endişe ile cümle

endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un endişelenecek kendi hayatı var.Tom has his own life to worry about.
Kirasını zamanında ödediği sürece Tom'un endişelenecek bir şeyi yok.Tom has nothing to worry about as long as he pays his rent on time.
Tom'un endişelenecek çok şeyi var.Tom has too many things to worry about.
Tom Mary'nin ağır yaralanmış olabileceğinden endişelenmeye başlıyor.Tom is beginning to worry that Mary might be seriously injured.
Tom endişeleneceği başka şeyleri olduğunu söylüyor.Tom says he has other things to worry about.
Tom'un kesinlikle işini kaybetme konusunda endişelenmeye başlaması gerekir.Tom should definitely start worrying about losing his job.
Tom, Mary'ye artık John hakkında endişelenmek zorunda olmadığını söyledi.Tom told Mary she didn't have to worry about John anymore.
Tom bana endişe etmememi söyledi.Tom told me not to worry.
Tom ehliyetini kaybedebileceğinden endişeliydi.Tom was worried that he might lose his license.
Tom yakalanma hakkında endişeli değildi.Tom wasn't worried about getting caught.
Bunun hakkında endişelenmemeye çalış.Try not to worry about it.
Tom hakkında endişe etmemeye çalış.Try not to worry about Tom.
Çok endişelenmemeye çalış.Try not to worry so much.
Zaten endişelenecek yeterince şeyimiz var.We already have enough to worry about.
Tom'un yarıda kesmeleri hakkında daha fazla endişelenmemize gerek yok.We don't have to worry about any more interruptions from Tom.
Hâlâ hakkında endişelenecek bir sorunumuz daha var.We still have one more problem to worry about.
Biz Tom'un onun hakkında endişelenmesine izin vereceğiz.We'll let Tom worry about that.
Bunu halledeceğiz. Endişelenme.We'll sort this out. Don't worry.
Endişelenecek ne var?What's there to worry about?
Rüzgar bizim çatının parçasını uçurduğunda endişelenmeye başladık.When the wind blew part of our roof off, we started worrying.
Lütfen Tom'a endişelenecek bir şeyi olmadığını söyler misin?Will you please tell Tom he has nothing to worry about?
Endişelenmek yardım etmeyecek.Worrying isn't going to help.
Endişelenmenin faydası olmayacak.Worrying isn't going to help.
Tom hakkında endişe etmeyi durdurabilirsin.You can stop worrying about Tom.
Tom'a endişe etmemesini söyleyebilirsin.You can tell Tom not to worry.
Hatta bu konuda endişelenmenize gerek yok.You don't even need to worry about it.
Sen hiçbir şey hakkında endişelenmek zorunda değilsin.You don't have to worry about anything.
Bu konuda endişelenmenize gerek yok.You don't have to worry about it.
Benim için endişelenmene artık gerek yok.You don't have to worry about me anymore.
Benim için endişelenmenize artık gerek yok.You don't have to worry about me anymore.
Bu konuda endişelenmek zorunda değilsin, tamam mı?You don't have to worry about that, OK?
Bizim hakkımızda endişelenmek zorunda değilsin, Tom.You don't have to worry about us, Tom.
Endişelenmek zorunda değilsin, Tom.You don't have to worry, Tom.
Duygularımı incitme hakkında endişelenmene gerek yok.You don't need to worry about hurting my feelings.
Artık bu tür şeyler hakkında endişelenmenize gerek yok.You don't need to worry about that kind of thing anymore.
O konuda endişelenmenize gerek yok.You don't need to worry about that.
Bizim hakkımızda endişelenmenize gerek yok.You don't need to worry about us.
Artık endişe etmenize gerek yok.You don't need to worry anymore.
Tom hakkında endişelenmene gerek yok.You don't need to worry about Tom.
Sen beni onun hakkında endişelendirdin.You let me worry about that.
Bizi onun hakkında endişelendirdin.You let us worry about that.
Küçük şeyler hakkında endişelenmeyi durdurman gerekir.You should stop worrying about the minor stuff.
Endişe etmemelisin.You shouldn't worry.
Önemsiz olan şeyler hakkında endişelenmek için çok vakit harcıyorsunuz.You spend too much time worrying about things that don't matter.
Endişelenerek çok fazla zaman harcıyorsun.You're spending too much time worrying.
İyi olacaksın. Endişelenme.You're going to be OK. Don't worry.
Endişelenmeniz gereken başka şeyleriniz var.You've got other things to worry about.
Sanırım çok fazla endişeleniyorsun, Tom.I think you worry too much, Tom.
Endişe ederek çok fazla zaman harcıyorsun.You spend too much time worrying.
Tom şiddetle öksürmeye başladı ve onun sağlığı hakkında endişeliyim.Tom has started coughing heavily and I'm worried about his health.
Tom biraz endişeli görünüyordu.Tom looked a little worried.
Ben sadece senin kadar endişeliyim.I'm just as worried as you are.
Tom korkmuş ve endişeli görünüyordu.Tom looks scared and worried.
Tom kesinlikle ne olabileceği konusunda pek endişeli görünmüyor.Tom sure doesn't seem very worried about what might happen.
Tom, ilacın yan etkilerini öğrendiğinde endişelendi.Tom got worried when he learned about the medicine's side effects.
Mutlu bir hayat öncelikle endişeden özgürlükten oluşur.A happy life primarily consists of freedom from worry.
Tom Mary'ye endişeli şekilde baktı.Tom gave Mary a concerned look.
Sadece bir şey beni endişelendiriyor.Only one thing worries me.
Tom'un bana söylediği doğruysa, öyleyse hakkında endişe edecek bir şey yok.If what Tom told me is true, then we have nothing to worry about.
Şu anda ihtiyacım olan son şey hakkında endişelenecek başka bir şeydir.The last thing I need right now is something else to worry about.
İlgili Sayfalar