entelekt ile cümle

entelekt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Yenilikçiler: Bir mucit/entelektüel kastı.Menschenwürde – Leerformel oder unverzichtbarer Gedanke?
Whitman Margaret Fuller ve New England'daki başka entelektüellerle arkadaştı.Whitman est amie avec Margaret Fuller et d'autres intellectuels de Nouvelle-Angleterre.
Visconti idaresi altında Pavia bir artistik ve entelektüel merkez oldu.Sous les Visconti, Pavie devient un centre intellectuel et artistique.
1930'lu yıllarda Antifaşist Entelektüeller Teyakkuz Komitesi'nde görev almıştır.Dans les années 1930, il milite au sein du Comité de vigilance des intellectuels antifascistes.
Burada yaklaşık 70.000 Polonyalı entelektüel ve Sovyet savaş esiri hayatını kaybetmiştir.Environ 140 000 civils et prisonniers de guerres soviétiques y ont été exécutés.
Lider kadrosunun büyük kısmı Yahudi kökenli entelektüellerden oluşuyordu.La culture d'avant-garde est largement animée par des intellectuels juifs.
Dört çeşit Varna vardır: Brahmanlar (Entelektüel bir tabakadır.C'est un des quatre buts de l'existence (purushartha) d'un brahmane.
Jeff: Entelektüel bir çocuktur.C’est un intellectuel.
Danimarka kültürü zengin bir entelektüel ve sanatsal mirasa sahiptir.Écrivains La Côte d'Ivoire possède une grande richesse intellectuelle et culturelle.
Burada yaklaşık 70.000 Polonyalı entelektüel ve Sovyet savaş esiri hayatını kaybetmiştir.En este campo murieron cerca de 70 000 intelectuales polacos y prisioneros de guerra soviéticos.
Danimarka kültürü zengin bir entelektüel ve sanatsal mirasa sahiptir.La cultura de Dinamarca tiene un rico patrimonio intelectual y artístico.
Madonna, bu durumdan şu şekilde bahsetti: " Mirwais de çok politik ve entelektüel.Según ella, «Mirwais también es muy político, seriamente inteligente e intelectual.
"Bu tür belirli bir entelektüel çöküşe yaklaşan hiçbir şey yoktur.«Nunca hay nada parecido a esa clase específica de intelectualidad.
Psellos'a göre Eudokia çok asil, güzel ve entelektüel birisiydi.Según Psello, ella era muy noble, bella e inteligente.
Başka insanların entelektüel bilgileri başkasına mal edilemez.No deberás apropiarse de la producción intelectual de otras personas.
Resimlerde genel olarak hayata dair yorumlara ya da ahlakî veya entelektüel mesajlara yer verilirdi.Encarnaban alguna interpretación de la vida o portaban un mensaje intelectual o moral.
Şiirleri derin bir genel kültüre ve yüksek bir entelektüelliğe dayanan, lirik ve felsefi şiirlerdir.Sus poemas tienen gran distinción lingüística, profundidad filosófica y elegante sobriedad.
2009 - Post Entelektüel Dönem ve Edebiyat - İstanbul, Agora Kitaplığı.Periódico: Tropical Bryology 2009 - actual.
1950'lerden sonra daha çok entelektüel, soyut ve deneysel yaklaşımlar geliştirdi.Durante los años 1950, fueron apareciendo progresivamente ensayos cada vez más específicos y sensibles.
Genç Entelektüel Avrupa'nın Durumu (Heute und Morgen.Forum dei giovani ricercatori, (Oggi e domani.
Konfüçyüs, yaşadığı problemli zamanlar hakkında kaygılanan entelektüel bir kişiydi.Confucio era un letterato che si preoccupava dei tempi agitati in cui viveva.
Entelektüel amaçların ve formel nedenin tüm doğal süreçleri yönlendirdiğine inanmıştır.Egli credeva che fini intellettuali, cause formali, guidassero tutti i processi naturali.
Başka insanların entelektüel bilgileri başkasına mal edilemez.Non appropriarti della produzione intellettuale degli altri.
Entelektüelliğin hiçbir zaman fazla değeri olmayacak Halkın toplu yargısına göre.In nessun caso però la saggezza può essere valutata in termini di consenso popolare.
İran'ın dini entelektüel hareketinde en etkili figür olarak nitelenmiştir.È inoltre una figura ben nota del movimento religioso intellettuale in Iran.
Öte yandan bir entelektüel (felsefe doktorası vardı), sigara tiryakisi ve sıkı bir alkol kullanıcısıydı.Lo scrittore era inoltre un fumatore accanito e un forte bevitore.
Whitman Margaret Fuller ve New England'daki başka entelektüellerle arkadaştı.Сара долгие годы дружила с Маргарет Фуллер и другими интеллектуалами Новой Англии.
Madonna, bu durumdan şu şekilde bahsetti: " Mirwais de çok politik ve entelektüel.По словам Мадонны, « Мирвэ также очень политически активный и интеллектуальный.
Lider kadrosunun büyük kısmı Yahudi kökenli entelektüellerden oluşuyordu.Объединяла преимущественно интеллектуалов еврейского происхождения.
Entelektüel amaçların ve formel nedenin tüm doğal süreçleri yönlendirdiğine inanmıştır.Аристотель верил, что всеми природными процессами руководят интеллектуальные цели, формальные причины.
Başka insanların entelektüel bilgileri başkasına mal edilemez.Не присваивай плоды интеллектуального труда других.
Ancak onlar muktedir devlet adamı ya da güçlü bir yönetici olmaktan ziyâde entelektüel zevk düşkünüydüler.Но оба они были скорее интеллектуалами, чем ловкими государственными деятелями или сильными правителями.
Üyeler arasında etnik azınlıklar, işsiz eski askerler ve genç entelektüeller bulunmaktaydı.Пополнялись они за счет националистически настроенных офицеров, солдат, авантюристов и безработной молодежи.
Porto Riko'ya akın eden Amerikalı gazete okurlarının fazlaca bir entelektüel beklentileri de yoktur.Нетрудно заметить, что американская школа очень многим обязана Дюрану.
Bence çocuklara yepyeni bir entelektüel çanta açtı.Ему удалось создать новый тип живописного мышления.
Buna rağmen, o hala Londra’nın eğitimli sınıflarında entelektüel bir güçtü.Несмотря на критику, Эстел имела интеллектуальное влияние в образованных классах Лондона.
Visconti idaresi altında Pavia bir artistik ve entelektüel merkez oldu.За время работы В. А. Афанасьева театр кукол стал интеллектуальным и культурным центром.
Kuşkusuz Voltaire'in 15 yıl süren bu ilişkisi entelektüel gelişimine yardımcı olmuştur.وكان لهذه العلاقة التي استمرت لمدة خمسة عشر عامًا تأثيرها الفكري المهم على حياة فولتير.
Whitman Margaret Fuller ve New England'daki başka entelektüellerle arkadaştı.وقد كانت ويتمان صديقة لمارجريت فولر وللكثير من المثقفين في نيو إنغلند.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.فأسلوب إنتاج الحياة المادية هو شرط العملية الاجتماعية والسياسية والعقلية للحياة بوجه عام.
Entelektüel amaçların ve formel nedenin tüm doğal süreçleri yönlendirdiğine inanmıştır.وأعرب عن اعتقاده بأن الأهداف الفكرية والأسباب الرسمية هي التي تقود العمليات الطبيعية.
Lider kadrosunun büyük kısmı Yahudi kökenli entelektüellerden oluşuyordu.وكان الكثير من هذا العمل الرائد من بنات أفكار العقيد دي.
Bu yer aynı zamanda sosyalleşme ve entelektüel uğraşılar için de kullanılırdı.كان كذلك جامعا بمعنى فضاء للاجتماع والنشاط الفكري.
Entelektüelliğin hiçbir değeri yok...الجانب المادي من الحياة لم يكن يقلقنا ...
Disfonksiyonel ailelerin sosyal, finansal ya da entelektüel sınırları yoktur.As famílias disfuncionais não têm nenhum limite social, nem financeiro, nem intelectual.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.O modo de produção da vida material condiciona o processo da vida social, política e espiritual em geral.
Psellos'a göre Eudokia çok asil, güzel ve entelektüel birisiydi.De acordo com Pselo, Eudóxia era nobre, bela e inteligente.
Quaker tarikatinin ilkelerinden biri, kadın ve erkek arasında entelektüel eşitliktir.Um dos mandamentos da religião Quaker era a igualdade intelectual entre os sexos.
Anna, yalnızca entelektüel seviyede değil ama günlük konularda da yetkin olduğunu kanıtlamıştır.Ana se mostrou muito capaz não apenas no nível intelectual, mas também em assuntos práticos.
Madonna, bu durumdan şu şekilde bahsetti: " Mirwais de çok politik ve entelektüel.De acordo com a intérprete, "Mirwais é muito político, seriamente inteligente e intelectual.
Entelektüelliğin hiçbir değeri yok...Mas a vida não tem ensaio….
Deneyime açık olan insanlar, entelektüel olarak meraklı, sanatı takdir eden ve estetiğe duyarlı kişilerdir.As pessoas com elevada abertura são intelectualmente curiosas, apreciadoras da arte, e sensíveis à beleza.
Entelektüel bir yaklaşım tarih biliminin nasıl anlaşıldığı meselesine çok fazla katkı sağlamaz.Isto ajuda a prevenir a confusão a respeito da experiência final a respeito da aparência da aplicação.
Çok entelektüel bir geleneğe sahip bir ailede dünyaya geldi.Procedente de uma família de grande tradição artística.
Entelektüel çaba korkusu sandalın etkisi altında erir.Suas obras psicografadas destacam-se pela influência da Umbanda.
Buna rağmen, o hala Londra’nın eğitimli sınıflarında entelektüel bir güçtü.Desondanks bleef ze een intellectuele kracht in Londen.
1930'lu yıllarda Antifaşist Entelektüeller Teyakkuz Komitesi'nde görev almıştır.Hij was secretaris van de Comité de vigilance des intellectuels antifascistes in de jaren dertig.
Quaker tarikatinin ilkelerinden biri, kadın ve erkek arasında entelektüel eşitliktir.Een van de pijlers van de Quaker-religie was de intellectuele gelijkheid tussen beide seksen.
Fazla zeki ve entelektüel sayılmaz.Ze zijn niet bepaald sterk en intelligent.
Anna, yalnızca entelektüel seviyede değil ama günlük konularda da yetkin olduğunu kanıtlamıştır.Andie nie tylko wyczuła jej obecność, ale też znalazła pamiętnik.
İlgili Sayfalar