endişelenme ile cümle
endişelenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Endişelenmenin faydası olmayacak.Worrying isn't going to help.
Hatta bu konuda endişelenmenize gerek yok.You don't even need to worry about it.
Sen hiçbir şey hakkında endişelenmek zorunda değilsin.You don't have to worry about anything.
Bu konuda endişelenmenize gerek yok.You don't have to worry about it.
Benim için endişelenmene artık gerek yok.You don't have to worry about me anymore.
Benim için endişelenmenize artık gerek yok.You don't have to worry about me anymore.
Bu konuda endişelenmek zorunda değilsin, tamam mı?You don't have to worry about that, OK?
Bizim hakkımızda endişelenmek zorunda değilsin, Tom.You don't have to worry about us, Tom.
Endişelenmek zorunda değilsin, Tom.You don't have to worry, Tom.
Duygularımı incitme hakkında endişelenmene gerek yok.You don't need to worry about hurting my feelings.
Artık bu tür şeyler hakkında endişelenmenize gerek yok.You don't need to worry about that kind of thing anymore.
O konuda endişelenmenize gerek yok.You don't need to worry about that.
Bizim hakkımızda endişelenmenize gerek yok.You don't need to worry about us.
Tom hakkında endişelenmene gerek yok.You don't need to worry about Tom.
Küçük şeyler hakkında endişelenmeyi durdurman gerekir.You should stop worrying about the minor stuff.
Önemsiz olan şeyler hakkında endişelenmek için çok vakit harcıyorsunuz.You spend too much time worrying about things that don't matter.
İyi olacaksın. Endişelenme.You're going to be OK. Don't worry.
Endişelenmeniz gereken başka şeyleriniz var.You've got other things to worry about.
Bu daha önce hakkında hiç endişelenmemiz gereken bir şey.That's something we've never had to worry about before.
Hiç endişelenme.Don't worry at all.
Endişelenme. İyi olacağım.Don't worry. I'll be fine.
Endişelenmen için hiç bir neden yok.You have no reason to be worried.
Tom hakkında endişelenmeli miyim?Should I be worried about Tom?
Endişelenme. Bolca suyumuz ve yiyeceğimiz var.Don't worry. We have plenty of water and food.
Artık benim için endişelenmene gerek yok.You don't need to worry about me anymore.
Endişelenmeyin. Onu koruyacağım.Don't worry, I will protect her.
Bunun hakkında çok fazla endişelenmen gerektiğini sanmıyorum.I don't think that you should worry about it too much.
Tom çok fazla endişelenmemeye çalışıyor.Tom is trying not to worry too much.
Tom asla para hakkında endişelenmek zorunda kalmadı.Tom never had to worry about money.
Olmamış bir şey için endişelenmeyelim.Let's cross that bridge when we come to it.
Ebeveynlerim endişelenmeye başlamadan önce eve gitmeliyim.I should go home before my parents start to worry.
Neden Tom için endişelenmemeliyim?Why shouldn't I worry about Tom?
"Tom'un hastalığı ne kadar ciddi?" "En kötü ihtimalmiş gibi endişelenmeliyiz.""How serious is Tom's sickness?" - "We should fear the worst."
Ufak detaylar hakkında endişelenme.Don't worry about the minor details.
"Bekle, marulu yıkadın mı?" "Küçük şeyler üzerinde endişelenmeyi kes.""Wait, have you washed the lettuce?" "Stop worrying over the little things."
Bu senin suçun değil, bu yüzden endişelenme.It's not your fault, so don't worry.
Endişelenme. Mary'ye söylemeyeceğim.Don't worry. I won't tell Mary.
Endişelenmeyin, yakında sesinizi geri alacaksınız.Don't worry, you'll get your voice back soon.
Bu konuda endişelenme.Don't fret about it.
Tanıtım konusunda endişelenmek zorunda değilsin.You don't have to worry about publicity.
Herhangi bir şey hakkında endişelenmenizi istemiyorum, tamam mı?I don't want you to worry about anything, OK?
Tom bir sonraki yemeğin nereden geleceği hakkında endişelenmedi.Tom never worried about where his next meal was going to come from.
Şimdi onun hakkında endişelenmek için muhtemelen çok geç.It's probably too late to worry about that now.
Hayatının sonlarına yakın, mirasının ne olacağı hakkında çok endişelenmeye başladı.Near the end of his life, he started to worry a lot about what his legacy would be.
Endişelenmekten vazgeçmek zorundasın.You have to stop worrying.
Endişelenmekten vazgeçmek zorundayım.I have to stop worrying.
Endişelenmeye gerek yok.There's no need to be worried.
Onun hakkında endişelenmene gerek olduğunu sanmıyorum.I don't think you need to be worried about that.
Öyle şeyler hakkında endişelenmemeye çalışıyorum.I try not to worry about things like that.
Ailen hakkında endişelenme.Don't worry about your family.
Endişelenme, onu incitmek istemiyorum.Don't worry, I don't want to hurt him.
Korkma, Tom. Endişelenmeye gerek yok.Don't be afraid, Tom. There's no need to worry.
Onların endişelenmesini istemedim.I didn't want them to worry.
Onun endişelenmesini istemedim.I didn't want him to worry.
Endişelenme. Onlara söylemeyeceğim.Don't worry. I won't tell them.
Endişelenme, ona söylemeyeceğim.Don't worry. I won't tell him.
Endişelenme. Onları bulacağız.Don't worry. We'll find them.
Endişelenme. Onu bulacağız.Don't worry. We'll find him.
Bizim hakkımızda endişelenme.Don't you worry about us.
Onlar hakkında endişelenme.Don't you worry about them.