en ile cümle
en kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Geçen yaz oldukça soğuktu, ve pirinç ekini on yıl içinde en kötüydü.It was exceptionally cold last summer, and the rice crop was the worst in 10 years.
Geçen yıl en az elli film seyrettim.Last year, I saw at least fifty films.
Geçen yıl en az elli film izledim.Last year, I saw at least fifty films.
Kiraz çiçeklerinin en iyi zamanı.The cherry blossoms are at their best.
Kiraz çiçekleri, sadece birkaç gün dayanır, en fazla bir hafta.Cherry blossoms last only for a few days, a week at the most.
Kiraz çiçekleri en iyi durumdaydı.The cherry blossoms were at their best.
Sapporo Japonya'da beşinci en büyük şehirdir.Sapporo is the fifth largest city in Japan.
Eseriniz hakkında endişelenmeyin.Don't worry about your work.
İşiniz hakkında endişelenmeyin.Don't worry about your work.
Onun işi bütün enerjisini çekti.His work absorbed all his energies.
Patlama yarası çok derindi ve enfeksiyon için muayene edilmesi gerekiyordu.The puncture wound was very deep and had to be examined for infection.
Kız kardeşimin en sevdiği Soseki'dir.It is Soseki that my sister likes best.
Çocuklar enerji dolu.Children are full of energy.
Endeks bir önceki aya göre % 4 yükseldi.The index rose 4% from the preceding month.
Endeks 120.5'e yükseldi, bir önceki aya göre %4 fazla.The index advanced to 120.5, up 4% from the preceding month.
Uluslararası aramaları kişiden kişiye yapmak en iyisidir.It's best to make international calls person to person.
Yönetici en kısa sürede bütün odaların temiz süpürülmesini emretti.The manager ordered all the rooms to be swept clean as soon as possible.
En iyisini yapın.Do your very best.
Seni en son gördüğümden beri yirmi yıl oldu.It has been twenty years since I saw you last.
Bu sınava hazırlanmak en az 10 saatimi alacaktır.It will take me no less than 10 hours to prepare for the exam.
Senin hakkında nasıl endişeli olduğumu anlamazsın.You don't understand how worried I was about you.
Benim gidişimi engelleyecek hiçbir şey yok.There is nothing to prevent my going.
Gittiğim bütün yerler arasında Alaska en güzeli.Of all the places I've been, Alaska is the most beautiful.
Bildiğim kadarıyla, o, şehirdeki en iyi doktorlardan biridir.As far as I know, he is one of the best doctors in town.
En iyi arkadaşlarımızdan ayrıldık.We parted the best of friends.
Hepimiz sağlığınız hakkında endişeliyiz.We are all anxious about your health.
En çok ihtiyacımız olan şey senin katılımın.What we need most is your attendance.
Baktığımız evler arasında en iyisi bu.Of all the houses we've looked at, this one is by far the best.
Hepimiz yılda en az bir kere buluşmaya çalışıyoruz.We all try to get together at least once a year.
Bize göre, okul en kısa sürede kurtulacak bir yerdi.To us, school was a place to get away from as soon as possible.
Sağlık sahip olduğumuz en değerli şey.Health is the most precious thing we have.
Okulumuzdaki en genç öğretmen çok da genç değil.The youngest teacher at our school is not so young.
Arkadaşlarımız Şikago'ya dönmek için endişeli.Our friends are anxious to return to Chicago.
Biz Dr. Brown'ı Amerika Birleşik Devletleri'nde en iyi kalp uzmanı olarak görüyoruz.We regard Dr. Brown as the best heart specialist in the United States.
Günde en az yedi saat uyumak zorundayız.We must sleep at least seven hours a day.
Biz her zaman en zor sorunlarla başlarız.We always begin with the hardest problems.
Bu şimdiye kadar yaşadığımız en hafif kış.This is the mildest winter that we have ever experienced.
Derslerimizden en çok İngilizceyi severiz.We like English the best of all our subjects.
Fırsatı en iyi şekilde değerlendirdik.We made the most of the opportunity.
Rehber en kısa sürede yola çıkmamız gerektiğini söyledi.The guide said that we had better set out as soon as possible.
Yapmamız gereken ilk şey misafirperverliği için eniştene yazıp teşekkür etmek.The first thing we should do is write and thank your brother-in-law for his hospitality.
Biz bir restorana girdik ve akşam yemeğimizi yerken enerji krizini tartıştık.We entered a restaurant and discussed the energy crisis over our dinner.
Sadece en iyi marka şarap kullanırız.We use only the best brand of wine.
Biz sınavdaki başarınız için endişeliyiz.We are anxious for your success in the examination.
Atom enerjisinden faydalanmalıyız.We should make use of atomic energy.
Yenilenebilir enerji kaynaklarımızı geliştirmeliyiz.We must develop renewable energy sources.
Biz en kötüsü için hazırız.We are prepared for the worst.
En kısa sürede işimizi yapmak zorundayız.We have to catch up on our work as soon as possible.
Küçük evimizi en iyi şekilde değerlendirmek zorunda kaldık.We had to make the best of our small house.
En az on Amerikalıyla arkadaş olduk.We made friends with at least ten Americans.
Ayda en az bir kitap okumalıyız.We should read one book a month at least.
Engellere rağmen ilerlemeye devam ettik.We pushed ahead despite the obstacles.
Biz güneş ve rüzgar gibi enerji kaynakları kullanacağız.We'll use energy sources such as the sun and wind.
Şiddetli yağmur balık tutmaya gitmemizi engelledi.The heavy rain prevented us from going fishing.
Biz onların güvenliği için endişeliyiz.We are anxious for their safety.
Onun güvenliği hakkında endişeliyiz.We are anxious about her safety.
Barış için endişeliyiz.We are anxious for peace.
Kızımızın sağlığı hakkında endişeliyiz.We are anxious about our daughter's health.
Hepimizin içinde, Tom açık ara farkla en iyi yüzücüydü.Of us all, Tom was by far the best swimmer.
O hepimizin en ağırıdır.He is the heaviest of us all.