endişeleniyor ile cümle

endişeleniyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
6
HECE
6
ORT. KELİME
Raf hacimlerini kaybetmekten endişeleniyorlar.They're always worried they're going to lose shelf space.
Evet, bunun için ben de endişeleniyordum.Yeah, I've been worrying about that too.
Yani, niye endişeleniyorsunuz?I mean, who's worrying?
Senin için çok endişeleniyorduk.We were at our wits' end.
Saklayacak bir şeyin yoksa niye endişeleniyorsun?They say well if you've got nothing to hide what are you worried about?
İş hakkında çok endişeleniyor, böyle çökmesinin nedeni de bu.He's been dead worried about work, that is why he collapsed like that.
Sen bile benim için endişeleniyorsun ha?You even worry about me?
Senin için cidden endişeleniyorum.I really worry about you.
Gerçekten endişeleniyorum.I'm really worried.
Senin için cidden endişeleniyorum Boeun.I really worry about you, Boeun.
Şimdi endişeleniyor ve gidip yakalıyor.Now he's getting nervous, so he's going to go catch it.
Temiz suyu olan insanlar için niye endişeleniyorsunuz?Why are you worried about people with fresh water?
Sadece onun için endişeleniyorumI am only concerned about him
Bilseydim, şu an endişeleniyor olmazdım.If I knew that I would be on a picnic. What is going on?
Neden endişeleniyorsun?Why do you worry?
Çünkü endişeleniyorum.I'm anxious, that's why.
Annem senin için endişeleniyor.Mom worries about you.
Biz asıl 0-5 yaş arası çocuklar için endişeleniyoruz.We're really concerned with kids naught to five.
Onlar cogu zaman kendi aralarinda endiseleniyorlar...Mostly they're worried about each other.
Annen senin için endişeleniyor.Your mother is worried about you.
Herkes senin için çok endişeleniyor.Everyone is so concerned about you.
Böylesi bir anne için neden endişeleniyorsun anlamıyorum.I don't understand your concern over such a mother.
Ve bazı anneler de para konusunda endişeleniyor.Some, also, are afraid of the money involved.
Ve o zaman kariyerim hakk?nda endiseleniyor olmam normal ve baska ne ekleyebilirim.And then it's okay to concern about my career, and what can I add.
Ölebileceğini için endişeleniyor musun?Are you worried to death he may pass away?
Lisias, ben nerede kalacağım konusunda endişeleniyorum.Lísias, I'm worried about where I'm going to stay.
Ben başka yerden endişeleniyorum.I'm worried about another place
Beş çocuğun babası olarak, onlar ileride kimleri örnek alacaklar endişeleniyorum.As the father of five sons, I worry about who they're going to be using as role models.
Güzel küçük kızın için endişeleniyorsan, o adada kalmalıydın!If you were worried about your beautiful daughter, you should have stayed on that island for good.
Orada yanlız kalırsın diye endişeleniyordumI was worried you might be a loner.
"Bana bağımlı olanların benden sonraki durumundan endişeleniyorum.But I fear my relatives after me; and my wife is barren.
Sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde kötülük çıkaracağından endişeleniyorum."I fear that he will change your faith and spread corruption in the land."
"Bana bağımlı olanların benden sonraki durumundan endişeleniyorum. Karım da kısır.And now I fear my kinsfolk after I am gone; and my wife is barren.
Ama gerçeği söylemek gerekirse ben gıda sorunlarından daha çok endişeleniyorum.But, truth be told, I worry more about adulterated food than any other issue facing Bd.
Arıkan, "Pek çok kişi hükümetin internet'i tümüyle kapatabileceğinden endişeleniyor." dedi."Many people are concerned now that the government can just shut down the internet," he says.
Futura üyeleri BH'nin yeni AB yasalarını kabul etmeye henüz hazır olmadığından endişeleniyorlar.Members of Futura worry that BiH is not yet ready to accept new EU laws.
Aleksander Jovanoviç otomobilindeki plakalar konusunda endişeleniyor.Alexander Jovanovic is concerned about the license plates on his car.
Endişeleniyorum, çünkü yüksek işsizlik oranının bir parçası olacağım."I worry a lot because I will become a part of a high unemployment rate."
Kosova'daki Sırp harici azınlıkların çoğu ekonomi ve güvenlikle ilgili konulardan endişeleniyorlar.Most non-Serb minorities in Kosovo are concerned about economic and security issues.
Makedon liderler, sorunun NATO üyeliğine engel teşkil edebileceğinden endişeleniyorlar.Macedonian leaders worry that the issue could pose a stumbling block to NATO entry.
Halk, siyasi çıkmazın Arnavutluk'un AB üyelik sürecini geciktirdiğinden endişeleniyor. [Reuters]Citizens worry that the political stalemate is delaying Albania's EU integration path. [Reuters]
SETimes'a konuşan Joviceviç, "Bu onların en önemli silahı olduğu için endişeleniyorlar."This is their main weapon and they are therefore concerned.
Vietor, anlaşmanın siyasi olabileceğinden endişeleniyor.Marcel is also worried that the agreement might be for political reasons.
Hırvatlar Sırbistan'daki yatırımları hakkında endişeleniyorlarCroatians worry about their investments in Serbia
Eleştirenler yasanın sivil özgürlüklere zarar vereceğinden endişeleniyorlar.Critics worry the law will undermine civil liberties.
Sağlığı için endişeleniyor gibi görünüyor.Er schien sich um seine Gesundheit zu sorgen.
Ben de onun hakkında endişeleniyorum.Ich sorge mich auch um sie.
Çünkü Fransa'nın 1871'de kaybettiği toprakları yeniden kazanmayı hedeflediğinden endişeleniyordu.La France récupère les territoires perdus au profit de l'Allemagne en 1871.
Onun için endişeleniyorum.Me preocupo por él.
Senin hakkında endişeleniyorum.Me preocupo por ti.
Onun için çok endişeleniyorum.Estoy muy preocupado por ella.
Kilon hakkında çok endişeleniyorsun.Ты очень тревожишься из-за своих килограммов.
Acayip endişeleniyorum.Я много волнуюсь.
Zekeriya, kendisi vefat ettikten sonra yerine, akrabalarının geçmesinden endişeleniyordu.Либо получил от Зевса дар умереть, когда он пожелает.
Abi (Ushan Çakır) - Askerdeki kardeşinin küçük olduğunu düşünüyor ve onun için endişeleniyor.乙坂歩未) — энергичная младшая сестрёнка Ю, любит своего брата, и постоянно заботится о нём.
Onun için endişeleniyorum.Estou preocupado com ele.
Annesi onun hakkında endişeleniyor.Zijn moeder maakt zich zorgen over hem.
Neden herkes bunun için endişeleniyor?Waarom maakt iedereen zich hier zo'n zorgen om?
Niye endişeleniyorsun ki?Vanwaar die bezorgdheid?
Hükümet, bu gölgenin bir neo-Nazi tapınağı ve turistik cazibe merkezi haline gelmesinden endişeleniyordu.Powstały obawy, że miejsce stanie się neonazistowskim sanktuarium.

İlgili Sayfalar