2011 baharında grup üyeleri ellerindeki fikirler üzerine çalıştı ve bazı demolar kaydetti.Im Frühjahr 2011 arbeiteten die Musiker an den gesammelten Ideen und nahmen einige Demos auf.
Ellerine geçirdikleri şehri savunan askerlere karşı hiç acıma göstermeden hepsini astılar.Ihre Hände strecken sie dadurch ohne jede Last in die Luft.
Bel bağlaşırlar (birbirlerinin bellerini ellerindeki kuşaklarla iyice bağlarlar).Sie sind einander genähert auf der Stirn eingelenkt.
Şimdi mutlak güç onun ellerindeydi ve Gallus oğlu Volusianus'u müşterek imparator olarak atadı.Jetzt im Besitz der alleinigen Macht, ernannte Gallus seinen Sohn Volusianus zum Mitkaiser.
Fatımiler 972'de Mısır'ı ellerine geçirip idarelerinin merkezini Tunus'tan Mısır'a naklettiler.Diese waren Schiiten, sie verlegten jedoch ihren Reichsschwerpunkt 972 nach Ägypten.
Almanlar ise ellerinden geldiğince kendilerini savundular.Wie wir Deutschen uns selbst entdeckten.
Her ikisi de aynı şekilde ellerini havaya kaldırmıştır ve bir sopa tutmaktadırlar.Beide umhalsen sich mit jeweils einem Arm, wobei er ihr in den Ausschnitt greift.
Vay ellerinin yazdıklarına!In gute Hände abzugeben.
Bu yanlış hükme rağmen bütün bir gün Fransız Ordusunu ellerinde tuttular.Am gleichen Tage wurden auch bei Minden die französischen Streitkräfte besiegt.
17 Temmuz'da Halep'i ellerine geçirdi.Daraufhin wurde ihm am 17. Juli in Halle gehuldigt.
Ölüler aleminin hükümranlığı Osiris’in ellerindedir.Es ist schön in der Hand seines Vaters Osiris.
Ellerinde bir kılıç ve sabre tabanca kullanırlar.Sie hielt Buch und Schwert in den Händen.
Bu hattı koruyarak Müttefikleri tamamen imha etme şansını böylece ellerinden kaçırdılar.Dadurch verpassten die Alliierten die Gelegenheit zur vollständigen Vernichtung des Feindes.
Herhangi bir askeri birlik standardı yoktu, ellerindeki kalan silahları kullanıyorlardı.Sie waren nicht uniformiert und konnten im Dienst privat gehaltene Waffen nutzen.
Bunun üzerine bu köyün güvenliği artık Şirinler'in ellerindedir.Dieser Brauch liegt ganz in den Händen der männlichen Dorfjugend.
Daha önce terk etmiş oldukları arazileri tekrar ellerine geçirmek için geri geleceklerdir.Sollen Frauen wieder dahin zurückkehren wo sie einst waren.
Frau Fluth ve Frau Reich ellerinde pusulalarla birlikte sahnede görünürler.Nun klären Frau Fluth und Frau Reich ihren Männern gegenüber all die Verwicklungen auf.
Kaşkaların kendi ellerinden çıkma maddi kalıntıları henüz bulunamamıştır.Von den Schächten selber finden sich keine Spuren mehr.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Die beiden halten sich kurz bei den Händen.
Ellerinde sadece Küba ve Porto Riko kaldı.Ihre Eltern stammen aus Kuba und Puerto Rico.
Ellerin yıkanması da benzer şekilde önemlidir.Eine Handwäsche ist ebenso möglich.
Çocuklar birbirlerinin ellerini tutup, oturarak yuvarlak halka yaparlar.Die Kinder nehmen sich an den Händen und bilden Ketten, die sich einander gegenüber aufstellen.
Ellerinin bağını keser ve kafasındaki maskeyi kameraya fırlatır.Sie greift Dan an und schlägt ihm die Kamera aus den Händen.
Moğollar Humuş'u ellerine geçirdiler.Die Mönche wuschen sich dort vor den Mahlzeiten die Hände.
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.Die Strecke wurde als reine Nebenstrecke ohne Signale mit Ausnahme des Signals in Haltwhistle betrieben.
Bu adamlar Banquo'yu öldürmekte başarılı olsalar da Fleance'ı ellerinden kaçırırlar.Zwar gelingt es ihnen, Banquo zu töten, Fleance kann jedoch entkommen.
Bu defa yediden yetmişe, kadın erkek herkes ellerinde kazma kürekle toplandı.In dieser Zeit häuten sich die Männchen sechs-, die Weibchen siebenmal.
Ellerini kıpırdatma.Garde tes mains immobiles.
Bu meseleyi polisin ellerine bırakın.Mets cette affaire entre les mains de la police.
Yemekten önce her zaman ellerini yıkamalısın.Tu devrais toujours te laver les mains avant le repas.
Kaderim sizin ellerinizde.Vous tenez mon sort entre vos mains.
Oğlan ellerini kirletti.Le garçon s'est sali les mains.
Güzel ellerin var.Tu as de belles mains.
Ona dokununca ellerinin şeklinden onu tanır.S'il en a connus il s'en est détourné.
Fransız şarap endüstrisinin yarısı ellerindedir.La viticulture occupe la moitié de l'activité agricole.
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.Leave aside relying upon him as a protector, they even deride others who do so.
Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin).Choisissez donc la vie, afin que vous viviez, vous et vos descendants.
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.Ote d'eux la souillure et purifie-les’.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Il faut des filles au plus tôt.
Bunun üzerine ellerinde kılıçlar ile kiliseye girdiler.Elle entre alors dans l'église avec les soldats, épées à la main.
Bu noktada, plebler çoktan pek çok magistra makamını ellerinde tutuyorlardı.Or à ce moment-là, les plébéiens détiennent déjà un nombre important de magistratures.
Sarışın, altınların yarısını alır ve Tuco'yu asıp ellerini bağlayarak uzağa gider.Blondin charge la moitié du butin sur son cheval et s'éloigne, pendant que Tuco crie à l'aide.
Asi Bizans kuvvetleri Afrika ve Mısır'ı ellerinde tuttular.Quant aux rebelles byzantins, ils s'emparent de l'Afrique et de l'Egypte.
Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın.Lorsque l’on appelle à la prière du vendredi, accourez à l’invocation d’Allah et cessez tout commerce.
Oturan heykeller ellerini dizlerinin üstüne koymalıydı.Les mains devaient être posées sur les genoux.
Ellerinde iki bıçak bulunmaktadır.Deux couteaux sont découverts sur celui-ci.
Ayrıca kafasında, ellerinde ve dizlerinde sayısız yaralar oldu.Il fut aussi le seul à être blessé, à la main et au pied.
Ellerini gizlemek için o zamandan bu yana eldiven giyer.Les mains doivent être lavées après avoir enlevé les gants.
Ekibi ise onu kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardır.Les autres employés font tout leur possible pour la sauver.
Hiçbir dağıtıcı ellerindeki postanın yarısından fazlasını teslim edememiştir.Aucun de ses autres retables n'avait atteint la moitié de ce prix.
Bu sırada 2 Haziran 1098'de Haçlılar Antakya'yı ellerine geçirmişlerdi.Le lundi 28 juin, les croisés sortirent d'Antioche.
En karmaşık konu bile billurlaşmıştır ellerinde.Les meilleures d'entre elles sont délicatement teintées à la main.
Dördüncü seride yaklaşık 30 adet ellerinde parşömen tutan peygamber tasvir edilmiştir.On connaît quarante-trois plaques gravées de sa main.
Ardından ellerinden tutar.Ainsi, il prélèvera les mains.
Ellerin düzenli olarak yıkanması, nezle virüslerinin bulaşmasını azaltmaktadır.Elle se lave sans cesse les mains pour se débarrasser des microbes.
Takım, Paul Ellering menajerliğinde Akam ve Rezar tarafından kurulmuştur.Il fait équipe avec Rezar et ont comme manager Paul Ellering.
Kollarını ve ellerini 180 derecelik açıyla döndürebilir.Sa tête peut tourner à 180°.
Ellerinizi ilk yardım uygulamasından sonra bol su ve sabunla yıkayınız.Les pattes postérieures sont dans l'eau et les pattes antérieurs sur la terre.
Ellerini veya ayaklarını düşmanının içine sokabilir.Accrocher les bras ou les jambes de l’adversaire.
Ellerinde sadece Küba ve Porto Riko kaldı.Elles se rencontrent à Cuba et à Porto Rico.