Ana içeriğe geç
Sözlük

em ile cümle

em kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Günaha karşı birkaç iyi koruma vardır ama en emini korkaklıktır.There are several good protections against temptation, but the surest is cowardice.
Tesisatçılara emekleri için iyi ödeme yapılır.Plumbers are well paid for their labor.
Tom onun mesajının sesli olduğundan emindi.Tom made sure his message was loud.
Müdür emekli olduktan sonra Tom kuruluşun başına tayin edildi.Tom was named the head of the organization after the director retired.
Askerler emirleri izlemeliler.Soldiers must follow orders.
Polis şüphelinin silahını bırakmasını emretti.The police ordered the suspect to drop his gun.
Tom köpeğe oturmasını emretti.Tom ordered the dog to sit.
Çavuş ere şınav çekmesini emretti.The sergeant ordered the private to do push ups.
Banliyölerde birçok yeni emlak inşa ediliyor.Many new properties are being built in the suburbs.
Lütfen içme suyunun saf olduğundan emin ol.Please make sure the drinking water is pure.
Oyuncu basketbol takımından emekli oldu.The player retired from the basketball team.
İşinizden ne zaman emekli olmayı planlıyorsunuz?When do you plan to retire from your job?
Karım ve ben emekli olmak için hazırlanıyoruz.My wife and I are preparing to retire.
Ben evde kalmak ya da dışarı çıkmak konusunda emin değilim.I'm not sure whether to stay home or go out.
General, iki taburun savaş düzeni almasını emretti.The general ordered the deployment of two battalions.
Onun fil olduğundan oldukça eminim.I'm fairly certain that it was the elephant.
Gerçekten emin değilim.I'm not really sure.
İnsanlar bana bazen emekli olduğumda ne yapacağımı sorar.People sometimes ask me what I'm going to do when I retire.
Musa ilahi emirleri taşıyan dağdan indi.Moses came down from the mountain bearing divine commandments.
Yarın sınavımı geçmeyeceğimden eminim.I'm sure that tomorrow I'm not going to pass my exam.
Sorunun ne olduğundan emin değilim.Şimdiye kadar ondan haber almalıydık.I'm not sure what's wrong. We should have heard from him by now.
Bir arkadaşım Emily Dickinson ile uzaktan akraba.A friend of mine is distantly related to Emily Dickinson.
Her şeyin iyi gideceğinden emin miyiz?Are we sure that everything will go fine?
Emilia, gel! Baban seni bekliyor!Come here Emilia! Your father is waiting for you!
Kız arkadaşının orgazm takliti yapmadığından nasıl emin olabilirsin?How can you be sure your girlfriend isn't faking her orgasms?
Yarın onun kilisede şarkı söyleyeceğinden eminim.I'm sure she is going to sing at church tomorrow.
Emekli olduğunda dedeme altın bir saat hediye edildi.My grandfather was given a gold watch when he retired.
O şimdi emekli, Yves memnun ve sakin bir yaşam için sabırsızlanabilir.Now that he's retired, Yves can look forward to a contented and placid life.
Onun her zaman başarısız olacağından emindi.They were sure he would always fail.
Onun tekrar yapabileceklerinden emindiler.They were sure they could do it again.
Başarılı olacağına emin oldukları bir savaş planları vardı.They had a battle plan they were sure would succeed.
Doğru şeyi yaptıklarından emindiler.They were sure they had done the right thing.
Kendinden emin gözüküyordu.He seemed sure of himself.
Emir vermezdi.He would not give the order.
Onların kaleye geri dönmelerini emretti.He ordered them back to the fort.
Cevaplarından emin görünmüyordu.He did not seem sure of his answers.
Gitmesi emredildi fakat reddetti.He was ordered to leave, but refused.
İngiliz subaylar, emirleri Nisan 1775'te aldılar.British officers received their orders in April, 1775.
İngiliz komutan adamlarına gece dinlenmelerini emretti.The British commander ordered his men to rest for the night.
Başkan savaş olacağından emindi.The president was sure there would be war.
Hiç kimse kaç kişi öldüğünden emin değildi.No one is sure how many people died.
O zaman hiç kimse ne olacağından emin değildi.No one could be sure what would happen then.
Askerler madencilerin terk etmelerini emretti.The soldiers ordered the miners to leave.
Donanmanın denize gitmesi emredildi.The navy was ordered to go to sea.
Jefferson milletin emin ellerde olduğuna inanıyordu.Jefferson believed the nation was in good hands.
Başkan Jefferson Avrupa ile ticaret yasağını emretti.President Jefferson ordered a ban on trade with Europe.
Lenin onlara isyan etmelerini emretti.Lenin ordered them to rebel.
Santa Ana başkan olarak emekliye ayrıldı.Santa Ana stepped down as president.
Vali bir soruşturma emretti.The governor ordered an investigation.
Onun arabulucuları onun emirlerine itaat etmedi.His negotiators had disobeyed his orders.
Tarihçiler onun babasının kim olduğundan emin değil.Historians are not sure who his father was.
Mahkeme onu suçlu buldu ve onun vurulmasını emretti.The court found him guilty and ordered him shot.
Tarih uzmanları hâlâ ne olduğundan emin değiller.History experts still are not sure what happened.
Italya'nın Reggio Emilia kasabasında istakozları kaynatmak yasa dışıdır.Boiling lobsters is illegal in the town of Reggio Emilia, Italy.
John temiz havanın iyi bir şey olduğundan emin.John is sure, that fresh air is a good thing.
Nasıl o kadar emin olabilirsiniz?How can you be so sure?
Bu emirlerle, o hemen Hindistan'a gitti.With these orders, he left for India right away.
Sanırım sonunda emekli olacağım.I think I am finally going to retire.
Öğretmen bir zamanlar Emma'ya birlikte bir çocuk sahibi olmaları gerektiğini önerdi.The teacher once suggested to Emma that they should have a child together.
Bunun hakkında emin değilim.I'm not sure about this.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod