endişelenme ile cümle
endişelenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.La menace dont il faut se soucier est de savoir si nous sommes exposés autant qu'il le faudrait à l'étrangeté.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.La minaccia di cui preoccuparsi è se o meno stiamo raggiungendo la nostra giusta quota di estraneità.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.Mối đe dọa cần quan tâm đến là liệu rằng chúng ta có đang dành cho những cái lạ một phần chia công bằng không
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.Powinniśmy zacząć się martwić, czy dostajemy dostateczną ilość obcości.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.А о том, получим ли мы необходимую долю неизвестности.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.Занепокоєння викликає питання: отримаємо ми чи ні нашу справедливу частку незвичності.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.Заплахата, за която трявба да мислим, е дали получаваме достатъчно голяма доза непознатост.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.האיום הגדול שיש לדאוג ממנו הוא אם אנו מקבלים את חלקנו הסביר של הזרות.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.التهديد هو هل نحصل أم لا على حصتنا من الغرابة.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.受け止めることができるかどうか ということです 20世紀の心理学者や社会学者たちは
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.A ameaça preocupante não são os estranhos.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.Amenințarea ce ne poate îngrijora nu vine de la străini.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.Die zu befürchtende Gefahr sind nicht Fremde.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.걱정해야 할 위협은 낯선 이에 대한 것이 아닙니다.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.La amenaza que preocupa no son los extraños.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.La menace dont il faut se soucier ne tient pas aux inconnus.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.Mối đe dọa cần quan tâm đến không phải người lạ
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.Nem az idegenektől kell féljünk.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.Non sono gli estranei la minaccia di cui preoccuparsi.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.Truslen at bekymre sig om, er ikke fremmede.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.Zagrożeniem, które powinno nas martwić, nie są obcy.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.Η απειλή που πρέπει να μας ανησυχεί δεν είναι οι άγνωστοι.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.Занепокоєння мають викликати не незнайомці.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.Заплахата, която ни грози, не е свързана с непознатостта.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.И волноваться нам надо не о незнакомцах.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.האיום שיש לדאוג ממנו הוא לא זרים.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.التهديد المقلق ليس الغرباء.
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.怖れるべきは 未知なものを適正に
Endişelenmene gerek yok.Älä murehdi.
Endişelenmene gerek yok.Bare rolig.
Endişelenmene gerek yok.Não tens de te preocupar.
Endişelenmene gerek yok.Ne aggódj.
Endişelenmene gerek yok.Nie musisz się martwić.
Endişelenmene gerek yok.Non devi preoccuparti.
Endişelenmene gerek yok.No te preocupes.
Endişelenmene gerek yok, sadece meselelerini halletmek istediklerinde...Törődjön a maga dolgával. Biztos vagyok benne, hogy a saját gondjai is elég zűrzavarosak.
Endişelenmene gerek yok, sadece meselelerini halletmek istediklerinde...Αποκλειστικά το θέμα τους ήταν να κακοποιηθούν...
Endişelenmene gerek yok, sadece meselelerini halletmek istediklerinde...لا يمكنك حتى حل مشاكلك
Endişelenmene gerek yok.Γι' αυτό, δε χρειάζεται να ανησυχείς.
Endişelenmene gerek yok.Μην ανησυχείς.
Endişelenmene gerek yok.Не волнуйся.
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.Älä huoli ja tee kaikki mitä sinun täytyy.
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.Cô đừng lo, cứ làm việc cần làm đi ạ!
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.Jangan khawatir dan lakukan apa saja yang kamu perlukan.
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.Mach dir keine Sorgen und tu was immer du tun musst.
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.Ne vous inquiétez pas et faîtes ce dont vous avez besoin.
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.Nie martw się i rób, co trzeba.
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.Non ti preoccupare e fai ciò che devi fare.
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.Nu te ingrijora si fa ce trebuie.
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın. Ona iyi dikkat edeceğim.걱정 말고 다녀 오세요
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.Μην ανησυχείς και κάνε ότι χρειαστεί.
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.لا تقلقي و قومي بكلّ ما عليكِ
Endişelenme.neye ihtiyacınız varsa yapın.私がちゃんと お世話しますから
Endişelenmenin bir faydası yok.Nemá smysl se trápit.
Endişelenmenin bir faydası yok. Olması gereken olacak.Ne moreš se temu izogniti trpeč vnaprej.
Endişelenmenin bir faydası yok. Olması gereken olacak.Nic nie zmienisz zamartwiając się na zapas.
Endişelenmenin bir faydası yok.Δεν χρειάζεται ανησυχία.
Endişelenmenin bir faydası yok.Няма защо да се тревожиш.
Endişelenmenize gerek yok. Buraya 20 dakika uzaklıkta bir sauna var.ليس عليك أن تقلق بشأن هذا الأمر. هناك سونا لا تبعد أكثر من 20 دقيقة عن هنا
Endişelenmenize gerek yok.Emiatt nem kell aggódnia!