endişe ile cümle

endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
4
ORT. KELİME
Endişelenmeli miyim?Should I be worried?
Neden bu kadar endişeli olduğunu bilmiyorum.I don't know why you're so worried.
Sanırım endişelenmeniz gereken şey bu.I think that's what you should be worried about.
Tom Mary hakkında endişeli görünüyordu.Tom seemed to be worried about Mary.
O konuda gerçekten endişeli değilim.I'm not really worried about that.
Endişeli değilim.I'm not worried.
Tom değil Mary hakkında endişeleniyorum.I'm not worried about Tom. I'm worried about Mary.
Biz çok endişeliyiz.We've been so worried.
Çok endişeliydik.We were worried sick.
Senin endişelenecek bir şeyin yok.You've got nothing to worry about.
Gerçekten endişelendiğim şey bu.That's what I'm really worried about.
Endişelenme. Sana nasıl araba süreceğini öğreteceğim.Don't worry. I'll teach you how to drive.
Endişelenecek bir şeyi olmadığını Tom'a söyleyebilmeyi istiyorum.I'd like to be able to tell Tom that he has nothing to worry about.
Daha sonra bunun hakkında endişeleniriz diye düşündüm.I thought we'd worry about that later.
Ne kadar endişeli olduğumu sana söyleyemem.I can't tell you how worried I've been.
Artık benim için endişenemezsin.You can't worry about me anymore.
Şu anda onun hakkında endişelenemeyiz.We can't worry about that right now.
Bu fırtına tehlikeli değildir. Senin endişelenmene gerek yok.This storm is not dangerous. You don't need to worry.
Endişelenme, peşinden gelmeyecek.Don't worry, he won't go after you.
Endişelenme, peşinden gelmeyecektir.Don't worry, he won't go after you.
Zorunlu olana kadar bu konuda endişe etmeyelim.Let's not worry about that until we have to.
Onun hakkında endişe etmeyelim.Let's not worry about it.
Tom'u endişelendirmek istemedim.I didn't want to worry Tom.
Tom'un endişelenmesini istemedim.I didn't want Tom to worry.
Seni endişelendirmek istemedim.I didn't want you to worry.
Seni endişelendirmek istemedik.We didn't want to worry you.
Benim hakkımda endişelenmeni istemem.I don't want you to worry about me.
Tom'un benim hakkımda endişelenmesini istemedim.I didn't want Tom worrying about me.
Belki de Tom endişelenmeni istemiyor.Maybe Tom doesn't want you to worry.
Onun hakkında endişeli değilim.I'm not worried about him.
Onlar hakkında endişeli değilim.I'm not worried about them.
Onun için endişeleniyorum.I'm worried about her.
Onlar için endişeleniyorum.I'm worried about them.
Her neyse, endişelenmeni istemiyorum.In any case, I don't want you to worry.
Senin için endişelenmek zorunda olmak istemiyorum.I don't want to have to worry about you.
Sizin için endişelenmek zorunda olmak istemiyorum.I don't want to have to worry about you.
Herhangi bir şey hakkında endişelenmeni istemiyorum.I don't want you to worry about anything.
Vurulma hakkında endişe etmeden bu caddede yürüyebilmeyi istiyorum.I want to be able to walk down this street without worrying about getting shot.
Tek endişem senin mutluluğun için.My only concern is for your happiness.
Annem ve babam, sağlığım konusunda endişeleniyorlar.My parents worry about my health.
Bir şey sizi endişelendiriyor gibi görünüyor.Something seems to be worrying you.
Lütfen bu konuda endişe etmeyin. Bu sadece bir formalite.Please, don't be concerned about it. It's just a formality.
Endişelenme, güvendesin.Don't worry, you are safe.
Herkes endişeli gözüküyor.Everyone looks worried.
Tom endişeli.Tom's anxious.
Onlar endişeli.They're worried.
Herkes endişeli.Everybody's worried.
Benim için endişelenmenize gerek yok.You don't have to worry about me.
Para için hiç endişelenmem gerekmedi.I never had to worry about money.
Endişelenmemeye çalışın.Try not to worry.
Endişelenmemeye çalış.Try not to worry.
Biz endişeliyiz.We're anxious.
Sen endişelisin.You're worried.
Tom'un tek başına olmasından endişeleniyorum.I'm worried about Tom being alone.
Neden endişelenmeyi kesip biraz uyumuyorsun?Why don't you stop worrying and get some sleep?
Tom'un endişesi nedir?What's Tom's concern?
Tom endişeli görünüyordu.Tom appeared anxious.
Tom endişeli oldu.Tom became anxious.
Tom endişeli değil.Tom isn't worried.
Tom endişeyle bekledi.Tom waited anxiously.
İlgili Sayfalar