Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Pero un día descubrimos que Mario no estaba mirando nuestras manos.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Pewnego dnia odkryliśmy, że Mario nie patrzy na nasze dłonie.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Viszont egy nap észrevettük, hogy Mario nem nézi a kezünket.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Yhtenä päivänä huomasimme, että Mario ei katsonutkaan käsiämme.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Όμως, μια μέρα ανακαλύψαμε πως ο Μάριο δεν κοιτούσε το χέρι μας.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Але одного дня ми зрозуміли, що Маріо дивиться не на нашу руку.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Но един ден открихме, че Марио не гледа в ръцете ни
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.Но однажды мы обнаружили, что Марио смотрел не на наши руки.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.אבל יום אחד גילינו שמריו לא מסתכל עד היד שלנו.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.لكن في أحد الأيام أكتشفنا أن ماريو لم يكن ينظر لأيادينا.
Ancak bir gün, Mario'nun ellerimize bakmadığını gördük.私たちの手ではなく 私たちの全てだと気づきました
...Angelina Jolie, Hatay'a ziyarete geldiđinde yoksullarý, iki koli kendi ellerimle hediye... ...ettim.Λέει να μην την περιμένεις.
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDe repente el desconocido levantó las manos con guantes apretados, golpeó con el pie, y dijo:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDe repente, o estranho ergueu as mãos enluvadas cerrados, bateu o pé e disse:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDintr-o data strain a ridicat mâinile înmănuşate încleştaţi, ştampilat piciorul, şi a zis,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiĐột nhiên người lạ giơ tay đeo găng của ông nắm chặt, đóng dấu chân của mình, và nói,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiHirtelen az idegen emelte kesztyűs kezét ökölbe szorította, dobbantott a lábával, és azt mondta:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiImprovvisamente l'uomo portò le mani guantate stretti, pestò i piedi e disse:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi ki갑자기 낯선 사람, 꽉 자신의 장갑 낀 손을 뻗었 그의 발을 스탬프, 말하기
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNagle nieznajomy podniósł ręce w rękawicach zaciśnięte, tupnął nogą i powiedział:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNajednou se cizinec zvedl ruce zaťaté v rukavicích, dupl, a řekl:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNenadoma je neznanec dvignil rokavica roke stisnil, ožigosan noge in rekel:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlotseling werd de vreemdeling hief zijn gehandschoende handen gebald, stampte met zijn voet, en zei:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlötsligt främlingen höjde handskar på händerna knutna, stampade och sade:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlötzlich der Fremde hob den behandschuhten Hände zu Fäusten geballt, stampfte mit dem Fuß und sagte:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiSoudain l'étranger a levé ses mains gantées serrées, frappa du pied, et dit:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiYhtäkkiä vieras kohotti hansikkaat kätensä puristi, polki jalka, ja sanoi:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiZrazu sa cudzinec zdvihol ruky zaťaté v rukaviciach, dupol, a povedal:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiΞαφνικά ο ξένος έθεσε γάντια χέρια του σφιγμένα, σφραγισμένο το πόδι του, και είπε:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiВдруг незнакомец поднял руки в перчатках сжаты, топнул ногой и сказал:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiИзведнъж непознатият повдигнати му ръкавици ръце стиснати, тропаше с крак, и каза,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiРаптом незнайомець підняв руки в рукавичках стиснуті, тупнув ногою і сказав:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiفجأة رفعت الغريب يديه القفاز المشدودة ، ختمها رجله ، وقال :
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi ki"ストップ!"そのような異常な暴力と、彼は即座に彼女を黙らこと。
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Förstår du inte?" sa han, "detta är Guds händer."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""아시겠나요? 이 손이 바로 하느님의 손입니다."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Ne comprenez-vous pas?" il dit, "Ceci sont les mains de Dieu."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Nie rozumiesz?" rzekł, "To są dłonie Boże."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Nu intelegi?," a spus, "acestea sunt mainile lui Dumnezeu."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Ông có hiểu không?" ông ta nói, "Đây là những bàn tay của Thượng Đế."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Snap je het niet, dit zijn de handen van God."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Tidakkah Anda mengerti?" katanya, "Inilah tangan-tangan Tuhan."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Verstehst du nicht?" "Dies hier sind Hände Gottes."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Você não entende?" disse ele, "Estas são as mãos de Deus."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""Καταλαβαίνεις"; είπε," Αυτά είναι τα χέρια του Θεού".
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri.""האינך מבין?" הוא אמר, "אלה הם ידיו של אלוהים."
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri."الا ترى إن يديك هذه هي يدي الله نفسه
"Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri."ですから、憐れみ深くあるためには
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.(72:13) так не напрасно ли я очищал сердце мое и омывал в невинностируки мои,
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.Bizony hiába tartottam én tisztán szívemet, és mostam ártatlanságban kezeimet;
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.C`est donc en vain que j`ai purifié mon coeur, Et que j`ai lavé mes mains dans l`innocence:
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.¡Ciertamente en vano he mantenido puro mi corazón y he lavado mis manos en inocencia
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.Degeaba dar mi-am curăţit eu inima, şi mi-am spălat mînile în nevinovăţie:
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.Forgæves holdt jeg mit Hjerte rent og tvætted mine Hænder i Uskyld,
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.Invano dunque ho conservato puro il mio cuore e ho lavato nell'innocenza le mie mani
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.Ja, forgjeves har jeg renset mitt hjerte og tvettet mine hender i uskyld;
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.내가 내 마음을 정히 하며 내 손을 씻어 무죄하다 한 것이 실로 헛되도다
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.Nadarmo tedy v čistotě chovám srdce své, a v nevinnosti ruce své umývám.
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.Na verdade que em vão tenho purificado o meu coração e lavado as minhas mãos na inocência,
Anlaşılan boş yere yüreğimi temiz tutmuşum, Ellerimi yıkamışım suçsuzum diye.Nuž tedy je to daromné, že čistím svoje srdce od zlého a umývam svoje ruky v nevine,