endişe ile cümle
endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
İnsanlar gelecek hakkında endişeli görünüyordu.People seemed to be anxious about the future.
Tüm dünyada insanlar barış için endişeli.People all over the world are anxious for peace.
Öğretmen Tom'un sık sık derse gelmemesinden endişe duyuyordu.The teacher was worried by Tom's frequent absences from class.
Hızlı bir karar için endişeli olduğundan, başkan bir oy için çağrıda bulundu.Anxious for a quick decision, the chairman called for a vote.
Diğerleri hakkında endişe etmeyin.Don't worry about others.
Sadece kilom hakkında endişeliyim.I'm just worried about my weight.
Japonya'nın geleceğinden daha çok senin hakkında endişeleniyorum.I worry more about you than the future of Japan.
Bazı Japonlar ülkelerinin yabancıların gözünde nasıl göründüğü hakkında endişeli.Some Japanese are concerned about how their country looks in the eyes of foreigners.
Biz şimdi onun nerede olduğu hakkında endişe ediyoruz.We are worried about where he is now.
Onun güvenliği hakkında endişeliyim.I'm anxious about his safety.
Onun sağlığı hakkında endişe duyuyorum.I am concerned about his health.
Onun başarısı endişemi giderdi.His success took a load off my mind.
Onun sağlığı hakkında endişeli olduğu için, annesi onun dışarı çıkmasını engelledi.His mother prevented him from going out because she was anxious about his health.
Önemsiz konularda her zaman endişe eder.He always worries about minor points.
Kızı için hep endişelenir.He's always worrying about his daughter.
Kızı hakkında her zaman endişeleniyor.He's always worrying about his daughter.
O, sonuç hakkında endişelidir.He is anxious about the result.
O, çok endişeli görünüyor.He looks very worried.
(O) oğlunu endişeyle bekledi.He waited for his son with anxiety.
Bir şey hakkında endişeli görünüyor.He seems to be worried about something.
O erkek kardeşinin sizinle tanışması için endişeliydi.He was anxious for his brother to meet you.
O, yaşlı ebeveynlerinin sağlığı hakkında çok endişeli.He is very concerned about his elderly parent's health.
O, geleceği hakkında endişelidir.He is anxious about his future.
O her şeyi ile normale dönmek için endişeli.He is anxious to get back into circulation.
İşini kaybetme konusunda endişeli.He is worried about losing his job.
Sağlığı hakkında endişeli görünüyordu.He seemed worried about his health.
Ben onun kötü sağlığı hakkında endişe duyuyorum.I am concerned about his poor health.
O, babasının rahatsızlığı ile ilgili endişe duymaktadır.He is concerned about his father's illness.
Annesi onun hakkında endişeli.His mother is worried about him.
Annesinin sağlığı hakkında endişeli.He is anxious about his mother's health.
O varlıklıdır, bu yüzden para hakkında endişe etmez.He is well off, so he doesn't worry about money.
Ailesini çok endişelendirdi.He caused his parents a lot of anxiety.
Onun ebeveyninin sağlığı hakkında endişelidir.He is concerned about his parent's health.
Nükleer silahlar hakkında endişeleniyor gibi görünüyorlar.They seem to be worrying about nuclear weapons.
Onlar barış için endişeliler.They're anxious for peace.
Onlar barış için endişe duyuyorlar.They're anxious for peace.
Onun niçin çok endişeli olduğunu merak ediyorum.I wonder why she is so worried.
Sağlığınız hakkında çok endişeli.She is very anxious about your health.
Onun solgun görünmesi beni endişelendirdi.It worried me that she looked pale.
Teklifimi kabul ettiğinden endişeliydim.I was anxious that she accept my offer.
Onun endişesi yok.She is free from care.
Onlar, onun gecikmesinden endişelendiler.They became anxious at her delay.
O, yardım için endişeliydi.She was anxious for help.
O, ne hakkında endişeli.What is she worried about?
Sağlığınızdan endişe ediyor.She is anxious about your health.
Çocuklarının sağlığı hakkında endişeliydi.She was anxious about her children's health.
O, sınavları hakkında endişe duyuyor.She's worrying about her exams.
O, performansı ile ilgili eleştiri alma hakkında endişeli.She was apprehensive about receiving criticism of her performance.
Okul karnesi hakkında endişeli görünüyordu.She looked worried about her school report.
Oğlu hakkında endişelenmemek elinde değildi.She could not help worrying about her son.
Oğlunun sağlığı hakkında çok endişelendi.She became very anxious about her son's health.
Oğlunun sağlığı hakkında endişeli.She is concerned about her son's health.
O, oğlunun başarılı olması için çok endişeli.She is very anxious for her son to succeed.
O, onun güvenliği hakkında endişelidir.She is anxious about his safety.
O, onun sağlığı hakkında endişeliydi.She was anxious about his health.
Sağlığı hakkında çok endişeli.She is very anxious about his health.
Sağlığı hakkında endişeli.She is concerned about her health.
O, hastalığı atlatma konusunda endişeliydi.She was anxious to recover from illness.
O, hasta annesi için endişe ediyor.She cares for her sick mother.
Kocasının hastalığı ona büyük endişeye yol açtı.Her husband's illness caused her great anxiety.