Ana içeriğe geç
Sözlük

ellerin ile cümle

ellerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çoğu punk bu fikri benimsemiş, bu fikrin işareti olarak da ellerine X çizmişlerdir.Oromci su za vrijeme tih masakra radili znak rukama u obliku slova "X".
Ama bu kez çocukların yol işaretlemek için ellerinde sadece ekmek kırıntıları vardır.Tog puta djeca ne imahu vremena skupljati kamenčiće, pa umjesto njih bacaše mrvice kruha.
Ellerinde sadece Küba ve Porto Riko kaldı.U blizini su Kuba i Haiti.
Malatya şehri Bizanslıları uğraştırdı ama bu şehri ellerine geçirmeyi başaramadılar.Saladinu uspijeva porušiti dijelove zida, ali nije bio u stanju ući u grad.
Onun ellerinde fizik matematik için tekrar zengin bir ilham ve kavrayış kaynağı oluyor.” diyor.V jeho podaní sa fyzika opäť raz ukazuje ako bohatý zdroj inšpirácií a poznatkov z matematiky."
Ardından ellerinden tutar.Následne sa vylúčia obličkami.
Ellerinde sadece Küba ve Porto Riko kaldı.Dominujú v nich družstvá Portorika a Kuby.
Kollarını ve ellerini 180 derecelik açıyla döndürebilir.Okolo nej sa môžu otáčať v rozmedzí 180°.
Vay ellerinin yazdıklarına!Písali ich aj ťažké ruky.
NATO başka bir saldırı yaparsa ellerindeki esirleri öldüreceklerini söylediler.Dal tak pešiakom najavo, že ak budú vo vraždení pokračovať, spustia na nich jeho strelci paľbu.
Moğollar Humuş'u ellerine geçirdiler.Hugenoti sa museli odzbrojiť.
Aynı hafta sonunun sonunda sinemalar ellerindeki tüm biletleri satmaya başlamıştı.Cez víkendy otvorila všetky svoje predajne.
Bu toprakta oynayan ve ellerini ağzına götüren küçük çocuklar da kolayca enfekte olabilir.Majhni otroci se na taki zemlji igrajo in se zlahka okužijo, ko segajo z rokami v usta.
Zafer kesindi, ve muharebe sonra ellerinde tuttukları birkaç kale dışında yerel direniş çok sınırlı kaldı.Njuna zmaga je bila prepričljiva in po bitki se jima je upiralo samo še nekaj trdnjav.
Çocuklar sırayla ellerindeki çomakları atarak çubukları devirmeeye çalışırlar.Fantje ob razbijanju soda zbirajo točke.
İkinci Dünya Savaşı ellerini filmdeki aileye her iki cepheden birden uzatır.Druga svetovna vojna razdeli družini vsako na svojo stran.
Edward ve diğer Cullenlar Bella'yı korumak için ellerinden geleni yaparlar.Zato Cullenovi pomagajo Edwardu zaščititi Bello.
Bu kitabe bölgeyi ellerinde bulunduran Selçukluların hoşgörülü yönetiminin varlığını kanıtlamaktadır.Ta napis dokazuje obstoj strpne uprave Seldžukov, ki so zasedali regijo.
Aynı hafta sanatçının ellerinin bronz dökümü Wembley Arena'nın "Ün Meydanı"na eklendi.Še v istem tednu so na »kvadratu slavnih« v areni Wembley razstavili bronast odtis njenih rok.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Preden začnemo pripravljati hrano, si dobro umijmo roke.
Fakat Kraliçe Elizabeth'in babası (VII. Henry) yetkilerini ellerinden alıncaya dek.Češki kralj se je pod vplivom žene, Albertove sestre, umaknil iz zveze.
Dördüncü seride yaklaşık 30 adet ellerinde parşömen tutan peygamber tasvir edilmiştir.Na seznamu darovanj je omenjenih približno štirideset bogov.
Mısır'ın kontrolü artık Sezar'ın ellerindeydi.Legija se je udeležila tudi Cezarjevega osvajanja Egipta.
Bütün oyuncular ellerindeki puan değeri olan kartları ve alabilecekleri elleri hesaplar.Ostali preštejejo vrednost kart, ki so jim ostale v rokah.
Bu toprakta oynayan ve ellerini ağzına götüren küçük çocuklar da kolayca enfekte olabilir.Vaikai žaisdami ant tokios dirvos ir kišdami rankas į burną taip pat lengvai užsikrečia.
Bu cihazı ellerine uygun şekle getirdi.Šis prietaisas veikė rankiniu būdu.
Küçükler büyüklerin ellerini öper, alınlarına koyarak saygılarını gösterilir.Kiti nuleidžia savo akis, kad parodytų pagarbą.
783’te Pippin öldüğünde imparatorluğu oğulları Karl ve Carloman’ın ellerine bıraktı.768 m. mirus Pipinui, imperiją pasidalino jo sūnūs Karlomanas ir Karolis.
Romalılar bu bölgeyi 694 yıl boyunca ellerinde tutmuşlardır.Romėnai valdė Egiptą apie 600 metų.
Tüm aile ve Fabio Elena'ya yardımcı olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.Ypač daug pastangų ir jautrumo visomis išgalėmis padėti B. Gajauskui bei jo šeimai rodė K. Jokubynas.
Peyniri yiyenler, yerken larvaların zıplamasını önlemek için ellerini sandviçlerinin üzerinde tutarlar.Todėl valgytojas, valgantis sūrį turi laikyti virš jo ranką.
Mısır'ın kontrolü artık Sezar'ın ellerindeydi.Nubija tapo Egipto provincija, čia rezidavo Egipto vicekaraliai.
Tom kendi ellerine baktı.Tomas žiūrėjo į savo rankas.
16 Ekim 1793 sabahı, bir gardiyan saçlarını kesmek ve ellerini arkadan bağlamak için geldi.16. oktoobril 1793 lõikas valvur maha Marie juuksed ning sidus ta käed selja taha.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Nad võivad kasutada oma esikäppasid, et toitu suhu panna.
Oturan heykeller ellerini dizlerinin üstüne koymalıydı.Kuju käed on asetatud põlvitavatele jalgadele.
Ellerinde bulunan silah ve cephane teslim edilmeli.Relvad ja laskemoon olid hangitud seaduslikult.
Yabancılar yönetimi ellerine aldılar.Nende juhtimine läks tööliste kätte.
Çok geçmeden sahil bölgelerini ellerine geçirdiler.Kuid peagi saavutasid nende väed rannaaladel kontrolli.
Ellerin birleşmesi sonsuzluk sembolünü çağrıştırır.Sõõr ümber õie sümboliseerib igavest liikumist.
Sadece olduğu yerde göz kamaştırıcı ışığın altında oturur ve ellerine bakar.Ta vaatab üksi ennast valguses, mis teda ümbritseb.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.그것은 6시 반이었고, 손이에서 조용히 진행되었습니다.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.A fost şase şi jumătate, şi mâinile erau merge în linişte pe.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Bilo je 06:30, in roke so bile tiho dogaja.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Było 06:30, a ręce szli spokojnie dalej.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Det var halv sex, och händerna gick tyst på.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Đó là 06:30, và những bàn tay đưa đi lặng lẽ trên.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Era 06:30, e le mani andavano tranquillamente su.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Es war halb sieben, und die Zeiger gingen ruhig vor sich geht.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Ez volt 6:30, és a keze megy csendben tovább.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Foi seis e meia, e as mãos estavam indo calmamente diante.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Fue seis y media, y las manos se iban tranquilamente en.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Het was half zes, en de handen waren rustig aan de hand.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Il était six heures et demie, et les mains allaient tranquillement sur.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Itu setengah tujuh, dan tangan akan pergi dengan tenang di.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Klokken var halv seks, og hænderne skulle stille på.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Se oli puoli seitsemän, ja kädet olivat menossa hiljaa.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.To bolo 06:30, a ruky šli pokojne ďalej.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.To bylo 06:30, a ruce šli klidně dál.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.Ήταν 6:30, και τα χέρια πήγαιναν ήσυχα.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod