endişelendi ile cümle
endişelendi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Bilgeler ve Tanrılar endişelendiler ve ona merhamet ettiler.Οι θεοί τους λυπήθηκαν και τους έκαναν πουλιά.
Onun bu sağlıksız durumu Armi ve kızları endişelendirir.Denne klinik behandler generthed hos voksne og børn.
Bu bazı taraftarları endişelendirdi ve, Martin bu hareketi sonrası eleştirilmeye başlandı.Dette bekymret noen supportere, og Martin ble til å begynne med kritisert for handelen.
Tar-Meneldur, oğlunun bu 14 yıllık yokluğunda çok endişelendi.Cromwell var født inn i lavadelen og forble relativ ukjent i de første førti årene av sitt liv.
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor...""なぜ我々は「けいおん!」に萌えてしまうのか?" (dalam bahasa Japanese).
Bu durum Avrupa devletlerini endişelendirdi.Permasalahan ini menarik perhatian warga Amerika Serikat.
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."“なぜ我々は「けいおん!」に萌えてしまうのか?” (bằng tiếng Nhật).
Yazdığı garip öyküler annesini endişelendiriyordu.Trong truyện Gia Tộc Dĩ Ngoại Đích Nhân, nữ văn sĩ kể rằng bà rất sợ mẹ.
Che parlı? - "Bu beni endişelendiriyor..Sen ne dedin?")」 「私のこと大事に思ってる?」「当たり前だよ。
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."^ 当初は「手ぶらでイイのに…!
Bu durum Avrupa devletlerini endişelendirdi.這情況令美國不安。
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."口頭禪是「哥哥……阿久真是擔心……」。
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."조승미 역. 《비혼입니다만, 그게 어쨌다구요?!》.
Ayrıca hayli kırıldığını ve endişelendiğini belirtmiştir.그러나 그것이 증명되었듯이 그들은 너무 많이 걱정을 한다.
Bilgeler ve Tanrılar endişelendiler ve ona merhamet ettiler.האלים ריחמו עליו ונתנו לו את הקרס.
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."סֵדֶר תַּעֲנִיּוֹת אֵלּוּ (תשע משניות) – על אילו צרות מתענים?
Che parlı? - "Bu beni endişelendiriyor..Sen ne dedin?")("נו, באמת, זה רק נעליים, מה את עושה כזה עניין").
Özellikle ekonomideki sıkıntı Yılmaz ve Pakdemirli'yi endişelendiriyordu.Това до голяма степен скова работата ми и ме притесни извънредно.
Ailesini çok endişelendirdi.Много притесни семейството си.
Endişelendiğim tek şey İsrail'in güvenliği.Plaan pidi tagama Iisraeli julgeoleku.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Avant je m'inquiétais du facteur 10 000 ans.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Dělával jsem si starosti s tím faktorem 10.000 let.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Früher habe ich mir Sorgen über den 10 000 Jahre Faktor gemacht.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Ik maakte me druk over de 10.000 jaar factor.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Jag brukade oroa mig för 10 000-årsfaktorn.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Jeg var en gang bekymret for atomaffaldets levetid.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Martwiłem się czynniekiem 10 000 lat.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Obişnuiam să mă îngrijorez de factorul anului 10.000.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Prima mi proccupavo del fattore "10,000 anni".
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Régebben aggódtam a "10 000 év - tényező" miatt.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Saya pernah khawatir tentang faktor 10 ribu tahun ini.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Solía preocuparme sobre el factor del año 10.000
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Ανησυχούσα παλαιότερα για τον παράγοντα των 10.000 ετών.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Безпокоях се за 10 000-годишния фактор.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.Меня одно время волновали проблематика на 10 000 лет вперёд.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.פעם הייתי מודאג אודות קצב של 10,000 לשנה.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.لقد كنت أقلق بشأن عامل ال 10 آلالاف سنة.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.次世代の原子力発電では
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.'일만년'이란 문제를 걱정해 왔습니다.(譯者註: 핵폐기물의 방사선 독성이 소멸되는 최소기간)
Ailesi düşeceğinden endişelendi ve onu evinden taşıyarak bir huzurevine yerleştirdiler.미미의 경우가 바로 그랬는데 가족들이 낙상을 우려해서 노인보호주택으로 가게 했지요.
Ailesi düşeceğinden endişelendi ve onu evinden taşıyarak bir huzurevine yerleştirdiler.קלאסי. שבר בירך מוביל רבות לאשפוז של מבוגרים. זה מה שקרה למימי; המשפחה היתה מודאגת מזה,
Ailesi düşeceğinden endişelendi ve onu evinden taşıyarak bir huzurevine yerleştirdiler.وهذا ما حدث مع ميمي, عائلتها كانت قلقة لشأنها, و قاموا بنقلها من منزلها إلى أحد منازل الرعاية.
Ailesi düşeceğinden endişelendi ve onu evinden taşıyarak bir huzurevine yerleştirdiler.彼女を自宅から介護施設に移すことにしました そこで彼女は酸素吸入器につまづきました
Ama Al'ın endişelendiğine eminim.Ale założę się, że Al się martwi.
Ama Al'ın endişelendiğine eminim.Al on varmasti huolissaan.
Ama Al'ın endişelendiğine eminim.Fast Al är nog orolig.
Ama Al'ın endişelendiğine eminim.Immagino che Al sarà molto preoccupato.
Ama Al'ın endişelendiğine eminim.Mas aposto que o Al está preocupado.
Ama Al'ın endişelendiğine eminim.Pero seguro que Al está preocupado.
Ama Al'ın endişelendiğine eminim.Selvom Al nok er urolig.
Ama Al'ın endişelendiğine eminim.Σίγουρα θα ανησυχεί, όμως.
Ama Al'ın endişelendiğine eminim.Но Ал наверняка беспокоится.
Ama Bangladeşlilerin deprem daha fazla endişelendikleri bir tehdit daha var:Dla mieszkańców Dhaki trzęsienie ziemi nie jest jednak największym zmartwieniem:
Ama Bangladeşlilerin deprem daha fazla endişelendikleri bir tehdit daha var:Néanmoins, pour lui, il y a un danger plus inquiétant pour les Bangladeshis:
Ama bugün endişelendiğim şey; ya yaptığımız tek şey daha çok araba ve kamyon satmaksa?Dzisiaj jednak martwię się, co się stanie, jeśli będziemy tylko sprzedawać coraz więcej samochodów?
Ama bugün endişelendiğim şey; ya yaptığımız tek şey daha çok araba ve kamyon satmaksa?Heute aber mache ich mir Gedanken darüber, welche Folgen die hohen Verkaufszahlen haben.
Ama bugün endişelendiğim şey; ya yaptığımız tek şey daha çok araba ve kamyon satmaksa?그러나 이제 저의 걱정거리는 차와 트럭들을 더 많이 팔면 어떻게 될까입니다.
Ama bugün endişelendiğim şey; ya yaptığımız tek şey daha çok araba ve kamyon satmaksa?Maar vandaag maak ik me het meeste zorgen over wat als we alleen nog méér auto's en vrachtwagens verkopen?
Ama bugün endişelendiğim şey; ya yaptığımız tek şey daha çok araba ve kamyon satmaksa?Ma oggi la mia preoccupazione è, che succede se non facciamo altro che vendere più auto e camion?
Ama bugün endişelendiğim şey; ya yaptığımız tek şey daha çok araba ve kamyon satmaksa?Mas hoje a minha preocupação é: o que acontece se nos limitarmos a vender mais carros e camiões?