Onların ellerinden geleni yapması önemlidir.It is important for them to do their best.
Ellerinden geldiği kadar yüksek sesle bağırdılar.They shouted as loudly as they could.
O, ellerini kucağına koydu.Her hands rested on her lap.
Ellerini mermer kadar soğuk hissetti.Her hands felt as cold as marble.
O ellerini sıkıca kulakları üzerinde tuttu.She held her hands tightly over her ears.
O, yemekten önce kirli ellerini yıkadı.She washed her dirty hands before the meal.
O, gürültünün girmesini engellemek için ellerini onun kulağının üzerine koydu.She put her hands over her ears to shut out the noise.
Yüzünü ellerinin arasına sakladı.She buried her face in her hands.
Isıtmak için ellerine üfledi.She blew on her hands to warm them.
O kendini aşkın ellerine bırakıyor.She's giving herself up to love.
Her yemekten önce ellerini yıka.Wash your hands before each meal.
Kale düşmanın ellerindeydi.The fortress was in the enemy's hands.
Kadınlar gerçekten ellerinden geleni yaptılar.The women really gave it their utmost.
Lütfen yemekten önce ellerinizi uygun biçimde yıkayın.Please wash your hands properly before eating.
Yüzünü ve ellerini yıka.Wash your face and hands.
İnsanlar ellerinden geleni yapmalıdır.People should do their best.
Onlar ellerini yıkar.They wash their hands.
Onlar ellerini sabunla yıkar.They wash their hands with soap.
Ellerinizi yıkayın.Wash your hands.
Onlar ellerini yıkıyorlar.They're washing their hands.
Yemek yemeden önce ellerinizi yıkıyor musunuz?Do you wash your hands before eating?
Arabadan çık ve ellerini arkana koy.Step out of the car and place your hands behind your back.
Çek o boktan ellerini üzerimden, seni göt kafa!Take your fucking hands off me, you bastard!
Yemek yemeden önce ellerini yıkamalısın.You should wash your hands before you eat.
Niçin ellerini yıkıyorsun?Why are you washing your hands?
Yemek yemeden önce ellerini yıka.Wash your hands before you eat.
Doktorlar onu tedavi etmek için ellerinden gelen her şeyi yaptı.Doctors did everything they could to cure him.
O onu başı ellerinin arasında yalnız otururken buldu.She found him sitting alone, his head in his hands.
Tutacak ya da fırın eldivenleri kullanmazsan ellerini yakarsın!You'll burn your hands if you don't use a potholder or oven mitts!
Tom ellerini havaya doğru fırlattı ve vazgeçtiğini söyledi.Tom threw his hands up into the air and said that he gave up.
Tom ellerinin temiz olmadığını fark etti.Tom noticed that his hands weren't clean.
Tom ellerini iyi kullanıyor. Birçok ilginç şey yaptı.Tom is good with his hands and has built many interesting things.
Tom küçük bir havluyla ellerini kuruladı.Tom dried his hands with a small towel.
Tom ellerini kirletmek istemiyor.Tom doesn't want to get his hands dirty.
Tom ellerini alkışladı.Tom clapped his hands.
Tom Mary'nin ellerinin titrediğini fark etti.Tom noticed Mary's hands shaking.
Tom ihtiyacı olan her şeye ellerini dokunduramıyordu.Tom couldn't get his hands on everything he needed.
Tom ellerini yıkamak istedi.Tom wanted to wash his hands.
Tom ellerini kaldırdı.Tom raised his hands.
Efsane, onun, kılıcını tanrıların kendi ellerinden aldığını söyler.The legend says he received his sword from the hands of the gods themselves.
Ellerinde bir av tüfeği ile arabaya bindi.He got in with a shotgun in his hands.
Ellerini boğazımdan çek!Take your hands off my neck.
Sophie o kadar açtı ki ellerine alabileceği her şeyi yedi.Sophie was so hungry that she ate everything that she could get her hands on.
Ellerini çırp!Clap your hands!
Tom ve Mary'nin ellerinde oldukça çok fazla boş zamanı vardı.Tom and Mary had way too much free time on their hands.
Ellerinizi indirin.Put your hands down.
Profesör sakince ellerini yıkadı.The professor calmly washed his hands.
Ellerinin yıkanması gerekir.Your hands need to be washed.
Elleriniz yıkanmalı.Your hands need to be washed.
Ellerini yıkamalısın.You need to wash your hands.
Ben senin ellerindeyim.I'm in your hands.
Tom onun ellerini kendisinde tutmalı.Tom should keep his hands to himself.
Zavallı tavşan, çok korkmuştu, sahibinin ellerinde inildedi.The poor rabbit, terrified, whimpered in the hands of its owner.
Ellerini benim görebileceğim yerde tut.Keep your hands where I can see them.
Ellerini direksiyonda tut.Keep your hands on the wheel.
Ellerini masanın üstünde tut.Keep your hands above the table.
Ellerini bir kalıp sabunla yıka.Wash your hands with a bar of soap.
Ellerini kendine sakla.Keep your hands to yourself.
Kaderimi senin güzel ellerine bırakıyorum.I put my fate in your beautiful hands.
Ellerinizi yıkayın ve sonra yiyin.Wash your hands and then eat.