Ana içeriğe geç
Sözlük

enerji ile cümle

enerji kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Güneş en önemli enerji kaynağımızdır.The sun is our most important source of energy.
Enerjini koru.Save your energy.
Bütün enerjimi bu plana koydum.I've put all of my energy into this plan.
O çok enerjik bir insan.He's a very energetic person.
Nükleer enerji santralleri, ısı üretmek için uranyum fizyonuna dayanır.Nuclear power plants rely upon the fission of uranium to generate heat.
Bir kavgada harcanan enerji tasarruf edilmelidir.The energy expended in a fight should be saved.
O, nükleer enerjini kötülükleri üzerine bir saatten daha fazla nutuk çekti.He held forth for more than an hour on the evils of nuclear power.
O eskiden olduğu kadar enerjik değil.He's not as energetic as he used to be.
Liisa aktif ve enerjik bir genç kadın.Liisa is an active and energetic young woman.
Tüm enerji israf edildi.All the energy was wasted.
Enerjim tükeniyor.I'm running out of energy.
Keşke enerjine sahip olsam.I wish I had your energy.
Babam bu yıl yetmişinci yaşını kutladı ama benden daha enerjik.My father celebrated his seventieth birthday this year, but he's more energetic than I am.
Enerji içeceklerini alkolle karıştırma.Don't mix energy drinks with alcohol.
Güneş enerjisi geleceğin yöntemidir.Solar power is the way of the future.
Güneş enerjisi çevreyi tehdit etmez.Solar energy does not threaten the environment.
Beyin her akıl, ruh ve kas enerjisinin merkezidir.The brain is the center of every mind, soul, and muscle energy.
Beyin tüm iyileştirici enerjinin merkezidir.The brain is the center of all curative energy.
Bu, enerjik bir adam.This is an energetic man.
Tom, anti-nükleer enerji hareketine hayatını adadı.Tom has devoted his life to the anti-nuclear-energy movement.
Tom nükleer enerjiye karşı hareket için hayatını adadı.Tom has devoted his life to the movement against nuclear energy.
Hücrelerin gıdayı enerjiye dönüştürme güçleri var.The cells have the capacity to convert food into energy.
Bu tür bir yaşam için fazla enerjim yok.I have no more energy for this kind of life.
Bu hayat için daha fazla enerjim yok.I don't have the energy for this life anymore.
Günde üç öğün yemek yersen, vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayacak.If you eat three meals a day, your body will find the energy it needs.
Tom motorsikletine enerji vermeye başladı.Tom kick-started his motorcycle.
Bu teknoloji güneş enerjisinin maliyetini şiddetle düşürecektir.This technology will drastically lower the cost of solar energy.
Sen enerjik misin?Are you energetic?
Denizdeki o kalış ona yeni enerji verdi.That stay at sea gave him new energy.
Hükümet güneş enerjisini geliştirmeye çalışıyor.The government is trying to develop solar energy.
Güneş enerjisi son yıllarda çok daha uygun fiyatlı hale geldi.Solar power has become much more affordable in recent years.
Bugün Mary kesinlikle enerji dolu.Mary certainly is full of energy today.
O hala bol enerji var.She is still full of energy.
Sen bol enerji var.You are full of energy.
Sen enerji dolusun.You are full of energy.
Sen hala enerji dolusun.You are still full of energy.
Tom akıllı ve enerjiktir.Tom is intelligent and energetic.
Tom çok enerjik.Tom is very energetic.
Kendimi enerjik ve mutlu hissediyorum.I feel energetic and happy.
Tom çok enerjik, değil mi?Tom is very energetic, isn't he?
Tom enerjik, değil mi?Tom is energetic, isn't he?
Tom genç ve enerjik.Tom is young and energetic.
Tom enerjik değil.Tom isn't energetic.
Tom çok enerjik değil.Tom isn't very energetic.
Tom enerji dolu.Tom is full of energy.
Almanya'nın elektriğinin yüzde 31'i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanır.31 percent of Germany's electricity comes from renewable energy sources.
Tom eskisi kadar enerjik değil.Tom isn't as energetic as he used to be.
Yenilenebilir enerji, tükenmeyen enerji kaynağıdır.Renewable energy refers to an energy source that cannot be exhausted.
Yenilenebilir enerji, küresel sıcaklık artışını sınırlamak için gereklidir.Renewable energy is essential for limiting the increase of the global temperature.
Petrol bağımlılığından yenilenebilir enerji toplumuna uzun bir yol var.There is a long way from oil dependence to a renewable energy society.
Bunun için enerjim olduğunu sanmıyorum.I don't think I have the energy for this.
Enerji tasarrufu yapmak için ışıklardan bazılarını kapattım.I've turned off most of the lights to save power.
Bu gece için enerjim yok.I don't have the energy for this tonight.
Bu, enerji tasarrufu yapmana yardım edecek.It'll help you save energy.
Endişe etmek enerji kaybıdır.Worrying is a waste of energy.
Onu yapmak enerji kaybıdır.Doing that is a waste of energy.
Hiç enerjim yok.I don't have any energy.
Einstein kütlenin enerjiye dönüştürülebileceğini ve tersini de gösterdi.Einstein showed that mass can be converted into energy and vice-versa.
Enerji içecekleri ile karışık bir alkol tehlikeli bir kombinasyon olabilir.Alcohol mixed with energy drinks can be a dangerous combination.
Tom bir paket sincaptan daha fazla enerjiye sahip.Tom has more energy than a pack of squirrels.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod