Epey büyük çizmeliyim.Powinienem to narysować dosyć duże.
Epey büyük çizmeliyim.Θα πρέπει να τον σχεδιάσω αρκετά μεγάλο.
Epey büyük çizmeliyim.אני צריך לצייר את זה די בגדול.
Epey büyük çizmeliyim.يجب ان ارسمه بشكل كبير
Epeyce ağır sayılır.Allez dans la cuisine. Posez vos affaires ici.
Epeyce ağır sayılır.Stellen Sie Ihre Sachen hierher.
Epeyce ağır sayılır.Stellen Sie Ihre Sachen hierher.
Epeyce ağır sayılır. - Yolculuk iyimiydi?Tulen pian, jättäkää tavarat siihen, -Oliko matka mukava?
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor. Ameliyat mı?Khá là nghiêm trọng nên chúng tôi phải mổ ngay phẫu thuật sao ạ?
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.C'est enfoncé assez profondément, donc nous devons opérer immédiatement.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.E' allo stadio avanzato quindi dobbiamo operare immediatamente.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.E destul de adanc, asa ca trebuie sa-l operam imediat.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.Es ist recht Fortgeschritten, also müssen wir das sofort Operieren
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.Het is al in een ver stadium dus we moeten meteen opereren.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.I och med det är en stor del som måste vi operera omedelbart.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.Je to dosť ďaleko, takže musíme ihneď operovať.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.Kami harus segera melakukan operasi.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.Zmiany są znaczne, więc musimy natychmiast operować.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.Είναι αρκετά μέσα γι'αυτό πρέπει να τον χειρουργήσουμε αμέσως.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.Навлязло е навътре и се налага операция веднага.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.Состояние тяжелое, поэтому мы должны немедленно провести операцию.
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.أنه أبعد مما يكون لذا يجب علينا أن نعمل له ذلك على الفور
Epeyce büyük bir kısım olduğu için hemen ameliyata almamız gerekiyor.手術ですか?
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.5世代遡ると それで終わりなのです 私の母方には何が起こったのかすら分かりません
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.A je to celkem smutné, protože jdu zpátky jen 5 generací, to je všechno.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.C'est plutôt triste, parce que -- je ne peux remonter qu'à cinq générations, et c'est tout.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.Điều đó khá buồn bởi vì -- Tôi mới chỉ tìm về 5 thế hệ, và chỉ đến thế thôi.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.Het is nogal droevig, omdat ik maar vijf generaties terugga, niet meer.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.Il che é abbastanza triste, perché come -- posso andare a ritroso solo di cinque generazioni e poi basta.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.그리고, 슬픈 사실은 다섯 세대 정도만 거슬러 올라가 보면
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.Si e destul de trist. pentru ca -- merg doar 5 generatii inapoi, si asta e tot.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.To smutne, że znam tylko pięć pokoleń wstecz.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.Und das ist sehr traurig, weil ich nur fünf Generationen zurückgehen kann, und dann hört es auf.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.Y es muy triste, porque sólo puedo retroceder 5 generaciones y eso es todo.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.Доста е тъжно, защото мога да се върна само пет поколения назад, и толкова.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.И это довольно печально, потому что я возвращаюсь всего лишь на 5 поколений назад, а потом - всё.
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.וזה דיי עצוב, מפני שאיך -- אני יכולה לחזור רק חמישה דורות,
Epeyce üzücü bu, çünkü nasıl - sadece beş göbek geriye gidiyorum ve işte bu kadar.وهو المحزن نوعا ما، لأني أستطيع العودة لخمسة أجيال سابقة،
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Ale nie chciałbym, byście nie lubili tego miejsca po prawej, które ja lubię.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Dar nu ar fi credeţi că nu îmi place locul pe dreapta, pe care am destul de făcut.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Ich möchte jedoch nicht, dass Sie denken, dass ich den Ort rechts nicht mag, denn das tue ich.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.그러나 제가 오른쪽 지역을 싫어한다고는 생각하지 마세요. 저는 이 도시를 사랑하게 되었고,
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Maar denk alsjeblieft niet dat ik de plek rechts niet zou mogen; dat doe ik wel.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Mais je ne veux pas que vous croyiez que je n'aime pas l'environnement de droite.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Ma non pensiate che non mi piace il posto sulla destra, mi piace molto.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Nhưng không có nghĩa là tôi không thích phần ở phía bên phải, phần mà tôi khá thích.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Pero no quiero que piensen que no me gusta el sitio de la derecha, porque sí me gusta.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Δεν θα ήθελα όμως να νομίσετε πως δεν αγαπώ το μέρος στα δεξιά, γιατί το αγαπώ.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Но не искам да мислите, че не харесвам мястото отдясно - дори напротив.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.Но я бы не заставил вас думать, что мне не нравиться это место справа, все совсем наоборот.
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.אבל אני לא רוצה שתחשבו שאני לא אוהב את המקום שמימין, ואני אוהב אותו. למדתי לאהוב את העיר
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.ولا أريدكم أن تعتقدوا أنني لاأحب هذا المكان على اليمين، أنا أحبه بشكل كبير. لقد وقعت في حب هذه المدينة
Epeyce yaptığım burayı sevmiyorum düşüncesini yapmak zorunda kalmıyorum.とても好きです 都市には魅力的な 独自な多様性と弾力性があります
Epey ciddi bir disleksim var. bu nednele okumak benim için en zor işlerden biri.Ich habe stark ausgeprägte Dyslexie und deshalb fällt mir Lesen besonders schwer.
Epey ciddi bir disleksim var. bu nednele okumak benim için en zor işlerden biri.Ik ben zeer dyslectisch, en daarom is lezen voor mij het moeilijkste wat ik doe.
Epey ciddi bir disleksim var. bu nednele okumak benim için en zor işlerden biri.Jag är extremt dyslektisk, så att läsa är det svåraste jag gör.
Epey ciddi bir disleksim var. bu nednele okumak benim için en zor işlerden biri.Jeg er stærkt ordblind, så læsning er det vanskeligste jeg gør.
Epey ciddi bir disleksim var. bu nednele okumak benim için en zor işlerden biri.Je suis extrêmement dyslexique, alors pour moi, lire est la chose la plus difficile.
Epey ciddi bir disleksim var. bu nednele okumak benim için en zor işlerden biri.저는 지독한 난독증이어서, 읽는 것은 저에게 가장 힘든 일입니다.
Epey ciddi bir disleksim var. bu nednele okumak benim için en zor işlerden biri.Mam skrajną dysleksję czytanie jest bardzo trudne.