Ana içeriğe geç
Sözlük

ellerin ile cümle

ellerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ama Yüceler Yücesinin kutsalları krallığı alacak, sonsuza dek ellerinde tutacaklar. Evet, sonsuzlara dek.›然 而 至 高 者 的 聖 民 、 必 要 得 國 享 受 、 直 到 永 永 遠 遠
Ama Yüceler Yücesinin kutsalları krallığı alacak, sonsuza dek ellerinde tutacaklar. Evet, sonsuzlara dek.›然而 至高者 的 聖民 、 必要 得 國 享受 、 直 到 永永遠遠
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun."Aber siehe, ihr Glück steht nicht in ihren Händen; darum soll der Gottlosen Sinn ferne von mir sein."
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Ale hľa, ich dobré nie je v ich ruke, a preto je rada bezbožných ďaleko odo mňa.
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Ale oto, dobra ich nie są w rękach ich; przetoż rada niepobożnych daleka jest odemnie.
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Ale pohleď, že není v moci jejich štěstí jejich, pročež rada bezbožných vzdálena jest ode mne.
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Ce! nu sînt ei în stăpînirea fericirii? -Departe de mine sfatul celor răi! -
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Det är sant, i deras egen hand står ej deras lycka, och de ogudaktigas rådslag vare fjärran ifrån mig!
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Er ej deres Lykke i deres Hånd og gudløses Råd ham fjernt?
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Glej, njih sreča vendar ni v njih rokah. Svetovanje brezbožnih bodi daleč od mene!
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.He aquí que la prosperidad de ellos no está en sus propias manos. ¡Lejos esté de mí el consejo de los impíos
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Katso, heidän onnensa ei ole heidän omassa kädessänsä. Jumalattomain neuvo olkoon minusta kaukana.
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Kìa sự may mắn chúng nó chẳng ở nơi tay chúng nó: Các mưu chước kẻ ác cách xa tôi.
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Kìa sự may_mắn chúng_nó chẳng ở nơi tay chúng_nó : Các mưu_chước kẻ ác cách xa tôi .
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.그들의 복록이 그들의 손으로 말미암은 것이 아니니라 악인의 계획은 나와 판이하니라
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Mindazáltal az õ javok nincsen hatalmukban, azért a gonoszok tanácsa távol legyen tõlem!
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Non hanno forse in mano il loro benessere? Il consiglio degli empi non è lungi da lui
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Quoi donc! ne sont-ils pas en possession du bonheur? -Loin de moi le conseil des méchants!
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Vede, porém, que eles não têm na mão a prosperidade; esteja longe de mim o conselho dos ímpios!
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Ιδου, τα αγαθα αυτων δεν ειναι εν τη χειρι αυτων μακραν απ' εμου η βουλη των ασεβων.
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Видишь, счастье их не от их рук. – Совет нечестивых будь далек от меня!
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.Ето, щастието им не е в тяхна ръка; Далеч да бъде от мене мъдруването на нечестивите!
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.הן לא בידם טובם עצת רשעים רחקה מני׃
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.هوذا ليس في يدهم خيرهم. لتبعد عني مشورة الاشرار.
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.看 哪 、 他 們 亨 通 不 在 乎 自 己 . 惡 人 所 謀 定 的 離 我 好 遠
Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.看哪 、 他 們 亨通 不 在乎 自己 . 惡人 所 謀定 的 離我 好遠
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Aber sie hatten diese Chance nicht.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Mas não lhes deram essa hipótese, porque os seus cidadãos foram muito mais rápidos.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Nie mieli jednak wyboru, bo obywatele ich wyprzedzili.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Oni ale neměli možnost volby, protože je jejich vlastní občané naprosto přemohli.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Toda te možnosti tokrat ni bilo več, saj so jih lastni državljani prehiteli.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Αλλά δεν είχαν την επιλογή, γιατί τους πρόλαβαν οι ίδιοι οι πολίτες τους.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Но другого выбора у них не было, граждане обошли их на повороте.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Dar nu au avut nici o sansa.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.De nem volt választásuk.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Gli stessi cittadini infatti li hanno battuti sul tempo.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.시민들이 펀치를 먹였기 때문입니다.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Maar ze hadden geen keus.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Namun mereka tidak memiliki pilihan itu.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Parce que leurs propres citoyens les ont battu aux points.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Pero no se les dio esa opción.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Но не им е бил даден този шанс.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.אבל לא הייתה להם אפשרות כזאת,
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.لأنهم مواطنيهم غلبوهم كلياً
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.国民の方が政府の先を行っていたからです
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDe repente el desconocido levantó las manos con guantes apretados, golpeó con el pie, y dijo:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDe repente, o estranho ergueu as mãos enluvadas cerrados, bateu o pé e disse:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDintr-o data strain a ridicat mâinile înmănuşate încleştaţi, ştampilat piciorul, şi a zis,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiĐột nhiên người lạ giơ tay đeo găng của ông nắm chặt, đóng dấu chân của mình, và nói,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiHirtelen az idegen emelte kesztyűs kezét ökölbe szorította, dobbantott a lábával, és azt mondta:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiImprovvisamente l'uomo portò le mani guantate stretti, pestò i piedi e disse:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi ki갑자기 낯선 사람, 꽉 자신의 장갑 낀 손을 뻗었 그의 발을 스탬프, 말하기
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNagle nieznajomy podniósł ręce w rękawicach zaciśnięte, tupnął nogą i powiedział:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNajednou se cizinec zvedl ruce zaťaté v rukavicích, dupl, a řekl:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNenadoma je neznanec dvignil rokavica roke stisnil, ožigosan noge in rekel:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlotseling werd de vreemdeling hief zijn gehandschoende handen gebald, stampte met zijn voet, en zei:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlötsligt främlingen höjde handskar på händerna knutna, stampade och sade:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlötzlich der Fremde hob den behandschuhten Hände zu Fäusten geballt, stampfte mit dem Fuß und sagte:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiSoudain l'étranger a levé ses mains gantées serrées, frappa du pied, et dit:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiYhtäkkiä vieras kohotti hansikkaat kätensä puristi, polki jalka, ja sanoi:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod