en ile cümle

en kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dünyadaki en zengin insan bile her şeyi satın alamaz.The richest man in the world cannot buy everything.
Tüm dünyada insanlar barış için endişeli.People all over the world are anxious for peace.
Başarılı olsak da olmasak da elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız.Whether we succeed or not, we have to do our best.
Hükümet ve endüstri çevre kirliliğiyle mücadele etmek için işbirliği yapıyor.The government and industry are cooperating to fight pollution.
Hükümet enflasyonla mücadele etmek için güçlü önlemleri benimsedi.The government adopted strong measures to fight inflation.
Enflasyon belli bir düzeye ulaştığında Hükümetler genellikle fiyat kontrolüne başvururlar.Governments usually resort to price control when inflation has reached a certain level.
Yıldızları izlemek enteresandır.It is interesting to watch stars.
Dürüstlük asla en iyi politika değildir.Honesty is never the best policy.
Dürüstlük en iyi politikadır.Honesty is the best policy.
Dürüstlük, sanırım, en iyi politika.Honesty, I believe, is the best policy.
Dürüstlük her zaman en iyi politika değildir.Honesty is not always the best policy.
Hayatımın en büyük hatasıydı.It was the biggest mistake of my life.
Petrol kurumadan yeni enerji formları geliştirilmelidir.New forms of energy must be developed before oil dries up.
Bir bilet almak için en az bir saat beklemek zorunda kalırsın.You'll have to wait not less than an hour to get a ticket.
Aşırıya gitmemek en iyi fizik kuralıdır.Temperance is the best physic.
Kar dışarı çıkmamızı engelledi.The snow kept us from going out.
Kar zamanında varmamızı engelledi.The snow prevented us from arriving on time.
Kar oraya gitmemi engelledi.The snow prevented me from going there.
Kar dışarı çıkmamı engelledi.The snow prevented me from going out.
Kar uçağın kalkmasını engelledi.The snow prevented the airplane from taking off.
Öncüler bir dizi engelin üstesinden geldiler.The pioneers have overcome a series of obstacles.
En son, geçen ay ondan haber aldım.I heard from him last month.
Geçen ay idrar yolu enfeksiyonu geçirdim.I had a bladder infection last month.
Geçen haftanın toplantısı bu yıl yaptığımız en uzun toplantıydı.Last week's meeting was the longest we have had this year.
Öğretmenim bana en kısa sürede kağıdımı teslim etmemi istedi.My teacher told me to turn in my paper as soon as possible.
Öğretmen Tom'un sık sık derse gelmemesinden endişe duyuyordu.The teacher was worried by Tom's frequent absences from class.
Öğretmen bize hep en iyisini yapmamız gerektiğini öğretti.The teacher taught us that we should always do our best.
Nehir bu noktada en geniştir.The river is widest at this point.
Enine boyuna düşünülürse, onun hatalı olduğunu söyleyemeyiz.All things considered, we cannot say that he is wrong.
Genel olarak bu okul en iyilerinden biri.By and large, this school is one of the best.
Bütün öğretmenlerin içinde ençok onu severim.I like him best of all the teachers.
Eğer en iyi ayağınızı öne koyarsanız, başarılı olursunuz.If you put your best foot forward, you will succeed.
Büyükannem bu kasabada en yaşlıdır.My grandmother is the oldest in this town.
Büyükanne, Çin ilaçlarının en iyi olduğuna inanıyor.Grandmother believes that Chinese medicines are the best.
Bu harika günde bütün en iyi dileklerimle.All the best wishes on this wonderful day.
Hızlı bir karar için endişeli olduğundan, başkan bir oy için çağrıda bulundu.Anxious for a quick decision, the chairman called for a vote.
Onun penceresinin dışındaki gürültü onun uyumasını engelledi.The noise outside his window prevented him from sleeping.
Koşuyorken en mutlu hissederim.I feel happiest when I'm running.
Gürültü çalışmamı engelledi.Noises interfered with my studying.
Havaalanın yakınlarında yaşayanlar için gürültü en ciddi problemdir.Noise is the most serious problem for those who live around the airports.
Oğlum en büyük baş belamdır.My son is my biggest headache.
Bacağı onun tenis turnuvasına katılmasını engelleyecek.His leg will prevent him from participating in a tennis tournament.
Onun kötü bacağı yarışı kazanmasını engelledi.His bad leg prevented him from winning the race.
Köye giden yol çok engebeli.The road to the village is very rough.
Diğerleri hakkında endişe etmeyin.Don't worry about others.
En fazla 100 dolar ödeyebiliriz.We can pay 100 dollars at most.
En fazla 200 dolar ödeyebiliriz.We can pay 200 dollars at most.
Birçok engele rağmen vazgeçmeyi reddetti.He refused to quit despite many obstacles.
Pasifik dünyanın en büyük okyanusu.The Pacific is the largest ocean in the world.
Güneş enerjisinden bahsedelim.Let's talk about solar energy.
Güneş enerjisi yeni bir enerji kaynağıdır.Solar energy is a new source of energy.
Güneş en parlak yıldızdır.The sun is the brightest star.
Taro, üçünün en ünlü olanıdır.Taro is the most famous of the three.
Taro en az yetmiş kilo çeker.Taro weighs no less than 70 kilograms.
Vücut sıcaklığı öğleden sonra en yüksek düzeydedir.Body temperature is highest in the afternoon.
Sadece kilom hakkında endişeliyim.I'm just worried about my weight.
Cebir benim en sevdiğim konudur.Algebra is my favorite subject.
Bir tayfun Okinawa'ya gitme yolculuğumuzu engelledi.A typhoon prevented us from going on our trip to Okinawa.
Büyük bir direk göl manzarasını engelliyor.A large pillar obstructs the view of the lake.
Şiddetli yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain kept us from going out.

İlgili Sayfalar