Ana içeriğe geç
Sözlük

elleri ile cümle

elleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kuvvetli ellerin var.You've got strong hands.
Ve insanlar ellerindeki belgelerle yerel eczanelerden yatak ağları alabilirdiSo people with their voucher could get the bed net in the local pharmacy.
Uyanıncaya kadar koridorda ellerin havada bekle.Why you hold your arms up in the corridor till you wake up?
Ellerini çek...Move your hands...
Ve ellerinin kendi kendine hareket ediyor gibi göründüğünü söyler.And he says that his hand seems to be moving by itself.
Kan kaplı ellerinde, cezasız boğulmuş.In your blood-stained hands, drowned in impunity.
Aksi halde diğer öğrencilerin projeleri kendi kendilerine yapma şansını ellerinden almış olursunuz.It deprives your peers of the chance to go out and do the project on your own.
Bankanın yaptığı yatırım mahvolacak ama gene de ellerinde 100 liralık nakit olacak. -But still, the bank got $100 in cash.
Elleriniz havada kalsın eğer yeterli yaşam sigortanız varsa.Keep your hands up if you have sufficient life insurance.
Ellerindekilere sahip cikmak istiyorlar.They want to hold on to what they've got.
Ben... ...kendi kömümü kendi elleriyle kurutan bir adamým.I am a man who dried his blood by his own hands
Onun eldivenli ellerini arkasında sıktı ve düşünceye dalmış gibi görünüyordu.His gloved hands were clasped behind him, and he seemed to be lost in thought.
Mr. Yabancı şömine sırtını döndü ve onun arkasında ellerini koymak geri.Mr. Henfrey had intended to apologise and withdraw, but this anticipation reassured him.
Geldi Ceplerini ellerini sıkışmış ediyorum ve onun lumpily oturdu sandalye.He'd stuck his hands in his pockets as I came in, and he sat down lumpily in his chair.
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiSuddenly the stranger raised his gloved hands clenched, stamped his foot, and said,
Vekili elleri ile masanın üzerinde duruyordu.The Vicar stood with his hands on the table.
Elleri bugüne kadar tuhaf bir sinir ile yaptığı çeşitli cepleri ve tekrar gideceğini beceriksiz.His hands would go ever and again to his various pockets with a curious nervous fumbling.
Denizci gerçekten de aniden çok kırmızı ellerini sıktı.The mariner was suddenly very red indeed; he clenched his hands.
Gail gelemedi. ellerinde sözlükle iletişim kurmaya çalışıyorlardıGail couldn't come. And they spent a lot of time huddled over a dictionary.
Ellerim beni dinlemiyorsun.My hands aren't listening to me.
Yaşlı bir adamı yıkadığı sırada ellerini izledim.I watched her hands as she bathed an old man.
Bir kez daha, Avalokiteshvara'nın elleri ve gözleri...Again, the eyes and hands of Avalokiteshvara.
Olası sıkıntılardan korunmak için, ellerinde nakit olmasını tercih ediyorlar.So that when it's my turn, when the market starts looking at me, I at least have a little cash.
Olsa da, neden ben, zengin ve güçlü hissediyorum ama bizim çıplak elleriyle bir şey.Why, I feel rich and strong, though we have nothing but our bare hands.
Neden, ellerimle tuttuğum için mi?What, with my hands?
İnsanların çoğu objeleri elleriyle tutarlar.That's how most humans hold things.
Onlar ellerini kullanıyorlar.They're using their hands.
Ve bu uygulamalar bize ellerimizi toplumlarımızı daha iyi yapmak için kullanma fırsatı veriyor.And those applications let us use our hands to make our communities better.
Bunlar onun elleri.Those were his hands.
Sizin ellerinizdedir.It is in your hands.
Ona ellerinin ne kadar güçlü olduğunu göster.Ah Man... show him how powerful your hand is.
Ah Man... ellerini şu kızların boğazlarına geçir.Ah Man... put your hand on those girls' neck.
Kokan senin ellerin.No. It's your hand that stinks.
Ne? elleri kokuyor?What? His hand stinks?
"Anneciğim, anneciğim"... ...diye ağlıyordu, ama... ...ellerini omzumdan ayırıp evi terk ettim."Mommy, mommy"... he cried, but... I shook off his small arm, and left home.
Bir yetenegimiz var; bir seyler yapmak icin ellerimizle bir seyleri tutmak icin.We have this ability to make things, to grasp things with our hands.
Burada kaç kişi bir yapıcı olduğunu söyler, ellerinizi kaldırır mısınız?How many people here would say you're a maker, if you raise your hand?
Bunu bulmalarının yolu ellerini işin içine sokmak ve onunla oynamaktır.They will only figure it out by getting their hands on it and playing with it.
10. Dağ Bölüğü'ne ihtiyacımız var. Ellerinde kim varsa.Wait, I...
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.And he pointed to the busloads of tourists that would show up everyday, with cameras ready usually.
Şimdi ellerinize bakın.Now take a look at your hands.
Çalışma kapsamındaki iki molekülümüz gibi, ellerinizin her ikisi de aynı şeylerden oluşur.Like our two molecules under study, both of your hands are made of the same stuff.
Ayrıca şeylerin arasındaki mesafeler, ellerinizin her ikisinde de aynıdır.Furthermore, the distances between stuff in both of your hands are the same.
Aralarındaki benzerliklere rağmen, elleriniz ve moleküllerimiz kesinlikle aynı değildir.Despite the similarities between them, your hands, and our molecules, are certainly not the same.
Ellerinizi birbirinin üstüne koymayı deneyin.Try superimposing your hands on one another.
Yani elleriniz birbirlerinin ayna görüntüsüdür.In other words, your hands are mirror images.
O üzerine ellerini nereye koymak gerekir.It must be where she can lay her hands upon it.
Majesteleri kendi elleriyle onu yeniden kazanmak için bir memnuniyet olabilir. "It might be a satisfaction to his Majesty to regain it with his own hands."
Ben bağırdı kadar Bunun üzerine o iki elleriyle saçımı ele geçirdi ve çekiştirdi ağrı.With that he seized my hair in both his hands, and tugged until I yelled with the pain.
Elleri yıkama konusu vardı.There was the washing of hands.
Tamam, elleri indirelim.Okay, hands down.
"Karşısında" olanlar, ellerinizi kaldırın.Those who are against, raise your hands.
İyi alanlar ellerinde kalmadı.They've run out of good sites.
Buna katılanlar, ellerini kaldırsınlar.All those in favor, raise your hands.
Fikrini lehte olarak değiştirmiş olanlar ellerinizi yukarı kaldırın.Those of you who changed your mind in favor of "for" put your hands up.
Tofu büyük parçalar halinde gelir ve babam onları kendi elleriyle keserdi.Tofu comes out in these big batches, and my father would sort of cut them by hand.
Ve bu adam, Mr. Inami Naomi bu elleri etkiledi.And these hands were influenced by this man, Mr. Inami Naomi.
Benzer şekilde model levhalarını küçücük elleriyle tutmakta zorlanabilir.And similarly, she finds prototyping boards really frustrating for her little hands.
" Neden karakterlerin elleri dikkat çekiyor? ""why do you draw attention to characters' hands?"
Pip dayanılmaz bir şekilde ellerini yakar,Pip insufferably burns his hands,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod