eriyor.A toto sa deje dovtedy, kým všetka energia v systéme nie je využitá, a potom nastáva koniec hry.
Ötekiler sadece dans ediyorlar. Ta ki ortamdaki bütün enerji tükenene kadar. Ve oyun sona eriyor.Und das passiert nur, bis alle Energie aus dem System verbraucht ist und dann ist das Spiel aus.
O zaman belki ihale burada sona eriyor.Takže potom by ta aukce skončila třeba někde tady.
O zaman belki ihale burada sona eriyor.同じ様に、政府は、異なる期間の、
Rezervasyon topraklarının müşterek mülkiyeti sona eriyor.Cessa a propriedade comunitária das terras das reservas.
Rezervasyon topraklarının müşterek mülkiyeti sona eriyor.Der kommunale Landbesitz in Reservaten endet.