endişelendi ile cümle
endişelendi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
En çok endişelendiğim şey Aborijinlerin kültürlerinin kaybolmasıdır.En çok endişelendiğim şey Aborijinlerin kültürlerinin kaybolmasıdır.
Şimdi onu endişelendirecek bir şeyler düşünmeliyiz.Now we've got to think of something to worry him.
Bu da Sung Mahkemesi'ni endişelendiriyor.That's the Sung Court's concern
O beni endişelendirmiyor.She doesn't worry me at all.
Bu yüzden sizi buraya getirdim. Cildimin durumu için mi endişelendin?You said you were worried about my skin condition?
Senin için endişelendiğim için söylüyorum.I'm saying that because I'm concerned.
Peki, bizi endişelendiren nedir?So what's concerning us?
Evet, sizleri endişelendirdim.Alright, so I've got you nervous.
Senin için çok endişelendim.I was so worried about you.
Dedi ki: "Onu götürmeniz beni endişelendirir. Korkarım ki haberiniz yokken onu kurt yer."He said: "I am afraid of sending him with you lest a wolf should devour him when you are unmindful."
Dedi ki: "Onu götürmeniz beni endişelendirir.He [Ya'qub (Jacob)] said: "Truly, it saddens me that you should take him away.
Bir topluluğun ihaneti seni endişelendiriyorsa, sen de aynı şekilde (diplomatik ilişkiyi kesip) at.If you fear treachery on the part of a people, break off with them in a like manner.
Taşkınlık ve nankörlük ile o ikisine yük olmasından endişelendik."We were afraid that out of love for him they would lose their faith in God and commit rebellion
Ama Bangladeşlilerin deprem daha fazla endişelendikleri bir tehdit daha var:However there is a more worrying threat than earthquake for the Bangladeshis:
Fragman'daki sorular korkunç ve bu beni endişelendiriyor.This makes me anxious and the preview questions are awful.
Bulgaristan'ın enerji bağımlılığını azaltma yönündeki girişimleri çevrecileri endişelendiriyorBulgaria's bid to reduce energy dependence concerns environmentalists
Batılı yetkilileri en fazla endişelendiren Bulgaristan gibi görünüyor.Bulgaria appears to be the most serious source of concern among Western officials.
Bu durum beni endişelendiriyor.This situation worries me.
Yasa dışı silahlar BH asayişini endişelendiriyorIllegal weapons worry BiH law enforcement
AB Anayasasına İtirazlar Balkan Ülkelerini EndişelendirdiEU Constitution Rejections Leave Balkan Nations Concerned
Siyasi krizler Washington'u endişelendiriyorPolitical crises worry Washington
Çok sayıda tanık, kişisel güvenliklerinden endişelendiği için ifade vermeyi reddetmişti.Numerous witnesses refused to testify out of fear for their personal safety.
Türkiye'deki cezaevi nüfusundaki artış insan hakları gruplarını endişelendiriyorTurkey's prison population growth concerns human rights groups
Kosova'nın zam vaadi IMF'yi endişelendirdiKosovo raise promise worries IMF
Artan ev içi şiddet Kosovalı uzmanları endişelendiriyorRising family violence worries Kosovo experts
Ancak rakam bu yıl sürekli olarak yükseliyor ve bu da orduyu endişelendiriyor.This year, however, the number has been rising steadily -- a fact that worries the military.
Bu olasılık, Priştine'de bazı çevreleri endişelendiriyor.The prospect has some in Pristina worried.
Grevin uzama olasılığı vatandaşları da endişelendiriyor.Members of the public are also concerned about the possible longevity of the strike.
Bu gibi açıklamalar ekonomistleri endişelendiriyor.Such statements worry economists.
Saldırının ardından Ginger, Brigitte'i endişelendiren dönüşümlerden geçer.Following the attack, Ginger undergoes transformations that concern Brigitte.
Matt'in sakatlanabileceğinden endişelendim, bu yüzden maçı durdurmak için zili çaldım."I was concerned that Matt could be hurt, so I rang the bell to stop the match."
"Ancak bölgemdeki yeterince insan, bunu görmezden gelemeyeceğim konusunda endişelendi."But enough people in my district have become concerned that I can't just ignore it.
Che parlı? - "Bu beni endişelendiriyor..Sen ne dedin?")Quid ais? „Was sagst du?“ – Was meinst du?
Endişelendiğim tek şey İsrail'in güvenliği.Aber echte Sicherheit könne nur Israel gewährleisten.
Arwen'in babası durumu öğrendi ve endişelendi.Der Vater von Henry findet den Brief und macht sich Sorgen.
Öksürüğünüz beni endişelendiriyor.Votre toux m'inquiète.
Senin için çok endişelendim.Je me suis beaucoup inquiété pour toi.
Bu durum Avrupa devletlerini endişelendirdi.Ces mouvements inquiètent les États-Unis.
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."That's not what Im about! ...
Seni endişelendirmek istemedik.No queríamos preocuparte.
Bugün, dün endişelendiğimiz yarındır.Hoy es el mañana del que nos preocupábamos ayer.
Seni ne endişelendiriyor, Tom?¿Qué te preocupa, Tom?
Senin için çok endişelendim.Me preocupé mucho por ti.
Desmond ertesi sabaha kadar burada kamp kurmalarını önerir, bu da Charlie'yi endişelendirir.Desmond sugiere que acampen ahí hasta la mañana siguiente, pidiendo a Charlie tener cuidado.
Bilgeler ve Tanrılar endişelendiler ve ona merhamet ettiler.Los dioses convocados, lloraban y se lamentaban por lo sucedido.
Niye şimdi?" diye endişelendik, "Eva çok yaşlı" hissine kapıldık.«Eva es demasiado viejo», sentimos.
Tom hakkında endişelendiğini biliyorum.So che ti preoccupi per Tom.
Sadece bir şey beni endişelendiriyor.Solo una cosa mi preoccupa.
Öksürmen beni endişelendiriyor.Меня беспокоит твой кашель.
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."«Какое?» — заволновался я.
Yazdığı garip öyküler annesini endişelendiriyordu.Несчастная личная жизнь дочери вызывала беспокойство у её родителей.
Niye şimdi?" diye endişelendik, "Eva çok yaşlı" hissine kapıldık.لماذا الآن؟" "إيفا قديمة للغاية"، نحن أحسسنا.
Che parlı? - "Bu beni endişelendiriyor..Sen ne dedin?")Tá bom, acha que consegue fazer isso? / Sam: Do que cê tá falando?
Endişelendiğim tek şey İsrail'in güvenliği.De veiligheid van Israël zou worden gewaarborgd.
Bilgeler ve Tanrılar endişelendiler ve ona merhamet ettiler.Maar zijn noodlot en de goden laten hem niet met rust.
Onun hasta olması gerçeği beni gerçekten endişelendiriyor.Het feit dat ze ziek is, maakt me echt zorgen.
Endişelendiğim tek şey İsrail'in güvenliği.Kierowały nimi wyłącznie względy zapewnienia bezpieczeństwa Izraelowi.
Bu durum Avrupa devletlerini endişelendirdi.Działania te zaniepokoiły Sowietów.
Tar-Meneldur, oğlunun bu 14 yıllık yokluğunda çok endişelendi.Hvoslef blev tidigt faderlös och fick själv förtjäna sitt uppehälle från 14 års ålder.
Kaan Bane'in kurtulmuş olmasından endişelendi ama onun savaş konseyine katılmasına izin verdi.Látva, hogy Bane él, Kaan elbátortalanadott, de engedélyezte neki, hogy részt vegyen a haditanácsban.