endişelenme ile cümle
endişelenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Şimdi, kalan parantezlere ihtiyacımız yok, bu yüzden PÜÇBTÇ'ın P'si için endişelenmenize gerek yok. .Δεν έχουμε άλλες παρενθέσεις πλέον, οπότε δεν έχουμε να ανησυχούμε για το P στο PEMDAS (πρώτο Π στο ΠΔΠΔΠΑ).
Şimdi, kalan parantezlere ihtiyacımız yok, bu yüzden PÜÇBTÇ'ın P'si için endişelenmenize gerek yok. .В нас не залишилось ніяких дужок і нам не потрібно хвилюватись за дужки в PEMDAS
Şimdi, kalan parantezlere ihtiyacımız yok, bu yüzden PÜÇBTÇ'ın P'si için endişelenmenize gerek yok. .Нямаме вече скоби, така че не се притесняваме за първото "С" в ССУДСИ.
Şimdi, kalan parantezlere ihtiyacımız yok, bu yüzden PÜÇBTÇ'ın P'si için endişelenmenize gerek yok. .الآن لم يعد لدينا اي اقواس، اذاً لا يجب ان نهتم لأمر ب في بيمداس الآن
Şirketler su ayak izleri hakkında endişelenmeye başladılar.기업들이 그들의 '물 발자국'에 관하여 관심을 가지기 시작했다는 것입니다.
Şirketler su ayak izleri hakkında endişelenmeye başladılar.Krajowe firmy zaczynają interesować się swoim zużyciem wody.
Şirketler su ayak izleri hakkında endişelenmeye başladılar.והוא שחברות מתחילות להיות מוטרדות לגבי עקבות המים שלהן.
Şirketler su ayak izleri hakkında endişelenmeye başladılar.هو أن الشركات بدأت تقلق من "بصمتها المائية " -الآثار المترتبة على إستخدامها للمياه-
Şirketler su ayak izleri hakkında endişelenmeye başladılar.配慮するようになってきたことです 十分な水資源供給の確保に配慮し
Sonra bana "Endişelenme.Allora mi ha detto, "Non ti preoccupare.
Sonra bana "Endişelenme.Alors elle m'a dit, " T'inquiètes pas.
Sonra bana "Endişelenme.Apoi mi-a spus, "Nu-ți face griji.
Sonra bana "Endişelenme. Eğer sana bir şey olursa, depoda seni bekleyen 100 kilo kuskus var.""Maak je geen zorgen, als er je iets overkomt, wachten je 100 kilo couscous in het berghok."
Sonra bana "Endişelenme.Entonces ella me dijo, "No te preocupes.
Sonra bana "Endişelenme.어머니가 또 말씀하셨습니다. "걱정하지 말거라.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Ainoa asia, mistä meidän täytyy huolehtia, on päästä pois täältä.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.A nossa preocupação agora, é sair daqui.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Das Einzige worum wir uns kümmern sollten ist wie wir hier am schnellsten raus kommen.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Het enigste waar we ons nu zorgen over moeten maken, is hoe we hier uit geraken.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Jediné, co nás má teď trápit je, dostat se odtud.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Jedyną rzeczą którą, mamy się przejmować jest wydostanie się stąd.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Most csak azzal törődjünk, hogy hogyan jussunk ki innen.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Nuestra preocupación ahora, es salir de aquí.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Nuestra preocupación ahora, es salir de aquí.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Το μόνο για το οποίο πρέπει να ανησυχούμε είναι το πως θα βγούμε από εδώ.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Наша једина брига је да се сада извучемо одавде.
- Şüpheliyim. Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Det enda vi har att oroa om nu är att få härifrån.
Sustuklarında, endişelenmelisiniz.Când nu mai cântă trebuie să ne îngrijorăm.
Sustuklarında, endişelenmelisiniz.C'est quand ils s'arrêtent qu'il faut s'inquiéter.
Sustuklarında, endişelenmelisiniz.È quando smettono che dobbiamo preoccuparci.
Sustuklarında, endişelenmelisiniz.Trzeba się bać, kiedy przestają.
Sustuklarında, endişelenmelisiniz.Và khi chúng ngừng, thì bạn cần thấy lo lắng
Sustuklarında, endişelenmelisiniz.רק כשהן מפסיקות צריך להתחיל לדאוג.
Tabi ki, ama endişelenme.Chắc chắn, nhưng ba đừng lo lắng.
Tabi ki, ama endişelenme.Chắc chắn thế, nhưng đừng lo lắng.
Tabi ki, ama endişelenme.Ja. Men var inte orolig för mig.
Tabi ki, ama endişelenme.Ja. Men var inte orolig för mig.
Tabi ki, ama endişelenme.Jistě, ale neboj se.
Tabi ki, ama endişelenme.Natuurlijk, maar maak je geen zorgen.
Tabi ki, ama endişelenme.Ne aggódj.
Tabi ki, ama endişelenme.Nie obawiaj się-
Tabi ki, ama endişelenme.Selvä, kunhan et huoli.
Tabi ki, ama endişelenme.Sich, aber mach dir keine Sorgen.
Tabi ki, ama endişelenme.Sicher, aber mach dir keine Sorgen.
Tabi ki, ama endişelenme.Sicuro, ma non preoccuparti.
Tabi ki, ama endişelenme.Sigur, nu-ţi face griji.
Tabi ki, ama endişelenme.Som sagt, tag det roligt.
Tabi ki, ama endişelenme.Ναι, μην ανησυχείς.
Tabi ki, ama endişelenme.Конечно, но не волнуйтесь.
Tabi ki, ama endişelenme.Разбира се, но не се притеснявай.
Tekvando stüdyosuna iyi bakacağım, endişelenme.Będę dbała o studio Taekwondo, więc nie martw się.
Tekvando stüdyosuna iyi bakacağım, endişelenme.Gondját viselem majd a Taekwondo stúdiónak, úgyhogy ne aggódj!
Tekvando stüdyosuna iyi bakacağım, endişelenme.Ich werde mich gut um das Taekwondo Studio kümmern.
Tekvando stüdyosuna iyi bakacağım, endişelenme.Je vais bien prendre soin de la salle de taekwondo, alors t'inquiètes pas.
Tekvando stüdyosuna iyi bakacağım, endişelenme.O sa am mare grija de sala de Taekwondo, nu iti fa griji.
"Terörizm iyidir ve bu kadar da endişelenmemeliyiz.""A terrorizmus rendben van, nem kellene ennyire aggódnunk."
"Terörizm iyidir ve bu kadar da endişelenmemeliyiz.""테러 행위는 괜찮고, 테러 때문에 스트레스 받을 필요 없습니다."
"Terörizm iyidir ve bu kadar da endişelenmemeliyiz.""Terorizmus je v poriadku a netreba sa tak rozčuľovať."
"Terörizm iyidir ve bu kadar da endişelenmemeliyiz.""Terrorismus ist kein Problem und wir sollten uns nicht so einschüchtern lassen."
"Terörizm iyidir ve bu kadar da endişelenmemeliyiz.""Η τρομοκρατία είναι μια χαρούλα και δεν πρέπει να ταραζόμαστε."