Ellerinde bulunan silah ve cephane teslim edilmeli.Des armes et des munitions ont été trouvées en leur possession.
Sık sık elleri cebinde yürür.Suele caminar con la mano en el bolsillo.
Onun büyük elleri var.Él tiene manos grandes.
Ben ellerimle yemek yerim.Como con las manos.
Ellerini çek üzerimden!¡Quítame las manos de encima!
Tom'un büyük elleri var.Tom tiene las manos grandes.
Brian Kate'in ellerini tutuyor.Brian está cogiéndole la mano a Kate.
Ellerini çek kızımın üzerinden!¡Aleja tus manos de mi hija!
Soğuktan elleri morardı.Se les pusieron las manos azules por el frío.
Bazı insanlar suşiyi elleriyle yerler.Algunas personas comen con las manos el sushi.
Ben ellerini cebine koydu.Ben se puso las manos en los bolsillos.
Bana ellerini göster.Enséñame las manos.
Küçük ellerim var.Tengo las manos pequeñas.
Tom'un elleri yağlı.Las manos de Tom están grasosas.
Ellerini arabanın üzerine koy.Ponga sus manos en el coche.
Doktorlar Tom'u canlı tutmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.Los doctores hicieron todo lo que estaba en su mano para mantener a Tom con vida.
Ellerinizi sık sık yıkayın!¡Lávese las manos con frecuencia!
Taşları nerede, başları nerede, elleri avuçları nerede?”¿Dónde están tus ojos? ¿dónde están tus manos? ¿dónde tu cabeza?
Evlendiklerinden sonra Jin bir gece eve elleri kanlı olarak döner.Una noche después de que ellos estén casados, Jin vuelve a casa cubierto de sangre de otra persona.
Elleri ve ayakları büyüktür.Sus dedos y sus brazos supuran y hieden en exceso.
Sam ve halkı Aşağı Şehri ellerinde tutmayı başarıp akademiye devam ettiler.Sem y su pueblo retuvieron el control de la Ciudad Baja y mantuvieron la academia allí.
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.¡Cortadles el cuello, pegadles en todos los dedos!»
Almanlar ise ellerinden geldiğince kendilerini savundular.Los rusos se defienden como pueden.
Libya’da Yahudilerin vatandaşlıkları ellerinden alındı ve Irak’ta mal varlıklarına el konuldu.En Libia, a los judíos se los privó de la ciudadanía, y en Irak, sus propiedades fueron confiscadas.
Ellerinde bulunan silah ve cephane teslim edilmeli.Permiten depositar munición y salud donde se quiera.
İlerleyen birkaç gün boyunca iki taraf da binayı ellerinde tuttuklarını iddia etmişlerdir.He tardado varios días en escribir esto: mis manos están ambas cojas.
Yüzünün yarısı ve elleri tam olarak gelişmemiştir.Solamente su cara, su cuello y sus manos no están tatuados.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Podía disparar fuego desde sus muñecas y boca.
(Ah, la paterna mano - "Ah, babalık elleri").Don Forcio (hijo de Güegüence): Ahí están, papito.
Ardından ellerinden tutar.Más tarde, saliendo de sus manos.
Ellerindeki programları kullanarak olabildiğince fazla bilgisayara zarar vermeye çalışırlar.Seguí escribiendo ideas en la computadora cada vez que podía.
Ellerinde bir kılıç ve sabre tabanca kullanırlar.Usa una pistola y una espada.
Hepsinin elleri, ele benzer ayakları, ileri bakan gözleri vardır.Poseen un anillo periocular (alrededor del ojo) blanco sin plumas, y ojos oscuros.
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.Hoy, vosotros debéis tender vuestra mano.
Bir daha gitar çalamaması için elleri kırılır.Entonces la banda queda nuevamente sin guitarrista.
Ve "Özgürlük kanlı elleriyle geldiğinde onunla el sıkışmak zor olacak." demişti.'Hay que pegarle hasta que te sangren las manos'».
Zaman geçti hayatının sorumluluğunu kendi ellerine alır ve kontrolün kendi elinde olduğunu fark eder.Por primera vez, podrás controlar las acciones de tu Sim mientras está en el trabajo.
Suyu her döküşte elleriyle vücudunu iyice ovuşturur.Y beber todas juntas el agua con las manos.
Ziyareti esnasında Şaron; “Tapınak tepesi ellerimizdedir ve ellerimiz de de kalacaktır.Ese día declaró: “El Monte del Templo está en nuestras manos y seguirá en nuestras manos.
26 Mayıs 1998 tarihine gelindiğinde Abhaz kuvvetleri Gali bölgesindeki kontrolü ellerine geçirdiler.Para el 26 de mayo, las fuerzas abjasias habían tomado el control de casi todo el distrito de Gali.
Ellerinde, ayaklarında ve dizlerinde metal vardır.También tiene guías metálicas en una de sus piernas y en el cuello.
Michonne, durumdan faydalanarak oradan uzaklaşır ve bağlı olduğu ellerini çözmeyi başarır.Michonne, aprovechando la situación, rueda y se desata.
Bazen kaykaycı bu stilde elleri üzerinde amuda kalkmış bir halde kayarken bile görülebilir.A veces lo emiten cuando el observador los recoge en sus manos.
NATO ise ellerindeki verilerin Rus uçağının Türk hava sahasını ihlâl ettiği yönünde olduğunu açıkladı.Rusia, por su parte, negó que su avión sobrevolase el espacio aéreo turco.
Şeker bağımlısıdır; ellerine şeker almak için her şeyi yapar.Siempre yendo de chulo, trata de hacerse con cualquier tesoro para sus arcas.
Ayrıca ellerinde herhangi bir nesne varken iki ayak üzerinde ileri doğru yürüyebilme yetileri vardır.Son también capaces de patear con cualquiera de sus pezuñas en cualquier dirección.
Merkezi kemerin üst kısmında eski Kudüs Tapınağı'nın 24 rahibi ellerinde müzik aletleri ile gösterilir.En la arcada central los 12 ancianos del apocalipsis con instrumentos musicales.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.En tales casos las manos deben rematarse rápidamente.
Bunu bir prototip olarak üretmişler, ellerini mahvetmişler, ve demişler ki; Hah, bunu Isaak'a verin.'Se frotan las manos con entusiasmo, y uno comenta: "¿Has oído, Isaac?
Sonra uzandı boylu boyunca tozun toprağın içine, elleriyle çıkarıp kopardı, kirletti saçlarını.Después, fue hacia un terreno pantanoso, hundió las manos y las sacó llenas de barro, raíces y hojas.
Daha sonra Ermeniler Kilikya'yı ellerine geçirmişlerdir.El Extranjero toma a Heliane en sus brazos.
Bu adamlar Banquo'yu öldürmekte başarılı olsalar da Fleance'ı ellerinden kaçırırlar.Los asesinos matan a Banquo, pero Fleance consigue huir.
Savaşın bitmesinden sonra Osmanlılar Sırbistan'daki isyancıları yenerek Belgrad'ı tekrar ellerine geçirdiler.Cuando los francos llegaron por fin, las tropas musulmanas ya habían vuelto a entrar, intactas, a Zaragoza.
Çünkü Yakup'un elleri ağabeyi Esav'ın elleri gibi kıllıydı.La Biblia dice que Jacob tenía su mano en el talón de Esaú.
Dört gün sonra ormanda bir vücut bulundu, elleri ve ayakları yoktu.Al día siguiente, se encontró el torso parcial femenino en sus cercanías, sin manos ni pies.
Bırak Ellerimi (1987) 05.Abandona (18º etapa) 1975.
İnsanlar ellerinden geleni yapmalıdır.Le persone devono fare del proprio meglio.
Kaderimi senin güzel ellerine bırakıyorum.Metto il mio destino nelle tue splendide mani.
Mary ellerini yıkarken alyansı su borusuna kaçtı.Mentre Mary si lavava le mani, la fede nuziale le scivolò nello scarico del lavandino.
Ellerini kullanarak gözlerini ovuşturdu.Si stropicciò gli occhi con le mani.