Tom ellerini yıkamayı unuttu.Tom forgot to wash his hands.
Ellerini ait olmadıkları yere sokma.Don't stick your hands where they don't belong!
Ellerinde bir boya fırçası olan herkes bir ressam değildir.Not everyone who has a paintbrush in their hand is a painter.
Neredeyse tüm sınıf ellerini kaldırdı.Nearly the entire class raised their hands.
Bu bilginin, düşman ellerine düşmemesi gerekir.This information must not fall into enemy hands.
Tom ellerini yıkıyor.Tom is washing his hands.
Ellerini üzerinden çek.Take your hands off her.
Tom'un ellerinde kabarcıkları vardı.Tom had blisters on his hands.
Tom Mary'nin ellerini aldı, ve onları sıkıca tuttuçTom took Mary's hands and held them tightly.
Lütfen ellerinizi yıkayın.Please wash your hands.
Tom ellerini ceplerine soktu.Tom shoved his hands in his pockets.
Birkaç öğrenci ellerini kaldırdı.Several students raised their hands.
Bayanlar ve baylar, lütfen bu geceki özel konuklar için ellerinizi birleştirin!Ladies and gentlemen, please put your hands together for tonight's special guest!
Onlar ellerini yıkadılar.They've washed their hands.
Ellerini arabaya koy.Put your hands on the car.
Ellerini arabanın üzerine koy.Put your hands on the car.
Elleriniz bağlı.Your hands are tied.
Doktorlar ellerinden geleni yaptı.The doctors did what they could.
Ellerinizi yıkamalısınız!You must wash your hands!
Fadıl kabloyu Leyla'nın ellerine bağladı.Fadil tied the cable to Layla's hands.
Çıplak ellerinle bir elmayı parçalayabilir misin?Can you break an apple in half with your bare hands?
Tom'un ellerinde bir beyzbol sopası vardı.Tom had a baseball bat in his hands.
Yemekten önce ellerini yıkamıyor musun?Don't you wash your hands before eating?
Yemeklerden önce ellerini yıkamıyor musun?Don't you wash your hands before meals?
Leyla kanamayı durdurmak için ellerini Sami'nin yarasının üstüne koydu.Layla put her hands on top of Sami's wound to stop the bleeding.
Sami kabloyu Leyla'nın ellerine bağladı.Sami tied the cable to Layla's hands.
Polis Tom'un ellerini arkadan kelepçeledi.The police handcuffed Tom's hands behind his back.
Tom ellerini dizlerinin üzerine koydu.Tom placed his hands on his knees.
Tom koltuğunda geriye doğru yaslandı ve ellerini başının arkasına koydu.Tom leaned back in his chair and put his hands behind his head.
Doktorlar Tom'u canlı tutmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.The doctors did everything they could to keep Tom alive.
Tom ellerini kot pantolonuna sildi.Tom wiped his hands on his jeans.
Tom ellerini kuruladı.Tom dried his hands.
Tom ellerini havalandırmanın önünde tuttu.Tom held his hands in front of the vent.
Tom ellerini kalçalarına koydu.Tom placed his hands on his hips.
Polis Tom'un ellerini arkasından kelepçeledi.The policeman handcuffed Tom's hands behind his back.
Yemek yemeden önce ellerinizi her zaman yıkamalısınız.You should always wash your hands before eating.
Tom ellerini yıkadı, ancak Mary yıkamadı.Tom washed his hands, but Mary didn't wash hers.
Tom'a ellerini yıkamasını söyle.Tell Tom to wash his hands.
Sami insanları ellerinden gelenin en iyisini yapmaya itti.Sami pushed people to be their best.
Sami ellerini yıkadı.Sami washed his hands.
Sami meseleyi kendi ellerine almak istiyor.Sami wants to take matters into his own hands.
Sami, Leyla'yı öldürmek için çıplak ellerini kullandı.Sami used his bare hands to murder Layla.
Sami, karısını boğazlamak için çıplak ellerini kullandı.Sami used his bare hands to strangle his wife.
Sami'nin kaderi jürinin ellerindeydi.Sami's fate was in the hands of the jury.
Ellerin neden bu kadar soğuk?Why are your hands so cold?
Sami ellerini kaldırdı.Sami put his hands up.
Ellerinizi arabada tutun!Keep your hands on the car!
Onun yaşamı senin ellerinde.Her life is in your hands.
Gelecek senin ellerinde.The future is in your hands.
Önce ellerini yıka.Wash your hands first.
Tom ellerini pantolonuna sildi.Tom wiped his hand on his pants.
Tom ellerini yıkamak için tuvalete gitti.Tom went to the bathroom to wash his hands.
Yaklaşık günde kaç kez ellerini yıkıyorsun?About how many times a day do you wash your hands?
Tom ve arkadaşları ellerinden geldiğince ittiler, ama araba hareket etmedi.Tom and his friends pushed as hard as they could, but the car wouldn't budge.
Polis, Tom'un ellerini arkasından kelepçeledi.The policeman cuffed Tom's hands behind his back.
Tom ve Mary, ellerinden geldiğince birlikte çok zaman geçirdiler.Tom and Mary spent as much time together as they could.
Pis ellerini üzerimden çek.Get your filthy hands off of me.
Tom'un arkadaşları telefonlarını ellerinden düşürmüyor.Tom's friends are always on their phones.
O açgözlü ellerinle parama dokunma.Don't put your greedy hands on my money.
Ellerini kirletmekten korkma.Don't be afraid to get your hands dirty.