Ellerinizi indirin!Put your hands down!
Yemeklerden önce ellerini yıkar mısın?Do you wash your hands before meals?
Ellerini henüz yıkamadın, değil mi?You haven't washed your hands yet, have you?
Ellerini her zaman temiz tutmalısın.You must always keep your hands clean.
Hayatının onun ellerine bırakmak istediğinden emin misin?Are you sure you want to put your life in her hands?
Ellerin temiz mi?Are your hands clean?
Seyirci tam beş dakika ellerini çırptı.The audience applauded for a full five minutes.
Ellerin kirliyken asla gözlerini ovma.Never rub the eyes when the hands are dirty.
Kitaplarımı kirli ellerinle tutma.Don't handle my books with dirty hands.
Ellerini henüz yıkadın mı?Have you washed your hands yet?
Mary ellerini gözlerine gölge yaparak duruyordu.Mary stood with her hand shading her eyes.
Paul ellerini gözlerine gölge yaparak duruyordu.Paul stood with his hand shading his eyes.
Ben ellerini ceplerine koydu.Ben put his hands in his pockets.
Brian Kate'in ellerini tutuyor.Brian is holding Kate's hands.
Hayranlar aktörlerin ellerini sıkmaya çalıştı.The fans sought to shake the actress's hand.
Sonunda, değerli taş onun ellerindeydi.At last, the gem was in his hands.
Belge düşmanın ellerine geçti.The document passed into the enemy's hands.
Çocuk ellerini kirletti.The boy got his hands dirty.
O sonuç raporunun üzerinde ellerini ovuyor.He was rubbing his hands over the report of the result.
Küçük kızın ellerinde oyuncak bir bebek var.The little girl has a doll in her hands.
Sabunlu ellerinle bana dokunma.Don't touch me with your soapy hands.
Yemekten önce ellerinizi yıkayın.Wash your hands before eating.
Bu eldivenler onun ellerini sıcak tuttu.These gloves kept her hands warm.
Bu havlu ile ellerini sil.Wipe your hands with this towel.
Ellerini temiz tut.Keep your hands clean.
Derhal ellerini yıka.Wash your hands right now.
Ellerini daktilomdan uzak tut.Keep your hands off my typewriter.
Aç gözlü ellerini paramın üzerine koyma.Don't put your greedy hands on my money.
Ellerini bisikletimden uzak tut.Keep your hands off my bicycle.
Ellerinin titrek olduğunu gözlemledim.I observed that his hands were unsteady.
Onların sıcak ellerini asla unutmayacağım.I will never forget their warm hands.
Onun ellerinin titrediğini fark ettim.I noticed her hands shaking.
Onun ellerinin sıcaklığını hatırlayabiliyorum.I can remember the warmth of her hands.
Ellerini temiz tutmalısın.You must keep your hands clean.
Ellerini kaldır!Put your hands up!
Ellerinizi yıkadınız mı?Did you wash your hands?
Ellerinizi iyice yıkayınWash your hands well.
Ellerini yıkadıktan sonra buraya gel.Come here after you have washed your hands.
Ellerini üzerimden çek.Take your hands off me.
Çek ellerini üzerimden.Take your hands off me.
Yiyeceğe dokunmadan önce ellerini yıka.Wash your hands before you handle the food.
Her yemekten önce ellerini yıkamalısın.You should wash your hands before each meal.
Yemekten önce ellerini yıka.Wash your hands before meals.
Yemeklerden önce ellerini yıkamalısın.You must clean your hands before meals.
Ellerinizi sabunla yıkayın.Wash your hands with soap.
Bebek ellerinin ve dizlerinin üstünde süründü.The baby crawled on hands and knees.
Bütün oyuncular ellerinden geleni yaptılar.All the players did their best.
Ellerinizi pencerenin dışına koymayın.Don't put your hands out the window.
Sanayideki büyük firmalar kontrolü ellerinde tutarlar.The large firms in the industry call all the shots.
Kaderim onun ellerinde.He has my fate in his hands.
O ne yapacağını bilmiyordu ve başını ellerinin içinde tuttu.He did not know what to do, and held his head in his hands.
O, ellerini bir mendile sildi.He wiped his hands on a handkerchief.
O ellerini ceplerine koydu.He put his hands in his pockets.
O, ellerini cebine koyma alışkanlığını edindi.He has fallen into the habit of putting his hands into his pockets.
O, ellerini onun alnına koydu.He put his hand to his forehead.
Ellerini kullanarak gözlerini ovuşturdu.He rubbed his eyes with his hands.
O, ellerini ısıttı.He warmed his hands.
Yemekten önce onun kirli ellerini yıkadı.He washed her dirty hands before the meal.
O, ellerini kaldırdı.He held up his hands.
O, ellerini birlikte ovaladı.He rubbed his hands together.