Uçuş sırasında, Beast Magneto'ya ilacı enjekte ederek mutant güçlerini etkisiz kılar.In het gevecht maakt Beast Magneto onschadelijk met het geneesmiddel.
Gerekliyse, seyreltik çözelti kullanılarak epinefrin damara (intravenöz enjeksiyon) enjekte edilebilir.Epinefrine kan zo nodig als verdunde oplossing ook in een ader worden geïnjecteerd (intraveneus).
Dünyanın bazı bölgelerinde enjekte edilebilir şekilleri mevcuttur fakat kullanılabilirliği azdır.Dit wil zeggen dat inslag op de aarde mogelijk is, maar met een zeer kleine waarschijnlijkheid.
Bu insanların, enjekte ilaçlar veya iğneler ile ilgili riski daha yüksek değildir.Deze mensen lopen echter geen verhoogd risico op anafylaxie veroorzaakt door injecties of steken.
Bu durumda glukagon enjekte edilmelidir.W takim przypadku można dożylnie podać glukagon.
Bazı elektrik şirketleri şebekeye enjekte edilen elektrik için ödeme yapacaktır.Energia elektryczna wytwarzana w elektrowni dostarczana jest do Zamojskiej Korporacji Energetycznej.
Mohinder Suresh yetenek almak için kendine bir ilaç enjekte eder Özel güçlere sahip olur.De är nu på jakt efter Mohinder Suresh för att hitta ett botemedel till hennes krafter.
Gerekliyse, seyreltik çözelti kullanılarak epinefrin damara (intravenöz enjeksiyon) enjekte edilebilir.Vid behov kan adrenalin även injiceras i en ven (intravenös injektion) i form av en utspädd lösning.
Yılan avını ısırdığında 8–10 mm olan dişleri ile yaradan içeri zehir enjekte eder.När den biter sitt byte pressas giftet genom ormens 8–10 millimeter långa gifttänder och in i såret.
Köşeye sıkışan Fontaine kendisine çok fazla "Adem" enjekte eder ve bir yaratığa dönüşür.Fontaine hotas av Jack och injicerar sig med en stor mängd ADAM och omvandlas till ett omänskligt monster.
Kesinlikle enjekte edilemez.Практично не обмерзають.
Akrepler, ne kadar zehir enjekte edeceklerini avlarına göre belirleyebilir.Здоров'я визначає скільки поранень мисливець зможе витримати.
Virüsü son onda kendine enjekte eder.Virus se pokouší sám aktualizovat.
İlk kez otopsi için civa bileşikleri enjekte edilerek anjiografi yapıldı.Poprvé integrován řadič pamětí přímo do CPU.
Dünyanın bazı bölgelerinde enjekte edilebilir şekilleri mevcuttur fakat kullanılabilirliği azdır.Dozele injectabile sunt disponibile în anumite părți ale lumii, dar disponibilitatea acestora este redusă.
Bu insanların, enjekte ilaçlar veya iğneler ile ilgili riski daha yüksek değildir.Riscul nu este mai crescut în cazul medicamentelor injectabile sau înțepăturilor.
Öncelikli tedavi yöntemi epinefrin enjekte edilmesidir ve enjeksiyon bazen başka ilaçlarla birleştirilebilir.Ca tratament primar, se prescriu injecții cu epinefrină, uneori în combinație cu alte medicamente.
Skleroterapi hemoroide fenol gibi bir skleroze ajan enjekte edilmesi işlemidir.Scleroterapia implică injectarea unui agent de sclerozare, cum ar fi fenolul, în hemoroid.
Uçuş sırasında, Beast Magneto'ya ilacı enjekte ederek mutant güçlerini etkisiz kılar.A harc hevében Beast beadja a gyógyírt Magnetónak, megfosztva őt mutánserejétől.
Her gün Blade'e bir iğne ile panzehir enjekte etmektedir.Minden reggel morfium injekcióval ébred.
Dünyanın bazı bölgelerinde enjekte edilebilir şekilleri mevcuttur fakat kullanılabilirliği azdır.Μια ενέσιμη μορφή του διατίθεται σε ορισμένες περιοχές του κόσμου, αλλά η διαθεσιμότητά του είναι μικρότερη.
Size bir ağrı kesici enjekte edilecek.Θα σας χορηγηθεί παυσίπονα με ένεση.
Bu insanların, enjekte ilaçlar veya iğneler ile ilgili riski daha yüksek değildir.Orang-orang ini tidak memiliki risiko yang lebih besar terhadap obat injeksi ataupun sengatan.
Bu nedenle enjekte edilen bir ilaç olan benzatin penisilin G olağan tedavi olarak uygulanır.Karena itu, suatu obat disuntikkan yang disebut benzatin penisilin G merupakan terapi yang biasa diberikan.
Bu enzimlere restriksiyon endonükleazları denir ve bakteriye enjekte olan bakteriyofaj DNA'sını keserler.Những enzym này gọi là endonuclease giới hạn, cắt đi DNA mà bacteriophage tiêm vào trong tế bào vi khuẩn.
Suni çim lifleri 20 santimetre zemine enjekte edilir ve yüzeyin yaklaşık %3'ünü kaplar.人工繊維は専用機械により深さ約20cmまで埋め込まれ、表面の約3%を覆う。
Mohinder kendisine güç enjekte eder.ハルマゲドンは力加減を調整できる。
Ayrıca örümceklerde zehir enjekte etme iğnesi olarak da işlev görür.クモでは毒の注入に使われる。
Bu insanların, enjekte ilaçlar veya iğneler ile ilgili riski daha yüksek değildir.但这些人对于注射用药物或针剌并无较高风险。
Kesinlikle enjekte edilemez.非能斷染。
Bu enzimlere restriksiyon endonükleazları denir ve bakteriye enjekte olan bakteriyofaj DNA'sını keserler.这些酶称为限制性内切酶,它们能够剪切噬菌体注入细菌细胞的病毒DNA。
Enjekte edilen Botox bir hafta içinde aşil tendonunu yumuşatır.c精液在一個小時內液化。
Gerekliyse, seyreltik çözelti kullanılarak epinefrin damara (intravenöz enjeksiyon) enjekte edilebilir.如有必要,肾上腺素也可以使用稀释溶液以静脉注射(intravenous injection)。
Virüsü son onda kendine enjekte eder.DNA는 스스로를 복제한다.
Köşeye sıkışan Fontaine kendisine çok fazla "Adem" enjekte eder ve bir yaratığa dönüşür.궁지에 몰린 폰테인은 막대한 양의 ADAM을 주입하고 비인간적인 괴물로 변하게 된다.
Daha sonra bu geni D. radiodurans'a enjekte ettiler.מן הבשר בודד החיידק D. radiodurans.
Bu insanların, enjekte ilaçlar veya iğneler ile ilgili riski daha yüksek değildir.При тези хора обаче няма по-висок риск от лекарства за инжектиране или ужилвания.
Öncelikli tedavi yöntemi epinefrin enjekte edilmesidir ve enjeksiyon bazen başka ilaçlarla birleştirilebilir.Основното лечение е инжектиране на адреналин, който понякога се комбинира с други лекарства.
Dünyanın bazı bölgelerinde enjekte edilebilir şekilleri mevcuttur fakat kullanılabilirliği azdır.Инжекционната форма се предлага в някои части на света, но достъпността ѝ е по-ограничена.
Bu nedenle enjekte edilen bir ilaç olan benzatin penisilin G olağan tedavi olarak uygulanır.Zbog toga se liječenje uobičajeno provodi lijekom benzatin penicilinom G koji se daje injekcijom.
Öncelikli tedavi yöntemi epinefrin enjekte edilmesidir ve enjeksiyon bazen başka ilaçlarla birleştirilebilir.Lijek prvog izbora je injekcija adrenalina, koji se ponekad daje u kombinaciji s drugim lijekovima.
Bu insanların, enjekte ilaçlar veya iğneler ile ilgili riski daha yüksek değildir.Te osobe nemaju veći rizik od reakcije na lijekove u injekcijama ili ubode kukaca.
Gerekliyse, seyreltik çözelti kullanılarak epinefrin damara (intravenöz enjeksiyon) enjekte edilebilir.Ako je potrebno, adrenalin se može ubrizgati u venu (intravenska injekcija), koristeći razrijeđenu otopinu.
Öncelikli tedavi yöntemi epinefrin enjekte edilmesidir ve enjeksiyon bazen başka ilaçlarla birleştirilebilir.Primarno zdravljenje je z injekcijo adrenalina, ostali ukrepi so pri tem komplementarni.
Dünyanın bazı bölgelerinde enjekte edilebilir şekilleri mevcuttur fakat kullanılabilirliği azdır.Tam tikrose pasaulio šalyse preparatas tiekiamas ir injekcijų forma, tačiau jų prieinamumas mažesnis.
Bazı elektrik şirketleri şebekeye enjekte edilen elektrik için ödeme yapacaktır.Suuremahuline elektrienergia müük toimub elektribörsi vahendusel.
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.101) Glej izbrano vprašanje o uživanju drog v sprostitvenih okoljih 2006.
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.) Cfr. la questione specifica sul consumo di droga negli ambienti ricreativi (2006). )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Definido como consumo de cocaína a largo plazo y/o regular y/o por vía parenteral. )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Definiert als der langfristige und/oder regelmäßige und/oder injizierende Kokainkonsum. )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Definit drept consumul de cocain≤ pe termen lung ªi/sau frecvent ªi/sau prin injectare. )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Definované ako dlhodobé a/alebo pravidelné a/alebo injekčné užívanie kokaínu. )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Kokaiinin pitkäaikainen ja/tai säännöllinen ja/tai suonensisäinen käyttö. )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Par définition, consommation de cocaïne à long terme et/ou régulière et/ou par voie intraveineuse.)
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.) Se temakapitlet om drogmissbrukets utveckling i nöjesmiljöer i årsrapporten för 2006.)
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.) Ver tema específico relativo consumo de droga em contextos recreativos de 2006. )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Νοείται η µακροpiρόθεσµη ή/και τακτική ή/και ενέσιµη χρήση κοκαΐνης. )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Дефинира се като продължителна и/или редовна и/или инжекционна употреба на кокаин. )
2007’de, ulusal veri bulunan 24 Üye Devlet’te enjekte eden uyuşturucu kullanıcıları arasındaÎn 2007, rata totală a infecţiilor nou diagnosticate
2007’de, ulusal veri bulunan 24 Üye Devlet’te enjekte eden uyuşturucu kullanıcıları arasındakteré uvedly nejvyšší výskyt nově diagnostikovaných