endişe ile cümle

endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O güvenliği konusunda endişeli.She is anxious about her safety.
Endişelenmeyin. Size her şeyin iyi olacağını söyledim.Don't worry. I told you everything would be OK.
Benim en büyük endişem, bir sonraki yemeğimin nereden geleceği hakkındadır.My biggest worry is about where my next meal will come from.
Lütfen yemeye devam et. Benim hakkımda endişelenme.Please continue eating. Don't worry about me.
O senin güvenliğin hakkında endişeleniyor.She's concerned about your safety.
Güvenliğin için endişeli.She's worried about your safety.
O, güvenliğin için endişe ediyor.She's worrying for your safety.
Sıcak bir banyo almak endişelerimi aklımdan almaya yardımcı olur.Taking a hot bath helps me take my mind off my worries.
Tom gelecek hakkında endişelenmeyi reddetti.Tom refused to worry about the future.
Tom endişeli görünüyor.Tom looks worried.
Tom hava hakkında zerre kadar endişeli değil.Tom isn't the least bit worried about the weather.
Tom işini kaybetme konusunda endişeli.Tom is worried about losing his job.
Tom Mary'nin nasıl geçineceği hakkında endişe ediyor.Tom worries about how Mary will make ends meet.
Tom Mary'ye endişelenmemesini söyledi.Tom told Mary not to worry.
Tom Mary'ye ne olmuş olabileceği hakkında endişeli.Tom is worried about what might have happened to Mary.
Tom Mary'nin sağlığı hakkında endişeli.Tom is worried about Mary's health.
Tom Mary hakkında endişeli.Tom is worried about Mary.
Tom Mary'nin güvenliği hakkında endişeli.Tom is concerned about Mary's safety.
Tom Mary'nin nasıl olduğunu bilmek için endişeli.Tom is anxious to know how Mary is.
Tom Mary hakkında biraz endişe duymaktadır.Tom is a little concerned about Mary.
Tom Mary hakkında biraz endişeli.Tom is a little concerned about Mary.
Tom'un Mary hakkında endişelenmesine gerek yok.Tom doesn't need to worry about Mary.
Tom Mary'nin ne kadar endişeli olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know how worried Mary is.
Tom Mary hakkında endişelenmekten kendini alamadı.Tom couldn't help worrying about Mary.
Tom, Mary'nin güvenliği hakkında endişelendi.Tom became concerned about Mary's safety.
Sağlığınızla ilgili endişeliyiz.We're worried about your health.
Tom çok kan kaybetti ve doktorlar endişelendi.Tom has lost a lot of blood and the doctors are worried.
Tom her zaman kendi apartmanından kovulma endişesi yaşadı.Tom always worried about getting locked out of his own apartment.
Endişe etme, herkes hata yapar.Don't worry, everyone makes mistakes.
Onun ölüm haberi ülke çapında büyük endişeye neden oldu.News of her death caused great concern throughout the country.
Tom para hakkında çok endişeli.Tom worries a lot about money.
Tom kolesterol seviyesinin biraz yüksek olabileceğinden endişeliydi.Tom was worried that his cholesterol level might be a little high.
Tom şu ana kadar Mary'den bir haber almış olması gerektiği için endişeli.Tom is worried because he should have heard from Mary by now.
Tom'un böylesine büyük bir izleyicinin önünde konuşma hakkında hiç endişesi yoktu.Tom had no qualms at all about speaking in front of such a large audience.
Tom'un endişelenmesine gerek yok. Kötü bir şey olmayacak.Tom doesn't have to worry. Nothing bad's going to happen.
Tom oğlunun eğitimi için nasıl ödeme yapacağı hakkında endişelenmeye başladı.Tom began to worry about how he was going to pay for his son's education.
Mary geleceğini söylediği zaman gelmediğinde, Tom biraz endişelendi.Tom became a little concerned when Mary didn't arrive when she said she would.
Tom hakkında endişelenme. O kendine bakabilir.Don't worry about Tom. He can take care of himself.
Annen senin hakkında çok endişeli.Your mother is worried sick about you.
Onun hakkında endişeliyim.I'm worried about him.
Ben para konusunda endişeli değilim.I'm not worried about money.
İşimi kaybetme hakkında endişeli değilim.I'm not worried about losing my job.
İyi bir baba olup olmayacağım konusunda endişe ediyorum.I worry about whether I'll be a good father.
Tom çok endişeleniyor.Tom worries too much.
Tom hakkında endişeli değilim.I'm not worried about Tom.
Senin hakkında endişeliydim.I was worried about you.
Tom ölümüne endişeliydi.Tom has been worried to death.
Endişelenme, eğer bu olursa sadece birlikte çalışacağız!Don't worry, if that happens, we will just have to coordinate!
Ben kilom hakkında endişe duyuyorum.I'm worried about my weight.
O, açılan alın bölgesi hakkında endişelendi.He's worried about his receding hairline.
Geç kalabileceğimden endişeliyim.I'm worried that I might be late.
O, onun geç kalabileceğinden endişelidir.He's worried that he might be late.
Senin hakkında çok endişeliyim.I'm very worried about you.
Huzursuz hissettiğini biliyorum ama endişelenme.I understand that you feel uneasy, but don't worry.
Bir şey yok, endişelenme!It's nothing, don't worry!
Endişelenme, yanında ben varım.Don't worry, you have me.
Endişelenmeyin, yanınızda ben varım.Don't worry, you have me.
Endişelenme, biz yoldayız.Don't worry, we're on our way.
Gezegenimiz için endişeleniyoruz.We are concerned about our planet.
Çok endişeliyim.I'm so anxious.
İlgili Sayfalar