Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Coupe quelques oignons, et cuisine plus de pâtes.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Nareži še malo mlade čebule in skuhaj še nekaj rezancev.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Pokrój pory i ugotuj trochę klusek.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Potong beberapa kerang, dan masak mie lebih banyak lagi.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Schneide noch ein paar Frühlingszwiebeln und koche noch mehr Nudeln.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Skär upp lite salladslök och laga mer nudlar.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Snij wat bosuien en kook wat meer noedels.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Taglia un po' di scalogno e cuoci un altro po' di spaghetti.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Taie niste praz, si gateste niste taitei.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Κόψε μερικά πράσα, και μαγείρεψε κι άλλα νουντλς.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.Нарежь зеленый лук и приготовь еще лапши.
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir..חתוך קצת בצל ירוק, ותבשל יותר אטריות
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir." قم بتقطيع بعض البصل الأخضر,و اطهو المزيد من الشعيرية " النودلز
Biraz daha yeşil soğan doğra ve az daha erişte pişir.はい 分かりました
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Babička ti ho dala když jsi otvíral obchod.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Bà cho bố khi bố mở tiệm mì.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Bedstemor gav det til dig, da du åbnede Nudle butikken.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.C'est ma grand-mère qui te l'a donnée quand tu as ouvert le restaurant de nouilles.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Dedek ti jo je dal ko si odprl svojo restavracijo.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Farmor gav den till dig när du öppnade Nudel resturangen.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyükBabcia dała Ci go gdy otworzyłeś Restaurację, jest starszy niż ja
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyükBunica ti-a dat-o cand ai deschis magazinul de taietei. <BR> E mai batrana ca mine.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyük할머니가 아빠 국수 처음 뽑을 때 선물 하신 거래메. 나보다 많겠지, 뭐.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyükNonna te lo ha dato quando hai aperto il negozio di Noodle (tipo di spaghetti Coreano) E' più vecchio di me.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyük.סבתא הביאה לך אותו כשפתחת את חנות הנודלס שלך. זה יותר ישן ממני
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyükانه جدتي أعطته لك عند فتح متجر المعكرونة على الرغم من أنه أكبر مني
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyükピンポ~ン!21歳だ!
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Isoäiti antoi sen sinulle kun sinä avasit nuudeli myymälän.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Itu adalah pemberian Nenek buat Papa ketika Papa membuka toko mie.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Nagymama adta neked, amikor az elsõ tésztát készítetted.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Oma hat ihn dir gegeben, als du das Nudelrestaurant aufgemacht hast.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Oma heeft het jou gegeven toen je de noedelwinkel opende.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Stará mama ti ho dala, keď si otváral obchod.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Η γιαγιά σου το έδωσε όταν άνοιξες το μαγαζί νουντλς.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Баба ти я даде, когато отвори Нудъл магазина.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Бабушка дала его тебе, когда ты открыл свой магазин.
Bu en iyisi. Erişteler yumuşak ve çok nemli! Görünüşe göre birşeyler biliyorsun.In ta je najbolši!
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Avem invitati din Busan azi deci meniul de azi consta in taietei specifici Busanului.
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Danes nas obišče gost iz Busana, tako da je glavna jed Busanski Mil-myun (Busanska lokalna jed)
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Dnes máme hostí z Pusanu, takže hlavné menu je Pusanské Mil-myun (pusanský miestny druh rezaniec)
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Dnes tu máme hosty z Busanu takže hlavní menu bude Busan Mil-myun.
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Kita kedatangan tamu dari Busan, maka makanan utama hari ini adalah Mil-myun (Makanan khas dari Busan).
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)오늘은 부산 싸나이가 왔으니까, 메인 메뉴는 부산 밀면이요.
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Ma Busan-ból jöttek vendégek, ezért a fõ fogás Busan Mil-myun.
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Mamy gości z Busan to na główne danie jest Busan Mi-Myun
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Meillä on vieraita Busanista, joten menussa on Busanin paikallisia nuudeleita.
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Oggi abbiamo ospiti da Busan quindi il menù principale è il MIl-myum (piatto tipico di Busan, tipo spaghetti)
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Vi får gæster fra Busan idag, så hovedmenuen er Busan's Mil-myun (Busan's lokal nuddel-ret)
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Vi har gäster från Busan idag, så huvudmenyn är Busan's Mil-myun(Busan's lokala nudel sort=
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Wir haben heute Gäste aus Busan, das Hauptgericht ist Busan's Mil-myun (Busan's lokales Nudelgericht).
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Днес имахме гости от Бусан, така че главното меню е бусанският Мил-мюн (типични бусански нудълс).
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)Сегодня у нас гости из Пусана, поэтому главное блюдо - Пусанский Mil-myun (местная пусанская лапша).
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)אנחנו מארחים אורחים מבוסן ולכן , התפריט הראשי מבוסן הוא מיל מיון - המנה המקומית של בוסאן מנה של אטריות
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)اليوم لدينا ضيوف من بوسان لذلك الطبق الرئيسي هو البوسان ميل ميان ـ( نوع من طبق النودل معكرونه )ـ
Bugün Busan'dan misafirlerimiz var bu yüzden ana yemek Busan'un Mil-myun'u.(Busan'ın yerel erişte çeşidi.)どうして分かったんですか? 俺 冷麺一番好きなんです
Bugün Sam Gye Eriştesi yemek istiyorumAstazi vreau sa mananc taietei Sam Gye.
Bugün Sam Gye Eriştesi yemek istiyorumAujourd'hui, je veux manger des nouilles Sam Gye.
Bugün Sam Gye Eriştesi yemek istiyorumDzisiaj chciałabym Kluski Sam Gye.
Bugün Sam Gye Eriştesi yemek istiyorumHari ini, Aku ingin makan Mie Sam Gye
Bugün Sam Gye Eriştesi yemek istiyorumHeute, will ich Sam Gye Nudeln essen.