Ana içeriğe geç
Sözlük

engelle ile cümle

engelle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Kar zamanında varmamızı engelledi.The snow prevented us from arriving on time.
Kar oraya gitmemi engelledi.The snow prevented me from going there.
Kar dışarı çıkmamı engelledi.The snow prevented me from going out.
Kar uçağın kalkmasını engelledi.The snow prevented the airplane from taking off.
Onun penceresinin dışındaki gürültü onun uyumasını engelledi.The noise outside his window prevented him from sleeping.
Gürültü çalışmamı engelledi.Noises interfered with my studying.
Bacağı onun tenis turnuvasına katılmasını engelleyecek.His leg will prevent him from participating in a tennis tournament.
Onun kötü bacağı yarışı kazanmasını engelledi.His bad leg prevented him from winning the race.
Bir tayfun Okinawa'ya gitme yolculuğumuzu engelledi.A typhoon prevented us from going on our trip to Okinawa.
Şiddetli yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain kept us from going out.
Şiddetli yağış dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain prevented us from going out.
Şiddetli yağmur gidişimi engelledi.A heavy rain prevented me from going.
Şiddetli bir kar okula gitmemizi engelledi.A heavy snow kept us from going to school.
Şiddetli kar yağışı trenin gidişini engelledi.Heavy snow prevented the train from departing.
Şiddetli kar dışarı çıkmamı engelledi.The heavy snow prevented me from going out.
Dünya vatandaşı olarak, kültürel engellerin üstesinden gelmenin yollarını biliyorum.As a citizen of the world, I know ways of overcoming cultural barriers.
Kasaba su ikmali ağır yağışlar tarafından ciddi şekilde engellendi.The town water supply was seriously obstructed by heavy rainfalls.
Kötü hava dışarı gitmemizi engelledi.Bad weather kept us from going out.
Kötü hava balık tutmaya gitmemi engelledi.The bad weather prevented me from going fishing.
Soğuk hava birçok bitkinin çiçek açmasını engeller.Cold weather keeps many plants from blooming.
Kızgınlık, gerekçesinin görülmesini engelledi.Anger deprived him of his reason.
Kalın sis uçağın kalkmasını engelledi.The thick fog prevented the plane from taking off.
Onun ona vurmasını engelleyemedik.We couldn't stop him from hitting her.
Onun içmesini engelleyemezsin.You cannot prevent him from drinking.
Onun cep telefonu, diğer telefonları engelleyen radyo emisyonu üretti.His mobile phone produced radio emissions that interfered with other phones.
Onun zamanında müdahelesi salgını engelledi.His prompt action prevented an epidemic.
Onun sağlığı hakkında endişeli olduğu için, annesi onun dışarı çıkmasını engelledi.His mother prevented him from going out because she was anxious about his health.
Hastalık onun partiye katılmasını engelledi.Illness prevented him from attending the party.
Acil iş onun gelmesini engelledi.Urgent business kept him from coming.
O, işimde beni engelledi.He hindered me in my work.
Birçok engellere rağmen işi yaptı.He did the work in spite of many obstacles.
Hastalık onun işini yapmasını engelledi.Illness prevented him from doing his work.
O beklenmedik bir engelle karşılaştı.He met an unexpected obstacle.
Onlar bizim planımızı engellediler.They obstructed our plan.
Onun yurt dışına çıkmasını engellemek yok.There is no stopping her going abroad.
Onun ani gelişi onun dışarı çıkmasını engelledi.Her sudden arrival prevented him from going out.
Onun düşmesini engellemek için onu tutmak zorunda kaldım.I had to grab her to keep her from falling.
O, söylentinin yayılmasını engellemeye çalıştı.She tried to prevent the rumor from spreading.
O, kolumdan yakaladı ve eve gitmemi engelledi.She caught me by the arm and stopped me from going home.
O, gürültünün girmesini engellemek için ellerini onun kulağının üzerine koydu.She put her hands over her ears to shut out the noise.
Onun hastalığı onun partiye katılmasını engelledi.Her illness prevented her from attending the party.
Hastalık onun gezi planlarını engelledi.Illness frustrated his plans for the trip.
Hastalık yolculuğa çıkmamı engelledi.Illness prevented me from taking a trip.
Hastalık yurt dışına gitmemi engelledi.Illness prevented me from going abroad.
Hastalık onun dışarı çıkmasını engelledi.Sickness prevented him from going out.
Hastalık seni aramamı engelledi.Illness prevented me from calling on you.
Hastalık Jane'in okula gitmesini engelledi.Illness prevented Jane from going to school.
Hastalık oraya gitmemi engelledi.Illness kept me from going there.
Hastalık partiye gitmemi engelledi.Illness prevented me from going to the party.
Hastalık dışarı çıkmamı engelledi.Illness prevented me from going out.
Hastalık onun geziye çıkmasını engelledi.Illness prevented her from taking a trip.
Hastalık benim onun konserine gitmemi engelledi.Illness prevented me from going to his concert.
Fakirlik onun çalışmalarına devam etmesini engelledi.Poverty prevented him from continuing his studies.
Yoksulluk onun okula devam etmesini engelledi.Poverty prevented him from attending school.
Basın özgürlüğü engellenmemeli.The freedom of the press should not be interfered with.
Bir sis perdesi bizim görüşümüzü engelledi.A curtain of mist blocked our view.
Sis uçakların kalkışını engelledi.The fog prevented the planes from taking off.
Köpek bana kapıda havlamayı sürdürdü ve içeri girmemi engelledi.The dog kept barking at me at the gate and kept me from coming in.
Fırtına zamanında ulaşmamızı engelledi.The storm prevented us from arriving on time.
Fırtına yürüyüş için dışarı çıkmamı engelledi.The storm prevented me from going out for a walk.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod