Tom Mary'nin samimiyetinden emin değil.Tom doubts Mary's sincerity.
Tom, Mary'nin verdiği sözü tutup tutmayacağından emin değil.Tom doubts if Mary will keep her promise.
Tom Mary'nin bugün okula gelip gelmeyeceğinden emin değil.Tom doubts if Mary will come to school today.
Tom, Mary'nin doğum günü partisine gelip gelmeyeceğinden emin değil.Tom doubts if Mary will come to his birthday party.
Tom Mary'nin emin ellerde olup olmadığını bilmiyordu.Tom didn't know whether Mary was safe or not.
Tom ve Mary, bununla ilgili ne yapacaklarından pek emin değildir.Tom and Mary aren't quite sure what to make of this.
Eğer Mary Tom'u tokatladıysa, onu hakettiğine eminim.If Mary slapped Tom, I'm sure he deserved it.
Tom'un Mary'i gerçekten sevdiğinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom really loved Mary.
Midori'nin kemanı iyi çaldığından emin misiniz?Are you sure that Midori plays the violin well?
Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
Tom erken emeklilik kararı aldı.Tom opted for early retirement.
Tom kilitli olduğundan emin olmak için kapısını iki kez kontrol etti.Tom double-checked his door to make sure it was locked.
Tom silahının yüklü olduğundan emin olmak için kontrol etti.Tom checked to make sure his gun was loaded.
Pek emin değilim.I'm not quite sure.
Onun büyük bir şarkıcı olacağına eminim.I'm sure she will become a great singer.
O oraya nasıl ve ne zaman gideceğinden emin değildi.He was unsure how he would get there, and when.
Benim seninle birlikte gitmemi istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want me to go with you?
Bizimle gitmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to go with us?
Tom'u kızdırmayacağından emin olmalısın.You should make sure that you don't make Tom angry.
Tom emekli olmak için yeterli parasının olmasını diledi.Tom wished that he had enough money to retire.
Tom Mary'nin iyi zaman geçirdiğinden emin olmak için zahmete katlandı.Tom went out of his way to make sure Mary had a good time.
Tom onların onun vizesini yenileyeceklerinden emin değildi.Tom wasn't sure they would renew his visa.
Tom Mary'nin bir arabayı nasıl süreceğini bilmediğinden emindi.Tom was sure Mary didn't know how to drive a car.
Tom daha iyi zamanların geleceğinden emindi.Tom was sure better times were coming.
Tom emekli olmadan önce bir cinayet masası dedektifi idi.Tom was a homicide detective before he retired.
Tom Mary'den emirler almayı reddediyor.Tom refuses to take orders from Mary.
Tom emekli bir hava kuvvetleri binbaşı.Tom is a retired air force major.
Tom emniyet kemerini taktı.Tom fastened his seatbelt.
Tom Mary'nin yarın gelip gelmeyeceğinden emin değil.Tom doubts if Mary will come tomorrow.
Tom Mary'nin bugün gelip gelmeyeceğinden emin değil.Tom doubts if Mary will come today.
Tom Mary'nin tekrar arayacağından emin değildi.Tom doubted that Mary would call back.
Tom çocuklarını Mary'ye emanet etmiyor.Tom doesn't trust Mary with his children.
Tom arabasını Mary'ye emanet etmiyor.Tom doesn't trust Mary with his car.
Tom gazın kapalı olduğundan emin olmak için kontrol etti.Tom checked to make sure the gas was turned off.
Tom Mary'nin hâlâ uyuduğundan emin olmak için kontrol etti.Tom checked to make sure Mary was still sleeping.
Tom kesinlikle kendinden emin görünüyor.Tom certainly sounds confident.
Tom kesinlikle hepimizin eğlendiğinden emin oldu.Tom certainly made sure we all had a good time.
Tom'un kesinlikle bir emekli maaşı var.Tom certainly has a pension.
Tom emeklilik için, vergisi ertelenmiş daha çok parayı bir kenara koyabilir.Tom can put away more money, tax-deferred, for retirement.
Tom işi yapabilir, eminim, fakat onun uzun zamanını alacaktır.Tom can do the job, I'm sure, but it'll take him a long time.
Polisler bir arama emri ile Tom'un kapısındaydılar.The police were at Tom's door with a search warrant.
Tom'un çılgınca bir şey yapmayacağından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom won't do anything crazy.
Tom'un geç kalmadığından emin olmasını istedim.I asked Tom to make sure that he didn't show up late.
Borina halatı bağladığından emin olmalısın.You should make sure that you tie a bowline.
Bileti ödemek için cebinde yeterli paran olduğundan emin olmalısın.You should make sure that you have enough money in your pocket to pay for the ticket.
Yapılacak doğru şey olduğunu düşündüğün şeyi yaptığına eminim.I'm sure you did what you thought was the right thing to do.
İnsan embesil olmaya maruz kalan tek hayvandır.Man is the only animal subject to becoming an imbecile.
Onun bir suçlu olduğundan ne kadar eminsiniz?How certain are you that he's a criminal?
Bir yolu olmadığından emin misin?You're sure there's no way?
Bunun hakkında emin misiniz?Are you sure about this?
Emin değilim.I doubt it.
Bu konuda emin değilim.I'm not sure about it.
Tom'un hesabı niçin ödemediğinden emin değilim.I'm not sure why Tom didn't pay the bill.
Tom'un niçin Mary ile tanışmak istemediğinden emin değilim.I'm not sure why Tom didn't want to meet Mary.
Tom'un fikre niçin karşı olduğundan emin değilim.I'm not sure why Tom is against the idea.
Erik; düne kadar tanıdığım en donuk insan olan Emily'den daha donuk.Erik is duller than Emily who, until yesterday, was the dullest person I knew.
Onun erken gideceğime eminim.I'm sure he'll leave early.
Onun erken gideceğine eminim.I'm sure she'll leave early.
Oyunu kazanacağından emin.He's sure that he'll win the game.
O, bir sonraki sınavı geçeceğinden emin.He's sure that he'll pass the next exam.