Babası Hasan Efendi erdemli bir zat idi.Otac Hasan mu je bio maloposjednik.
Seksendört) - Rüya Erdem Kınay (feat.64 (1844) Sen noci svätojánskej, Op.
Bilgenin erdemi, özgür istencidir.Cnosť je to isté, čo múdrosť.
Hem kişisel hem de toplumsal bir erdemdir.Verejný či osobný záujem?.
Bu erdem onu mükemmel bir model yapar."To je to, čo ho robilo fenomenálnym hráčom."
Erdemler etiği ilk olarak Eski Yunan'da ortaya çıkmıştır.Pôvod tohto plemena je zrejme niekde v starovekom Grécku.
Armanın üstünde Latince Virtus Unita Fortior (Türkçe: Erdem birlikle güçlenir) yazmaktadır.Na spodnjem delu se nahaja državno geslo Virtus unita fortior (latinsko Vrlina združena je močnejša).
İnsan, Hayvan ve Erdem .Odprto: človek in žival.
Adalet: Bütün sınıflarla ilgili bir erdemdir.To je ekvivalenčna relacija nad razredom vseh množic.
Bu toplumda her sınıfın bir erdemi vardır.Ta razredni boj ima v vsaki družbi več stopenj.
Onlar sermayeci kültürün iktisadi erdemlerini insanlığın esasiyel niteliklerinden saymışlardır.Strinjala sta se, da so temelj vladavine elit izredne osebnostne lastnosti tistih, ki tvorijo elito.
Hem kişisel hem de toplumsal bir erdemdir.Kolekcijos būna asmeninės ir visuomeninės.
Roma İmparatorluğu mutlak bir güç olarak, erdem ve bilgeliğin kılavuzluğunda en geniş topraklara hükmetti.Visą Romos imperiją valdė absoliuti valdžia, vadovaujama dorybės ir išminties.
Merve Özbey - Söz: Deniz Erten Emanet - Erdem Kınay feat.Beatrice Mummert, Fondo steigėja Ass. jur.
Bu erdem onu mükemmel bir model yapar."Visa tai daro jį labai pavojingu varžovu“.
Mutluluk ve erdem bu dünyayı unutmak ve sonsuz tözü bulmak ve bilmek istemektir.Mes mokam mylėti ir kilti aukštyn, Ieškoti ir rasti pasaulį.
Erdem Bey: Eski bir filozof.Sokrates, vanakreeka filosoof ...
Sekiz sayısı akıl, ahlâk ve erdemin temsilcisidir.Kaheksaharuline täht sümboliseerib vaimuvalgust, haridust ja taassündi.
Her ortama uyabilme en büyük erdemleriydi.Kõrgeim hüve on iga muu hüve eeldus.
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?Apakah kebajikan itu?
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?Das war alles, was mir einfiel... diese buddhistische Tugend.
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?Dat was alles wat ik kon bedenken.
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?Foi só isso que consegui pensar.
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?대답의 전부였습니다. 공덕이란 뭘까요?
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?זה כל מה שיכולתי לחשוב עליו. מהי מעלה?
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?هو كل ما استطعت التفكير فيه . ماهي الفضيلة ؟
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?世界を救う鍵は、慈悲のための鍵は、
Annesi ev hanımı. Ve iyi bir bayan ve bir bilge ve erdemli:그녀의 어머니는 집안의 아가씨이다. 그리고 좋은 여자, 그리고 현명하고 고결한 :
Annesi ev hanımı. Ve iyi bir bayan ve bir bilge ve erdemli:אמה היא בעלת הבית. וגם אישה טובה, חכמה ובעלת מידות טובות:
Annesi ev hanımı. Ve iyi bir bayan ve bir bilge ve erdemli:والدتها هي سيدة المنزل. وسيدة طيبة ، والحكمة والفضيلة :
Annesi ev hanımı. Ve iyi bir bayan ve bir bilge ve erdemli:私は、あなたがその上talk'dている娘をnurs'd、私はあなたを教え、彼は彼女を手に置くことができます
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve...""a on je tak impozantní, a on zabije Rávanu, a ..."
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve...""ed e' virtuoso, e uccidera' Ravana e..."
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve...""E ele é virtuoso, e ele vai matar Ravana, e ..."
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve...""hän on virtuoosi, ja surmaa Ravan, ja..."
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve..."Jest szlachetny, zabije Ravana.
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve...""Och han är ärbar, och ska döda Ravan, och..."
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve...""Ő erényes, ő kinyírja Rávanát, és..."
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve...""şi e plin de virtuţi, şi-l va ucide pe Ravan, şi..."
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve...""và chàng rất tốt, chàng sẽ giết Ravana và ..."
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve...""и той е добродетелен, и ще убие Раван, и..."
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve..."לבו טהור והוא יהרוג את רוואנה. זו אישה צמאת דם.
"ayrıca erdemli; Ravan'ı öldürecek ve..."血に飢えた女だ
Beni yakmak için bir oda hazırlayın. Yaşamaya gücüm yok. Erdemlerime rağmen, kocam beni kabul etmedi.בעלי דחה אותי אף שנותרתי טהורה.
Biliyorum ki, yalnız kendi erdemleri ve kötü alışkanlıklardan, hem varisi ilgilendi내가 아는, 혼자의 미덕과 결점을 모두의 후계자에 관심
Biliyorum ki, yalnız kendi erdemleri ve kötü alışkanlıklardan, hem varisi ilgilendiכי אני יודע, היורש של שתי המעלות שלה ואת החסרונות שלה, שהוא לבדו היה מעוניין
Biliyorum ki, yalnız kendi erdemleri ve kötü alışkanlıklardan, hem varisi ilgilendiوكان وريث من الفضائل والرذائل على حد سواء ، والذين وحدها التي أعرفها ، مهتمة
Biliyorum ki, yalnız kendi erdemleri ve kötü alışkanlıklardan, hem varisi ilgilendiこれは彼の胃の上に横たわると、まだatセラーの壁を越えて見て、燃焼
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Dohromady tvoří praktickou moudrost, kterou Aristoteles považoval za nejvyšší ze ctností.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Em conjunto, elas abrangem a sabedoria prática, que Aristóteles considerava ser a virtude mestre.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Ensemble, elles composent la sagesse pratique, ce qu'Aristote pensait être la principale vertu.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Împreună ele alcătuiesc înţelepciunea practică, pe care Aristotel a considerat-o a fi virtutea principală.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Insieme esse compongono la saggezza pratica, che Aristotele riteneva fosse la virtù principale.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Juntas constituyen la sabiduría práctica que Aristóteles pensaba era la virtud principal.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.그 둘은 함께 실천적 지혜를 구성하고, 이것은 아리스토텔레스가 생각한 미덕의 핵심입니다.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Razem tworzą zdrowy rozsądek, który Arystoteles uznawał za cnotę mistrzów.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Samen omvatten ze de praktische wijsheid waarvan Aristoteles dacht dat het de grootste deugd was.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Sammen udgør de praktisk visdom, som Aristoteles mente var den vigtigste dyd.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Spolu tvoria praktickú múdrosť, ktorú Aristoteles považoval za najvyššiu cnosť.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Zusammen umfassen sie die Klugheit, von der Aristoteles dachte, dass sie die wichtigste Tugend sei.