endişelendi ile cümle

endişelendi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Şu sıralardaki deprem sıklığı bizi endişelendiriyor.The recent frequency of earthquakes makes us nervous.
Seni ne endişelendiriyor?What's worrying you?
O sonuçlar beni endişelendirmiyor.Those consequences are no concern of mine.
Sizi endişelendirmek istemiyorum.I don't mean to make you worry.
Seni endişelendirmek istemiyorum.I don't mean to make you worry.
Zaman geçerken, insanlar konu hakkında daha çok endişelendi.As time went on, people grew more and more concerned about the matter.
Ailesini çok endişelendirdi.He caused his parents a lot of anxiety.
Onun solgun görünmesi beni endişelendirdi.It worried me that she looked pale.
Onlar, onun gecikmesinden endişelendiler.They became anxious at her delay.
Oğlunun sağlığı hakkında çok endişelendi.She became very anxious about her son's health.
Onun sağlık durumu beni endişelendiriyor.His health situation worries me.
O beni hiç endişelendirmiyor.That doesn't worry me at all.
Tom, Mary'nin güvenliği hakkında endişelendi.Tom became concerned about Mary's safety.
Tom çok kan kaybetti ve doktorlar endişelendi.Tom has lost a lot of blood and the doctors are worried.
Mary geleceğini söylediği zaman gelmediğinde, Tom biraz endişelendi.Tom became a little concerned when Mary didn't arrive when she said she would.
O, açılan alın bölgesi hakkında endişelendi.He's worried about his receding hairline.
Bugün, dün yarın için endişelendiğimiz gündür.Today is the tomorrow we worried about yesterday.
Gerçekten endişelendiğim şey bu.That's what I'm really worried about.
Tom'u endişelendirmek istemedim.I didn't want to worry Tom.
Seni endişelendirmek istemedim.I didn't want you to worry.
Seni endişelendirmek istemedik.We didn't want to worry you.
Bir şey sizi endişelendiriyor gibi görünüyor.Something seems to be worrying you.
Bu beni endişelendiriyor.That worries me.
Durum beni çok endişelendiriyor.The situation worries me very much.
Tom hemen endişelendi.Tom was immediately concerned.
Neden bu kadar endişelendiğini bilmiyorum.I don't know what you're so worried about.
Onun hasta olması gerçeği beni gerçekten endişelendiriyor.The fact that she's sick really worries me.
Çok endişelendim.I've been worried sick.
Ben de endişelendim.I've been worried, too.
Tom hakkında endişelendiğini biliyorum.I know you're worried about Tom.
Birden Tom hakkında çok endişelendim.I suddenly got very worried about Tom.
Geç kalacağın için endişelendim.I was worried you were going to be late.
Ben senin gelmeyeceğinden endişelendim.I was worried you wouldn't come.
Tom tehlikeyi hissetti ve birdenbire endişelendi.Tom sensed danger and was suddenly worried.
Senin için çok endişelendik.We were so worried about you.
Neden endişelendin?Why are you worried?
Bizi endişelendirdin.You had us worried.
Benim hakkımda gerçekten o kadar endişelendin mi?Were you really that worried about me?
Seni ne endişelendiriyor, Tom?What's worrying you, Tom?
Onun hakkında o kadar çok endişelendiğimi Tom'un bilmesini istemiyorum.I don't want Tom to know I care that much about him.
Seni endişelendirmek çok kolay, değil mi?It's very easy to make you worry, isn't it?
Mary, Tom'un mektubunu okuduktan sonra endişelendi.Mary became worried after she read Tom's letter.
Bir şey beni endişelendiriyor.Something worries me.
Bu beni çok endişelendiriyor.That worries me so much.
Bu bizi endişelendiriyor.This disturbs us.
Bir şey Tom'u endişelendiriyor.Something's worrying Tom.
Bu kendinizi endişelendirmenizi gereken bir şey değil.That's nothing you need to concern yourself with.
Tom'a söyleme. Onun endişelendirmek istemiyorum.Don't tell Tom. I don't want to worry him.
Tom'un çok fazla endişelendiğini düşünüyorum.I think Tom worries too much.
O, Tom'u çok fazla endişelendiriyor gibi görünmüyor.That doesn't seem to worry Tom too much.
Hastaların hepsi endişelendi.The patients all worried.
Sen beni onun hakkında endişelendirdin.You let me worry about that.
Bizi onun hakkında endişelendirdin.You let us worry about that.
Tom, ilacın yan etkilerini öğrendiğinde endişelendi.Tom got worried when he learned about the medicine's side effects.
Sadece bir şey beni endişelendiriyor.Only one thing worries me.
Çocuğun korkusu ebeveynlerini endişelendirdi.The child's fear worried the parents.
Öksürmen beni endişelendiriyor.Your cough worries me.
Bu dünyanın genelindeki iklim değişikliği herkesi endişelendirdi.The climate change around this world worried everyone.
O beni endişelendiriyor.That does worry me.
Onun gerçekten endişelendiği neydi?What was she really worried about?

İlgili Sayfalar