endişelenme ile cümle

endişelenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Endişelenme. Karın vefasız değil.Don't worry. Your wife is not unfaithful.
Endişelenmenin yararı ne?What's the use of worrying?
Çok endişelenme. Tamam olacak.Don't worry much. It'll be OK.
Hatta bugün onun hakkında endişelenmeyelim.Let's not even worry about that today.
Başkalarının düşündüğü hakkında endişelenmeyelim.Let's not worry about what others think.
Başkalarının yaptıkları hakkında endişelenmeyelim.Let's not worry about what others are doing.
Ebeveynlerimin endişelenmemesini istiyorum.I want my parents not to worry.
Endişelenmeni istemiyorum!I do not want you to worry!
Artık bu konuda endişelenmek zorunda değilim.I don't have to worry about that anymore.
Onlar hakkında endişelenme. Onlar sadece kıskanç.Don't worry about them. They're just jealous.
Onun için endişelenme. O sadece kıskanç.Don't worry about him. He's just jealous.
Onun için endişelenme. O sadece kıskanıyor.Don't worry about her. She's just jealous.
Başkalarının düşündükleri hakkında endişelenmemeye çalışın.Try not to worry about what others think.
Tom Mary hakkında endişelenmeye başladı.Tom began to worry about Mary.
Tom'un endişelenmek için iyi nedeni vardı.Tom had good reason to worry.
Her şey güzel olacağı için endişelenme.Don't worry because everything is going to be okay.
Her şey düzelecek bu yüzden endişelenmenize gerek yok.Everything is going to be okay so there's no need to worry.
"Ağlamayı kes. Rimelini bozacaksın." "Endişelenme, o sugeçirmez.""Stop crying. You'll ruin your mascara." "Don't worry, it's waterproof."
Endişelenme. Senin için onunla ilgileneceğim.Don't worry. I'll take care of it for you.
Gerçekten endişelenmeli miyim?Should I really be worried?
Ben iyi olacağım, endişelenme.I'll be fine, don't worry.
Onun endişelenmesini istemiyorum.I don't want her to worry.
Çok fazla endişelenme, tamam mı?Don't fret too much, okay?
Tom'un endişelenmesine gerek olduğunu sanmam.I don't think Tom needs to worry.
Bu tür şey hakkında endişelenmem.I don't worry about that kind of stuff.
Endişelenmek için nedenleri var.They have reason to worry.
Endişelenme. Tsunamiler çok nadirdir.Don't worry. Tsunamis are very rare.
Onun hakkında henüz endişelenme.Don't worry about that just yet.
Endişelenme. O konuda daha iyi olacaksın.Don't worry. You'll get better at it.
Fazla endişelenmemeye çalış.Try not to worry too much.
Kimse şikayetçi değil. Endişelenmemize gerek yok.Nobody is complaining. We don't need to worry.
Benim hakkımda endişelenmek zorunda değilsin, tatlım.You don't have to worry about me, sweetheart.
Fadıl'ın endişelenmek için iyi bir nedeni var.Fadil has good reason to worry.
Tom, Mary'ye pazartesi günü olabilecekler hakkında endişelenmemesini söyledi.Tom told Mary not to worry about what might happen on Monday.
Tom, Mary'ye, olabilecekler hakkında endişelenmemesini söyledi.Tom told Mary not to worry about what might happen.
Tom, Mary'ye o konuda endişelenmemesini söyledi.Tom told Mary not to worry about that.
Tom, Mary'ye onun hakkında endişelenmemesini söyledi.Tom told Mary not to worry about him.
Gelecek hakkında o kadar çok endişelenme.Don't worry so much about the future.
Endişelenmeye başladım.I started to worry.
Endişelenme. Sana yardım edebilirim.Don't worry. I can help you.
Fadıl, Leyla hakkında endişelenmeye başladı.Fadil started worrying about Layla.
Tom'a onun hakkında endişelenmemesini söyledim.I told Tom not to worry about that.
Kendi kendime çok konuştum ama endişelenmenize gerek yok.I talk to myself a lot, but there's no need to worry.
Hiçbir şey hakkında asla çok fazla endişelenmek zorunda kalmadım.I've never had to worry too much about anything.
Ben asla para hakkında tekrar endişelenmek zorunda kalmayacağım.I'll never have to worry about money again.
Çok endişelenmemeye çalışmalısın.You should try to not worry so much.
Ben çok fazla endişelenmemeye çalışıyorum.I'm trying not to worry too much.
Tom'a endişelenmemesini söyledim.I told Tom not to worry.
Biz endişelenmeliyiz.We should be worried.
Onun gibi bir şey hakkında endişelenmek zorunda değilsiniz.You don't have to worry about something like that.
Endişelenme! Bana yardım edersen her şey iyi olacak.Don't worry! If you help me, everything will be fine.
Sonuçları hakkında endişelenmeden görevinizi yapın.Do your duty without worrying about the consequences.
Endişelenme! Zaten burada hiçbir şey olmaz.Don't worry! Nothing ever happens here anyway.
Hâlâ o konuda endişelenmene gerek yok mu?Shouldn't you still worry about that?
Sami, Leyla'ya o konuda endişelenmemesini söyledi.Sami told Layla not to worry about that.
Bunun olduğu hakkında endişelenmenize gerek yok.There's no need to worry about that happening.
Tom için endişelenmeme gerek yok.I don't need to worry about Tom.
Tom için endişelenmem gerekmiyor.I don't have to worry about Tom.
Tom bunun hakkında endişelenmek zorunda değildi..Tom didn't have to worry about that.
Onun hakkında endişelenmedim.I didn't worry about that.

İlgili Sayfalar