Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.El hombre impío se muestra descarado, pero el recto pone en orden sus caminos
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.En ogudaktig man uppträder fräckt; men den redlige vandrar sina vägar ståndaktigt.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.En ugudelig mann ter sig frekt, men den opriktige går sin vei rett frem.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Julkeiksi tekee jumalaton kasvonsa, vakaiksi tekee oikeamielinen tiensä.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Kẻ ác tự làm mặt chai mày đá ; Còn người ngay_thẳng làm vững đường_lối mình .
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Kẻ ác tự làm mặt chai mày đá; Còn người ngay thẳng làm vững đường lối mình.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.악인은 그 얼굴을 굳게 하나 정직한 자는 그 행위를 삼가느니라
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Le méchant prend un air effronté, Mais l`homme droit affermit sa voie.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.L'empio assume un'aria sfrontata, l'uomo retto controlla la propria condotta
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Mąż niezbożny zatwardza twarz swoję; ale uprzejmy sam sprawuje drogę swoję.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Megkeményíti az istentelen ember az õ orczáját; az igaz pedig jól rendeli az õ útát.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Muž bezbožný zatvrzuje tvář svou, upřímý pak měří cestu svou.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.O homem ímpio endurece o seu rosto; mas o reto considera os seus caminhos.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Orang jujur yakin akan dirinya; orang jahat bermuka tebal
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Ο ασεβης ανθρωπος σκληρυνει το προσωπον αυτου αλλ' ο ευθυς κατευθυνει τας οδους αυτου.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Нечестивият човек прави дръзко лицето си, А праведният оправя пътищата си.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.Человек нечестивый дерзок лицом своим, а праведный держит прямо путь свой.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.העז איש רשע בפניו וישר הוא יכין דרכיו׃
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.الشرير يوقح وجهه. اما المستقيم فيثبّت طرقه.
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.惡 人 臉 無 羞 恥 . 正 直 人 行 事 堅 定
Kötü kişi kendine güçlü bir görünüm verir, Erdemli insansa tuttuğu yoldan emindir.惡人 臉無 羞恥 . 正直 人 行事 堅定
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Amit tehát a laboratóriumban csinálunk az az, hogy pénzzel embereket csalogatunk egybe.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Co więc robimy w naszym laboratorium? Kusimy cnotą i występkiem za pomocą pieniędzy.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.En mi laboratorio tentamos a las personas con dinero hacia el vicio y la virtud.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Então o que fazemos no meu laboratório é tentar as pessoas com virtude e vício usando dinheiro.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.În laborator, testăm moralitatea cu ajutorul banilor.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.In meinem Labor führen wir mit Geld Leute in Versuchung.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Jadi yang kita lakukan adalah menggoda orang untuk berbuat baik atau jahat dengan uang.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.연구소에서 우리가 하는 것은 돈을 이용해서 덕과 악덕으로 사람들을 유혹합니다
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Laboratoriossamme koettelemme hyveellisiä ja paheellisia ihmisiä käyttäen rahaa.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Những gì chúng tôi làm trong phòng thí nghiệm là chúng tôi dùng tiền để thử xem mọi người đạo đức hay không.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Quello che facciamo nel nostro laboratorio è tentare le persone con vizi e virtù utilizzando i soldi.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Så det vi gør i mit laboratorium er, at vi frister folk med dydighed ved at bruge penge.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Takže děláme v laboratoři to, že pokoušíme lidi k počestnosti a neřesti pomocí peněz.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.To, čo robíme v mojom laboratóriu, je, že pokúšame ľudské cnosti a necnosti prostredníctvom peňazí.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Wat we in mijn lab doen, is mensen bekoren met deugd en ondeugd door geld te gebruiken.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.В моей лаборатории мы склоняем людей к добродетели или греху при помощи денег.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Отже, в моїй лабораторії за допомогою грошей ми схиляємо людей діяти доброчесно або аморально.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.Това, което направихме в моята лаборатория е да изкушим хората с добродетел и порок, използвайки пари.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.מה שאנו עושים במעבדה זה לפתות אנשים באמצעות מידה טובה ומידה מגונה בשימוש בכספם.
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.فما قمنا به في المخبر هو أننا كنا نغري الناس بواسطة الفضيلة والرذيلة بإستخدام المال
Laboratuvarımda şunu yaptık: insanları, para kullanarak erdemli ya da ahlaksız olmaya doğru kışkırttık.善悪をあぶり出すのです その方法を説明しましょう
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.A boa educação é uma virtude muito negligenciada.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Artighet är en väldigt underskattad dygd.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Az udvariasság egy nagyon figyelmen kívül hagyott erény.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Beleefdheid wordt als deugd vaak over het hoofd gezien.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Höflichkeit ist eine gern übersehene Tugend.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Høflighed er en meget overset dyd.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem. İkiyüzlülük olarak görülüyor.Zdvořilost je nedoceněná ctnost, vidíme ji jako pokrytectví.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Il riguardo è una virtù molto trascurata.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Kesantunan adalah kebaikan yang terlampau terabaikan.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.공손함은 자주 간과되는 미덕이지요.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.La cortesía es una virtud que se pasa por alto.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.La politesse est une vertu très négligée.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Lịch thiệp là một đức tính hay bị bỏ qua
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Politețea e o virtute des ignorată.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Vljudnost je preveč spregledana vrlina.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Wyrozumiałość jest bardzo pomijaną wartością.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Zdvorilosť je podceňovaná dobrá vlastnosť.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Η ευγένεια είναι μια ξεχασμένη αρετή.