Amanda Waller'ın emirlerini yerine getirmek için görevlendirilmiştir.Operaation johdossa toimii Amanda Waller.
Tom'un emirlerini uyguluyorum.Toteutan Tomin käskyjä.
Emirler yayınlamış ve hatta Aleksios'un emirlerini kendisine uygun hale getirip değiştirmiştir.Εξέδιδε διατάγματα η ίδια και μάλιστα έφτανε να αλλάζει διατάγματα του Αλεξίου Γ' όποτε ήθελε.
Yani, Allah'ın emirlerini uygulamayan veya uygulayamayan müminler günahkâr olurlar.I de troende lever Gud og selv om deres kropp begår grove synder er de uten skyld.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.Aku bersujud mengikuti perintahNya.
İslamiyet'in emirlerini yerine getirir, yasaklarından şiddetle kaçınırdı.Ia segera menurunkan Arius dari jabatannya, dan mengekskomunikasi dia maupun para pendukungnya.
Örneğin köleler, efendilerinin emirlerine hiç dikkate almadılar.Namun menurut sumber lain, Ahiṃsaka tak memprotes perintah gurunya.
Genelde sadece Goyle olarak hitap edilen karakter, Draco Malfoy'un emirlerini yerine getirip onu takip eder.Bersama-sama dengan Gregory Goyle, ia hampir selalu terlihat bersama-sama pemimpin kelompoknya, Draco Malfoy.
Ufak bir kadın olup karşınızdaki mazoşistin emirlerini dinliyorsunuz."あなたは小人物であるのに、どうしてかれらのように終われましょうか。
“Yedi Kuday” emirlerinde bulunan “Yayuçı”larla berâber bu dağda yaşarlar.七日(なぬかのひ)に、行きて檉岸山(ちゃうがんざん=須岸山)の明(みなみ)に行到(いた)る。
Tyrion babasının emirlerine karşı çıkarak fahişesi Shae'yi (Sibel Kekilli) de başkente götürür.父親の命令に背き、ティリオンは娼婦シェイ(シベル・ケキリ)を王都に伴う。
Fakat Raynald, kralı olan Guy'un emirlerini dinlemedi.しかし、ゲイジは国王から指名された者であるロジャーズに対抗できなかった。
Kutuz bütün Memluklu emirlerini acil bir toplantıya çağırdı.驚いた元老院は直ちに全体会議を招集した。
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.然而,他卻選擇了遵從她的命令。
Bir dizi emirler yayınladı ve emirlerin uygulanması için Tekalif-i Milliye Komisyonları kuruldu.前後督促府屬各縣種植楊柳數百萬株,官路成蔭。
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.그러고 나서 그의 동생이 명령을 차지하였다.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.Те изпълняват неговите заповеди.
Osman et-Tavilî, Allah'ın emirlerine tam uyup, yasaklarından şiddetle sakınırdı.Тогава разкъсвали животното, което въплъщавало бога и го изяждали сурово, изяждайки самия бог.
Tanrı, emirlerine uyanları mükafatlandırır, uymayanları eğer tövbe etmezlerse cezalandırır.Moli Boga da ga uvijek štiti i ne odjeljuje se od njega, a on će zauzvrat preobraćati nevjernike i grješnike.
Bu emirlerin başında Emir Bozaba gelmekteydi.Odmah su ih poveli u izvršavanje zapovijedi.
Genelde sadece Goyle olarak hitap edilen karakter, Draco Malfoy'un emirlerini yerine getirip onu takip eder.Prijatelj je Draca Malfoya kojeg uvijek slijedi uokolo i izvršava njegove naredbe.
Bu çeşitlemede 40 denekten sadece 3'ü gözlemcinin emirlerine karşı geldi.V tejto obmene sa len 3 zo 40 vzopreli experimentátorovi.
Örneğin köleler, efendilerinin emirlerine hiç dikkate almadılar.Nekateri Jediji pa se uprejo ukazom svojih mojstrov.
Bu belge ile ayanlar, hükumet emirlerini dinleyeceklerine söz veriyorlardı.Meister ja tema asetäitja pidid vanduma, et järgivad neid tavasid.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Ale problém je, že keď som odišla z domu a šla na vysokú školu, začalo mi strýkove komandovanie chýbať.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Das Problem ist jedoch, als ich daheim auszog und ans College ging, fehlten mir seine Befehle.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.De, ahogy bekerültem a főiskolára, hiányozni kezdtek az utasításai.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Het probleem is dat ik, toen ik het huis verliet om te gaan studeren, zijn bevelen begon te missen.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Jednak gdy wyjechałam na studia, zaczęło mi brakować jego poleceń.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.하지만 문제는, 제가 막상 대학을 가기 위해 집을 나오게 되자 삼촌의 잔심부름 명령들을 그리워하게 됐다는 겁니다.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Mais le problème est que, quand j'ai quitté la maison pour l'université, Ses ordres ont commencé à me manquer.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Mas o problema é que, quando eu saí de casa e fui para a faculdade, comecei a sentir falta das ordens dele.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Men när jag flyttade hemifrån för att gå på college började jag sakna hans krav.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Problema a apărut însă atunci când am plecat la facultate. A început să-mi fie dor de "ordinele" lui.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Problém nastal, když jsem odešla z domu na vysokou školu, začalo mi jeho komandování chybět.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Tapi masalahnya, ketika saya mulai kuliah dan keluar dari rumah, saya jadi merindukan perintahnya.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Але коли я поїхала навчатися в колеж, мені бракувало цього.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Но проблемът е, че когато напуснах дома и отидох в колеж, започнаха да ми липсват командите му.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.Проблема в том, что когда я покинула дом и поступила в колледж, я начала скучать по его командам.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.אבל הבעיה היא, שכשעזבתי את הבית והלכתי למכללה, התחלתי להתגעגע לפקודות שלו.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.لكن المشكل أنه، حين خرجت من البيت وذهبت للجامعة، بدأت أفتقد أوامره.
Ama sorun şu ki, evden ayrılıp üniversiteye gittiğimde, onun emirlerini özlemeye başladım.彼の指令が恋しくなりました だから金のタイプライターを作り
Babam... ...ve ben... ...tüm hayatımızı sizin emirlerinize itaat ederek geçirdik.Az apám és én életünk során soha nem tettünk semmit az akarata ellen.
Babam... ...ve ben... ...tüm hayatımızı sizin emirlerinize itaat ederek geçirdik.Mon père et moi n'avons jamais été à l'encontre de vos désirs.
Babam... ...ve ben... ...tüm hayatımızı sizin emirlerinize itaat ederek geçirdik.Ο πατέρας μου... Και εγώ... Δεν έχουμε παρακούσει ποτέ τις εντολές σας όλη μας την ζωή.
Babam... ...ve ben... ...tüm hayatımızı sizin emirlerinize itaat ederek geçirdik.ابي, وانا لم نخالف قط اوامرك
Başkan burada değil diye mi Prenses'in emirlerine karşı geliyorsunuz?Az Elnök úr már nincs itt, ezért figyelmen kívül hagyja a hercegnő parancsát?
Başkan burada değil diye mi Prenses'in emirlerine karşı geliyorsunuz?Le Président n'est plus làNvous désobéissez donc aux ordres de la Princesse ?
Başkan burada değil diye mi Prenses'in emirlerine karşı geliyorsunuz?Απορρίπτετε την διαταγή της Πριγκίπισσας επειδή ο Πρόεδρος δεν είναι ζωντανός;
Başkan burada değil diye mi Prenses'in emirlerine karşı geliyorsunuz?هل ترفض اوامر الاميرة لان الرئيس ليس موجود؟
Ben askerim, üstlerimin emirlerine itaat etmeliyim.Io sono un soldato, devo obbedire agli ordini di chi sta sopra di me.
Ben askerim, üstlerimin emirlerine itaat etmeliyim.Jag är soldat och måste lyda order från högre ort.
Ben askerim, üstlerimin emirlerine itaat etmeliyim.Jeg er soldat og må adlyde ordrer fra højerestående.
Ben askerim, üstlerimin emirlerine itaat etmeliyim.Jestem żołnierzem, muszę słuchać rozkazów.
Ben askerim, üstlerimin emirlerine itaat etmeliyim.Olen sotilas, joten minun on toteltava ylempiäni.
Ben askerim, üstlerimin emirlerine itaat etmeliyim.Sou soldado, logo tenho de obedecer às ordens dos meus superiores.
Ben askerim, üstlerimin emirlerine itaat etmeliyim.Soy un soldado, así que debo obedecer las órdenes de un superior.
Ben askerim, üstlerimin emirlerine itaat etmeliyim.Είμαι στρατιώτης, πρέπει να υπακούω στις εντολές ανωτέρων.
Ben askerim, üstlerimin emirlerine itaat etmeliyim.Я солдат и должен подчиняться приказам вышестоящих.
Buraya, Birleşik Devletler Başkanı'nın emirlerini iletmek üzere... ...Savunma Bakanı tarafından gönderildim.Aku dihantar oleh menteri pertahanan ... ...atas perintah terus dari Presiden Amerika Syarikat.