endişe ile cümle

endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Endişelenme, mutlu ol!Don't worry, be happy!
Ne kadar endişeli olduğumu bilmiyorsun.You don't know how worried I am.
Her zaman benim endişelerimin nedeni sensin.You are always the cause of my worries.
Senin hakkında endişeliyiz.We are worried about you.
Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındı.Cares and worries were pervasive in her mind.
Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındılar.Cares and worries were pervasive in her mind.
Çok çalışmak ve endişe onun sağlığının bozulmasına neden oldu.Toil and worry caused his health to break down.
Şu sıralardaki deprem sıklığı bizi endişelendiriyor.The recent frequency of earthquakes makes us nervous.
Öğretmen Tom'un sık sık sınıfta bulunmamasından endişeliydi.The teacher was worried by Tom's frequent absence from class.
Endişe onun sağlığını etkiledi.Worry affected his health.
Endişenizi anlıyorum.I appreciate your concern.
Hata yapma konusunda endişelenmeyin.Don't worry about making mistakes.
Endişelenmenize gerek yok.You don't have to trouble yourselves.
Biz, onun sağlığı hakkında endişeliyiz.We are anxious about her health.
Dünya barışından endişeliyiz.We are anxious for world peace.
Ne hakkında endişelisin?What are you concerned about?
Seni ne endişelendiriyor?What's worrying you?
Benim hakkımda endişe etmeyin.Don't worry about me.
Doktor, babamın sağlığıyla ilgili endişelerimi giderdi.The doctor reassured me about my father's condition.
Bu ülkenin geleceği hakkında çok endişeliyiz.We are very much concerned about the future of this country.
Sağlığınla ilgili çok endişeliyim.I am much concerned about your health.
Senin yardımından endişeliyiz.We are anxious for your help.
Şimdi buradayım, endişelenmene gerek yok.Now that I am here, you don't have to worry.
Şimdi buradayım, endişelenmenize gerek yok.Now that I am here, you don't have to worry.
Helen kızı hakkında çok endişeli.Helen is very worried about her daughter.
Elinden geleni yap ve endişelenme.Do your best and don't worry.
Başlangıçta hatalarım hakkında endişeliydim.I was worried about my mistakes at first.
Hey, Tom, endişelerini unut.Hey, Tom, forget about your worries.
Testin sonucundan endişelenme.Don't worry about the result of the test.
Senin testinin sonucu hakkında endişe etme.Don't worry about the result of your test.
Sınav sonucu ile ilgili endişem vardı.I'm concerned about the result of the exam.
Hiç endişelenmedim.I am not the least bit worried.
Şu kadarcık endişelenmedim.I am not the least bit worried.
Ebeveynler genellikle kendi çocuklarının geleceği hakkında endişelidirler.Parents are usually concerned about their children's future.
Böyle büyük bir işle başa çıkabilip çıkamayacağım konusunda endişeliyim.I'm concerned whether or not I can handle a big job like that.
Oh, o konuda endişelenmeyin.Oh, don't worry about that.
Bu konuda endişe etmeyin.Don't worry about that.
Böyle aptalca bir şey için endişe etme.Don't worry about such a silly thing.
Böyle önemsiz bir sorun hakkında endişelenmeyin.Don't worry about such a trivial problem.
Böyle bir şey için endişe etmeyin.Don't worry about such a thing.
Böyle bir şey hakkında endişelenmemelisin.You don't have to worry about a thing like that.
Onun hakkında endişelenmenin faydası yok.It is no use worrying about it.
Bu endişe verici bir problem.It's a worrying matter.
Anne, çocuklarının geleceği hakkında çok endişelidir.The mother is very anxious about her children future.
Salgından gereksiz yere endişelenmeye gerek yok.There is no need to be unnecessarily anxious about the outbreak.
Asker mızraklarla ilgili endişeleniyor.The soldier worries about spears.
Çocuk yeni bir bisiklet için endişeliydi.The boy was anxious for a new bicycle.
Sonuca gelince, endişelenmek zorunda değilsin.As regards result, you don't have to worry.
O sonuçlar beni endişelendirmiyor.Those consequences are no concern of mine.
Paranın güvende olduğunu bildiğim sürece onun hakkında endişelenmeyeceğim.As long as I know the money is safe, I will not worry about it.
John bu günlerde endişesiz.John is free from worry these days.
Ancak, onun kız arkadaşı bencil ve neredeyse Brian hakkında hiç endişelenmez.However, his girlfriend is selfish and hardly worries about Brian.
Endişelenme anne. O yemek hakkında titiz değil. O her şey yer.Don't worry, Mom. He isn't particular about food. He eats anything.
Annen sağlığın konusunda endişeli.Your mother is anxious about your health.
Sizi endişelendirmek istemiyorum.I don't mean to make you worry.
Seni endişelendirmek istemiyorum.I don't mean to make you worry.
Ben fiyat konusunda endişeli değilim.I'm not worried about the price.
O yer her zaman kalabalıktır, ama bir masa rezervasyonu yaptım, endişelenmemeliyiz.That place is always crowded, but I reserved a table today, so we don't have to worry.
Endişeli ev hanımı telefonun zilini duydu ve hemen ahizeyi kaldırdı.The worried housewife heard the telephone ring and quickly picked up the receiver.
Ne hakkında endişe ediyorsun?What are you worrying about?
İlgili Sayfalar