Ana içeriğe geç
Sözlük

elleri ile cümle

elleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Etrafta bulunan ateşi elleriyle emebilir.Ele podia disparar rajadas pelas mãos.
1517’de Kudüs ve çevresi Osmanlı Türkleri tarafından fetih edildi ve 1917’ye kadar ellerinde kaldı.Em 1517, Jerusalém e região caiu sob domínio turco otomano, que permaneceu no controle até 1917.
Urchatz ורחץ – Ellerin dua okunmadan yıkanması.Urchatz (ורחץ - lavagem) - Lavagem de mãos.
Ayrıca temizlik yaparken büyülü güçleri ellerinden alınır.Como castigo seus poderes mágicos são retirados.
Dükkanları, evleri, arabaları, ellerine ne geçerse her şeyi yağmalamaktadırlar.Tua casa, tuas mulheres, teus carros, tua terra, possam estar muito bem.
23 Mart 2008'de, Paskalya Nöbeti'nde Papa XVI. Benedict'in ellerinden vaftiz edildi.Em 23 de março de 2008, domingo da ressureição recebeu o batismo das mãos do Papa Bento XVI na Vigília Pascal.
Aynı hafta sanatçının ellerinin bronz dökümü Wembley Arena'nın "Ün Meydanı"na eklendi.Durante a mesma semana, um elenco de bronze das mãos foi adicionado em Wembley Arena, na Calçada da Fama.
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.Sobretudos são normalmente usados no inverno para aquecer mais.
Ertesi gün İngilizler şehri terk edecek ve sonraki 2 ay boyunca Almanlar kasabayı ellerinde tutacaklardı.No dia seguinte o governo francês deixava Paris e, quatro dias depois, os alemães entravam na cidade.
Bu dünyada, her çağda harikulade bir savaş vermiş; bunu da elleri arkadan bağlı iken yapmıştır.Ele já se apresentou em todo o mundo e estabeleceu e quebrou vários recordes mundiais.
Abbâsîler 5 asırdan fazla halifeliği ellerinde tuttular.As séries eliminatórias são em melhor de 5.
Kurtuluş Godzilla'dır ve insanoğlunun kaderi artık onun ellerindedir.Agora o destino de toda a humanidade está em suas mãos.
Elleri gayet ince, beyazdı.A face estava lânguida e branca.
Bunu gören hizmetçilerinden biri hemen elinden yumurtayı alır ve elleri yanmış biçimde bırakır.Uma das suas servas corre para tirar o ovo de suas mãos, mas ela queima suas mãos no processo.
Elleri çok yeteneklidir.Você está em boas mãos.
Tebaililer ellerini kaldırıp Perslere doğru ilerlediler ve teslim oldular.Mătăsăreanu então ergueu suas mãos em sinal de rendição.
Ancak Lance Cade ve Trevor Murdoch unvanlarını ellerinden aldı.Eles ganharam os títulos depois de eliminar Lance Cade e Trevor Murdoch.
Oyuncular, elleri ya da ayaklarıyla pas verebilir.Pode ser cobrado com os pés ou com as mãos.
Ancak elleri ile kavrama konusunda çok güçlüydü.Ele era habil com as mãos.
Latinlerin ellerinde bulunana Ege Adalarına karşı yapılan bir dizi seferde Bizans donanmasını komuta etti.Comandou a Marinha bizantina em uma série de expedições contra as ilhas do Egeu em posse dos latinos.
Rick'in grubu gizlendikleri yerden çıkar ve elleri havadadır.Os Salvadores desarmam o grupo de Rick e alinha-os, ajoelhados no chão.
Tekrar soylular Siena şehrinin idaresini ellerine geçirdiler.No seu interior foi de novo colocada a cadeira de São Gens.
Bir ellerinde thyrsos öteki ellerinde kantharoslarla dolaşırlardı.Ambos seguram um rosário com as respectivas mãos direitas.
Ellerini arabanın üzerine koy.Coloque as mãos no carro.
Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin).Let op uw handen (wat je doet), uw tong (wat je zegt) en op uw lendenen (verlangens).
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.Maar zij van wie gij opstandigheid vreest vermaand haar en vermijdt haar op de rustplaatsen en slaat haar.
Ellerin düzenli olarak yıkanması, nezle virüslerinin bulaşmasını azaltmaktadır.Regelmatig handen wassen verkleint de kans op overdracht van koude virussen.
Elleri ve ayakları büyüktür.Het onderbeen en de voet zijn verlengd.
Bu öncelikle elleri yıkamak ve maske takmak yoluyla başarılabilir.Dit wordt vooral bereikt met handen wassen en het dragen van mondkapjes.
Enfeksiyondan korunmak için başlıca yöntem elleri yıkamaktır.Handen wassen is de voornaamste manier om infectie te voorkomen.
Etrafta bulunan ateşi elleriyle emebilir.Hij kan vuurballen afschieten vanuit zijn handen.
Ellerindeki programları kullanarak olabildiğince fazla bilgisayara zarar vermeye çalışırlar.Er wordt geprobeerd de capaciteit van de verschillende computers zo goed mogelijk te gebruiken.
Ellerin bir tanesi 6 metre uzunluğundadır ve iki elin arasındaki açıklık 24 metredir.Beide handen hebben een lengte van 6 meter en de spanwijdte tussen beide handen is 24 meter.
Ellerinde sadece Küba ve Porto Riko kaldı.Van heel Latijns-Amerika bleven alleen Cuba en Puerto Rico nog onder Spaans gezag.
Bir daha gitar çalamaması için elleri kırılır.Dokters vertelden hem dat hij nooit meer gitaar zou kunnen spelen.
Kadın, elleriyle cinsel organını kapatmıştır.Ze heeft een dodelijk virus op haar handen.
Çocuklar birbirlerinin ellerini tutup, oturarak yuvarlak halka yaparlar.De kinderen nemen elkaar bij de hand en vormen een kring.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Hij kan zowel uit zijn ogen als uit zijn mond een kleverig slijm afvuren.
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.Op de terugweg naar Milwaukee namen zij de Loop via Wells Street.
Hintler yemeklerini genellikle elleriyle yerler.Tahitiaanse gerechten worden gewoonlijk met de handen gegeten.
Taşı ellerindedir.De touwtjes in handen hebben.
Ertesi yıldan itibaren Celayirliler doğrudan yönetimi ellerine aldılar.De volgende dag nam het volk de regie in eigen handen.
O çıplak elleriyle kızgın demiri dövebilir, ona istediği şekli verebilir.Zo kan ze groene energie opwekken met haar handen, waarmee ze alles wat ze aanraakt kan smelten.
Nükhaet Duru ise Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim şarkısını söyledi.Dit keer trad ze aan met het lied If I had your love.
Bunun üzerine ABD'den suçlamalara dair ellerindeki bilgilerin mahkemeye gönderilmesi istenmiştir.De opgedane kennis namen zij mee terug naar de Creuse, waar zij die kennis verspreidden.
Hepsinin elleri bağlıdır.Zijn handen zijn vastgebonden.
Palpasyonda ellerin soğuk olmaması önemlidir.In Palù zijn er geen frazione.
Ancak her iki tarafında ellerinde esirler bulunmaktaydı.Naast iedere gevangene zat aan weerszijden een bewaker.
"Kişinin ellerini yıkaması" ifadesi, bir suçta herhangi bir etkisi olan kişinin suçlarına işaret eder.De uitdrukking zijn handen in onschuld wassen betekent dat iemand alle verantwoordelijkheid van zich afwerpt.
Ellerindeki şecerelerine göre, kökleri İslam Peygamberine dayandığından seyit olarak biliniyorlar.Gekleed in een herkenbare tabberd deden zij dienst als boodschapper van hun heer.
Yakalandığı Port Francqui'den Leopoldville'e kadar elleri kelepçeli olarak getirildi.Hij werd gevangengenomen in Port Francqui en geboeid naar Leopoldstad gevlogen.
Diğeri, Rodos kalyonu ve 5 kadırga yanmadılarsa da Rusların ellerine geçtiler.De andere; de Rodos, werd samen met 5 galeien buitgemaakt door de Russen.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Een kinderhand is snel gevuld.
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.Tijdens de winter leven ze in de warme, voedselarme wateren en teren ze voornamelijk op hun vetreserves.
Böylece Romalılar bu kasabayı ellerine geçirdiler.De Romeinen namen zo de stad in.
(Rusya'nın elleri birleşti; Rusya, oğullarıyla gururlu) Yunanistan: Ένα όνειρο μία ομάδα !(Vrienden, Romeinen, landgenoten, leen mij uw oor...)
Kara kuvvetleri ellerinde bulunan tüm M240ları M240B çevirmiştir.Kan uitgerust worden met de krachtigere M240B.
Suriye Eyyubileri Kudüs şehrini hala ellerinde bulundurmaktaydılar.Oost-Jeruzalem bleef in Jordaanse handen.
Yüzük parmağının adı çiftlerin evlendiklerinde yüzüklerini sol ellerinin yüzük parmaklarına takmalarıdır.Het is gebruikelijk de trouwring om de ringvinger van de linkerhand te dragen.
Ellerini kaldır!Handen omhoog!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod